AİHM Tazminatı İçin Ödenen Faiz Vergiye Tabi mi?

AİHM Tazminatı İçin Ödenen Faiz Vergiye Tabi mi?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi deklarasyonunda yer alan;

her türlü parasal olan ya da olmayan tüm zararın yanı sıra maruz kalınan zarar ve harcamaları kapsayan tutarların her türlü vergiden muaf olacağı ibaresinin, sadece hükmedilen tazminata ödeme tarihine kadar işleyen faiz miktarına ilişkin olup, aksinin yani hükmedilen tüm tazminatın vergiden muaf olacağının kabulü sözleşmeci devletlerin vergilendirme yetkisine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince yapılmış bir müdahale anlamı taşıyacağı hakkında.

T.C.

DANIŞTAY

Dördüncü Daire

Esas No : 2016/576

Karar No : 2018/5653

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince işin gereği görüşüldü:

2015 yılının 4-6 dönemine ilişkin ihtirazi kayıtla verilen geçici vergi beyannamesine dayalı olarak yapılan tahakkuk işleminin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde açılan davaya ilişkin deklarasyon gereği ödenmiş olan 3.565.582,16 TL tutarındaki faiz gelirine isabet eden kısmının iptali istemiyle açılan davayı kabul eden Mahkeme kararı temyiz edilmiştir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1. maddesinin 1/a. bendinde; sermaye şirketlerinin kurum kazançlarının kurumlar vergisine girdiği, aynı maddenin 2. bendinde; kurum kazancının, gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluştuğu, 6. maddesinin 1. bendinde; kurumlar vergisi, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, aynı maddenin 2. bendinde; safî kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümleri uygulanacağı, hükme bağlanmıştır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 2. maddesinin 1. bendinde; ticari kazançların, gelirin unsurları arasında sayılmış olup, aynı Kanunu’nun 37. maddesinde ise; her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazanç olduğu hükme bağlanmıştır.

İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’ye Ek 1. Protokolün “Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1. maddesinin 2. bendinde; Protokol hükümlerinin, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmeyeceği hükme bağlanmıştır.

Dosyasının incelenmesinden, davacı şirketin, 18.01.2004 tarihinde feshedilerek bütün hak ve borçları külli halef sıfatıyla Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilen . Derneği ile 27.03.2000 tarihinde imzaladığı protokole istinaden okul yapımı işini üstlendiği, yaptığı inşaat taahhüt işlerinden dolayı tahsil edemediği alacakları ile ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine açtığı davaya ilişkin olan 38927/06 başvuru nolu deklarasyon uyarınca kendisine ödenen 3.565.582,16 TL faiz gelirini 2005 yılının 4-6 dönemi geçici vergi beyannamesinde ihtirazi kayıtla beyan ettiği, söz konusu beyana dayalı olarak tahakkuk eden 713.116,43 TL geçici vergiyi 17.08.2015 gününde ödediği, sözü edilen deklarasyonda, her türlü parasal olan ya da olmayan tüm zararın yanı sıra maruz kalınan zarar ve harcamaları da kapsayan tutarların her türlü vergiden muaf olacağı belirtildikten sonra, söz konusu tutar için üç aylık ödeme süresini müteakiben mahsup tarihine kadar geçecek süre için faiz uygulanmasının da öngörüldüğü anlaşılmıştır.

Uyuşmazlıkta, davacıya ödenen 3.565.582,16-TL faiz tutarının, asıl alacağa, hak ediş tarihinden, 05.11.2009 tarihli deklarasyon kararı verilinceye kadarki süreçte işleyen faiz tutarı ile hükmedilen tazminat miktarına ödeme tarihine kadar olan süreçte işlemiş faiz tutarının toplamı yani iki farklı faiz türünden oluştuğu, bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde bu iki farklı faiz miktarının vergilendirme konusunda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Asıl alacağa, hak ediş tarihinden 05.11.2009 tarihli deklarasyon kararı verilinceye kadarki süreçte işleyen faiz tutarına ilişkin olarak; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince hükmedilen tazminatın, davacı şirketin ticari faaliyetinin dolaylı bir sonucu olduğu, bu nedenle hükmedilen tazminat içinde yer alan faiz miktarının da ticari kazanç sonucu elde edilen gelir olup kurumlar vergisine tabi olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.

Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi deklarasyonunda yer alan; her türlü parasal olan ya da olmayan tüm zararın yanı sıra maruz kalınan zarar ve harcamaları da kapsayan tutarların her türlü vergiden muaf olacağı ibaresinin, sadece hükmedilen tazminata ödeme tarihine kadar işleyen faiz miktarına ilişkin olup, aksinin yani hükmedilen tüm tazminatın vergiden muaf olacağının kabulü sözleşmeci devletlerin vergilendirme yetkisine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince yapılmış bir müdahale anlamı taşıyacağı açıktır.

Bu anlamda davacıya ödenen 3.565.582,16-TL faiz tutarının, asıl alacağa işlemiş olan faiz tutarına ilişkin kısmının ticari kazanç olduğu, hükmedilen tazminata ödeme tarihine kadar işlemiş olan faiz tutarına ilişkin kısmının ise, deklarasyon uyarınca her türlü vergiden muaf olduğu anlaşılmakla dava konusu tahakkuk işleminin faiz gelirine isabet eden kısmının tümüyle vergiden muaf olacağı gerekçesiyle kabul kararı veren Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamıştır.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir