Mükellef Kayıtlarının Terkini İşlemini Re’sen Yapmayan İdare Özel Usulsüzlük Cezası Kesemez

Mükellef Kayıtlarının Terkini İşlemini Re’sen Yapmayan İdare Özel Usulsüzlük Cezası Kesemez
125×125

İşi bırakma bildiriminde bulunmayan mükelleflerin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “işi bırakmanın bildirilmesi” başlıklı 160. maddesine dayanılarak çıkartılan 21/12/2004 tarih ve 2004/13 sayılı uygulama iç genelgesinde yer alan düzenlemeler uyarınca mükellefiyet kayıtlarının re’sen terkini işlemini zamanında yapmayan idare tarafından kesilen özel usulsüzlük cezalarında yasal isabet bulunmadığı hakkında.

T.C.

DANIŞTAY

Dokuzuncu Daire

Esas No : 2014/14213

Karar No : 2018/2185

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince işin gereği görüşüldü:

Uyuşmazlıkta; 2009, 2010 yılları kurumlar vergisi, 2009/Şubat-Aralık, 2010/Ocak-Eylül dönemleri katma değer vergisi ile 2009/0cak-Mart, Nisan-Haziran, Ekim-Aralık, 2010/Ocak-Mart, Nisan-Haziran, Temmuz- Eylül dönemleri geçici vergi beyannamelerinin elektronik ortamda yasal süresi içerisinde verilmediğinden bahisle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davayı; 213 sayılı Kanunun mükerrer 355/1. maddesinde yer alan ” Ancak, bu ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca yapılan düzenleyici idari işlemlerle duyurulması halinde, ilgililere ayrıca yazılı bildirim şartı aranmaz” ifadesinin, 5904 sayılı Kanunun 01/08/2009 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 22. maddesiyle eklendiği, dolayısıyla 01/08/2009 tarihinden önce verilmesi gereken beyannameler için yazılı herhangi bir uyarıda bulunulmaksızın özel usulsüzlük cezası kesilemeyeceği gerekçesiyle 2009/Şubat-Haziran dönemleri katma değer vergisi beyannamelerinin verilmediğinden bahisle kesilen özel usulsüzlük cezaları yönünden kabul eden, 2009/Temmuz- Aralık, 2010/0cak-Eylül dönemleri katma değer vergisi, 2009 ve 2010 yılları kurumlar vergisi beyannamelerinin verilmediğinden bahisle kesilen özel usulsüzlük cezaları yönünden reddeden Vergi Mahkemesi kararının dilekçelerde ileri sürülen sebeplerle karşılıklı olarak bozulması istenilmektedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunun 3. maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, “Yetki” başlıklı mükerrer 257/4. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde ise Maliye Bakanlığının, bu Kanunun 149. maddesine göre devamlı bilgi vermek zorunda olanlardan istenilen bilgiler ile vergi beyannameleri ve bildirimlerin, şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları konulmak suretiyle internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında verilmesi, beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, beyanname, bildirim ve bilgilerin aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bu zorunluluğu beyanname, bildirim veya bilgi çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya yetkili olduğu düzenlemeleri yer almaktadır.

Maliye Bakanlığınca, 213 sayılı Yasanın mükerrer 257/4. maddesi uyarınca çıkarılan 340 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, elektronik ortamda beyanname verme yükümlülüğü ihtiyari tutulmuşken, bu yükümlülük 346 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile zorunlu hale getirilmiş sonrasında da anılan yükümlülüğe ilişkin Genel Tebliğler yayınlanmaya devam edilmiştir.

213 sayılı Kanunun mükerrer 355/1. maddesinin, olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde ise, bu Kanunun 86,148, 149, 150, 256 ve 257. maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257. madde uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlara maddede üç bent halinde sayılan özel usulsüzlük cezalarının kesileceği belirtilmiştir.

Anılan Kanunun “işi bırakmanın bildirilmesi” başlıklı 160. maddesinde; 153. maddede yazılı mükelleflerden işi bırakanlar, keyfiyeti vergi dairesine bildirmeye mecburdur. İşi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi veya yapılan araştırma ve yoklamalar sonucunda bilinen adreslerinde bulunamaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi veya başkaca bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilmesi ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda belirtilmesi halinde mükellef işi bırakmış addolunur ve mükellefiyet kaydı vergi dairesince terkin edilir. Bu durum, ilgili kamu kurum ve kuruluşu ile kamu kurumu niteliğindeki meslek üst kuruluşuna da bildirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usulleri belirlemeye Maliye Bakanlığının yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.

213 sayılı Kanunun 160. maddesine dayanılarak çıkarılan, 21/12/2004 tarih ve 2004/13 sayılı Uygulama İç Genelgesi ile işi bırakma bildiriminde bulunmayan mükelleflerin, işi bıraktığının tespit edilmesi veya yapılan yoklamalar sonucunda bilinen adreslerinde bulunamaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi halinde, mükellefiyet kayıtlarının, vergi dairelerince gerekli araştırmalar yapılarak terkin edileceğine ilişkin işlemler düzenlenmiştir.

Buna göre söz konusu İç Genelgede, “31/07/2004 tarihinden sonra, ticari, zirai veya mesleki kazanç sahibi gerçek kişiler ve ortaklıklar ile tüzel kişi mükelleflerden, birbirini izleyen iki döneme ait katma değer vergisi beyannamesini vermeyenlerin iş yeri ve ikametgah adreslerinde, ayrıca tüzel kişi mükelleflerin kanuni temsilcilerinin ikametgah adreslerinde, katma değer vergisi beyannamesi verilmeyen son dönemi izleyen ay içerisinde gerekli yoklama işlemleri yapılarak, ilgililerin işlerini ne zaman terk ettikleri, iş yerinin yoklama tarihindeki durumu, iş yerinde başkaları faaliyet gösteriyorsa hangi tarihten itibaren orada faaliyet gösterdikleri, mükellefin mesleği ile ilgili teşekkül, birlik veya oda kayıtlarında yer alan bilgiler ile iş yeri ve ikametgah adreslerinin bulunduğu yer muhtarlık kayıtları araştırılarak, adres değişikliği yapılıp yapılmadığı hususları tespit edilecektir. Yukarıda belirtilen araştırma ve yoklamaların tamamlanmasını takip eden otuz gün içinde mükellefin bilinen adreslerinde, dosyadan sorumlu servis şefinin de katıldığı ikinci bir yoklama yapılarak, ilgilinin bilinen adreslerinde bulunamadığını teyit eden bir yoklama fişi tanzim edilecektir. Yapılacak araştırma ve yoklamalar sonucunda, işini terk ettiği tespit edilen, bilinen adreslerinde bulunamayan ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilemeyen mükelleflerin mükellefiyet kayıtları, ilgili müdür yardımcısının önerisi ve vergi dairesi müdürünün onayı ile terkin edilecektir. Bu işlemler en geç katma değer vergisi beyannamesi verilmeyen son dönemi izleyen dördüncü ayın sonuna kadar tamamlanacaktır. İşlemlerin süresinde ve eksiksiz olarak sonuçlandırılması hususu vergi dairesi müdürleri tarafından titizlikle takip edilecektir. İşini terk ettiği tarih, Devlet veya Devlet güvencesinde tutulan kayıt ve siciller veya diğer kanaat getirici vesikalarla tevsik edilebilenlerin mükellefiyet kayıtları, bu olayın meydana geldiği tarihten itibaren, ticari, zirai ve mesleki kazanç sahipleri ve kurumlar vergisi mükelleflerinden, işini terk ettiği tarih, kanaat getirici vesikalarla tespit edilemeyenlerin mükellefiyet kayıtları, ilk yoklamanın yapıldığı tarihten itibaren terkin edilecektir” ifadeleri yer almaktadır.

Yukarıda yer alan düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, işi bırakan mükellefin vergi dairesine bildirimde bulunması genel kural olmakla birlikte, faaliyetlerini uzun süreden beri bırakmış, ortakları dağılmış, ortaklığın feshine ve tasfiyesine karar verilmemiş, sorumlu ve muhatap tutulacak kanuni temsilci veya tasfiye memuru da bulunmayan, işlerini tamamen terk ettiği belirlenen ve vergiye tabi bir faaliyeti de tespit edilmeyen mükelleflerin, işi bırakma keyfiyetini vergi dairesine bildirmemiş olmaları nedeniyle, beyanname vermedikleri dönemlere ilişkin matrahlarının re’sen takdiri yoluna gidilmesi ve gayrı faal oldukları dönemler için beyanname verilmemesi nedeniyle usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezası kesilmesi 213 sayılı Kanunun 3. maddesinde ifadesini bulan, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyetinin esas olduğu ilkesine uygun düşmemektedir.

213 sayılı Kanunun 160. maddesi, işini tamamen terk eden ve vergiye tabi bir faaliyeti tespit edilemeyen mükellefler hakkında, sadece işi bırakma keyfiyetinin vergi dairesine bildirilmemiş olması nedeniyle gereksiz tarhiyatlar yapılmasının ve ihtilaflar yaratılmasının ortaya çıkardığı sakıncaları gidermek ve münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirenlerin mükellefiyet kayıtlarının terkini suretiyle idarenin ve diğer mükelleflerin mağduriyetini önlemek amacına yönelik olarak düzenlenmiştir. Bu çerçevede belirli şartları taşıyan mükelleflerin mükellefiyet kayıtlarının vergi dairesince terkin edilmesi imkanı getirilmiştir.

Verilen bu imkan şüphesiz ki idareye bu durumda olan mükelleflerin mükellefiyet terkin tarihini keyfi olarak belirleme yetkisi vermemekte, tam tersine belli şartlar dahilinde yapılması gereken işlemleri yapması ve İç Genelgede belirtilen süreler içerisinde yapılacak tespitlere göre mükellefiyetin re’sen terkini sorumluluğu getirmektedir.

Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin, faaliyetine başladığı 08/09/2006 tarihinden 2009/Ocak dönemine kadar beyannamelerini düzenli olarak verdiği, 2009/Şubat dönemi ve sonraki dönemlere ilişkin katma değer vergisi, geçici vergi, kurumlar vergisi beyannamelerini vermemesi üzerine iş yeri adresinde yapılan 14/09/2010 tarihli yoklamada, davacının adresi yaklaşık bir buçuk sene önce terk ettiğinin tespit edildiği, şirket müdürü …’ın ikametgah adresinde yapılan 01/12/2010 tarihli yoklamada, anılan şahsın yurt dışında olduğunun ifade edildiği, iş yeri adresinde 29/03/2011 tarihinde yapılan yoklamada da adresin boş ve kapalı olduğunun tespit edilmesi sonucu vergi dairesi müdürlüğünce 213 sayılı Kanun’un 160. maddesi ile bu maddeye dayanılarak çıkarılan 21/12/2004 tarih ve 2004/13 sayılı Uygulama İç Genelgesi uyarınca, ilk tespitin yapıldığı 14/09/2010 tarihi itibarıyla davacının mükellefiyet kaydının re’sen terkin ettirildiği, 2009/Şubat dönemi ile re’sen terk tarihine kadar olan dönemlere ilişkin beyannamelerin verilmediğinden bahisle davaya konu özel usulsüzlük cezalarının kesildiği görülmektedir.

Bu durumda, 2004/13 sayılı Uygulama İç Genelgesi uyarınca, 2009/Şubat döneminden itibaren beyannamelerini vermediği anlaşılan davacının, katma değer vergisi beyannamesini üst üste vermediği iki dönemin tespit edilip katma değer vergisi beyannamesi verilmeyen son dönemi izleyen ay içerisinde yoklama düzenlenerek, davacının işlerini ne zaman terk ettiği, iş yerinin yoklama tarihindeki durumu, iş yerinde başkaları faaliyet gösteriyorsa hangi tarihten itibaren orada faaliyet gösterdikleri, mükellefin mesleği ile ilgili teşekkül, birlik veya oda kayıtlarında yer alan bilgiler ile iş yeri ve ikametgah adreslerinin bulunduğu yer muhtarlık kayıtları araştırılarak, adres değişikliği yapılıp yapılmadığı hususlarının tespit edilmesi ve en geç katma değer vergisi beyannamesi verilmeyen son dönemi izleyen dördüncü ayın sonuna kadar bu işlemlerin tamamlanması gerekirken, İç Genelgede belirtilen tarihler gözetilmeksizin, 14/09/2010 tarihinde ilk yoklamanın yapıldığı ve aynı tarih itibarıyla da davacının mükellefiyet kaydının terkin edildiği anlaşıldığından, re’sen terk işlemini zamanında yapmayan idare tarafından kesilen özel usulsüzlük cezalarında yasal isabet bulunmamaktadır.

Öte yandan, 2009/0cak-Mart, Nisan-Haziran, Ekim-Aralık, 2010/Ocak-Mart, Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül dönemleri geçici vergi beyannamelerinin elektronik ortamda yasal süresi içerisinde verilmediğinden bahisle kesilen özel usulsüzlük cezaları hakkında Vergi Mahkemesince hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, yeniden verilecek kararda bu hususta da karar verilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, davalı idare temyiz isteminin reddine, davacı temyiz isteminin kabulüne, İzmir 4. Vergi Mahkemesi’nin 16/07/2014 tarih ve E:2013/1358, K:2014/1087 sayılı kararının redde ilişkin hüküm fıkrasının ve 2009/0cak-Mart, Nisan-Haziran, Ekim-Aralık, 2010/0cak- Mart, Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül dönemleri geçici vergi beyannamelerinin elektronik ortamda yasal süresi içerisinde verilmediğinden bahisle kesilen özel usulsüzlük cezaları hakkında hüküm kurulmak üzere bozulmasına, kabule ilişkin hüküm fıkrasının yukarıda yazılı gerekçe ile onanmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 06/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir