4/C Aylıksız İzin Mahkeme Kararı

4/C Aylıksız İzin Mahkeme Kararı

T.C.DİYARBAKIR

1.İDARE MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/2860

YÜRÜTMENİN DURDURULMASINI

İSTEYEN (DAVACI): ……….. SENDİKASI

VEKİLİ                                             : AV. …………

                                                            Kocatepe Mahallesi Bayındır Sokak No:50/7 Kızılay- Çankaya/ANKARA

 

KARŞI TARAF (DAVALI)           : DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

VEKİLİ                                          : AV. ………

                                                               DSİ 10. Bölge Müdürlüğü/DİYARBAKIR

 

İSTEMİN ÖZETİ                       : Davacının 16/05/2017 tarihinde doğum yapması nedeniyle analık izin bitim tarihi olan 23.10.2017 tarihinden itibaren 22 ay süreyle ücretsiz izne ayrılma talebinin reddine ilişkin 09.08.2017 tarih ve 91255868-900-548959 sayılı işlemin; 4/C’li personelin sürekli kamu hizmeti ifa ettiği, sözleşmesinde yazan ücretler dışında hiçbir parasal ve özlük hakkının verilemeyeceğinin kabul edilmesinin mümkün olmadığı, doğum sonrası ücretsiz izin hakkından 4/C’li personelin de yararlandırılması gerektiği, ayrıca davacının bebeğinin prematüre doğduğu ve anne bakımına muhtaç olduğu ileri sürülerek yürütmesinin durdurulması ve iptali istenilmektedir.

 

SAVUNMANIN ÖZETİ             : Usule ilişkin olarak; davanın süresi içerisinde açılmadığı ve davaya bakmaya Ankara İdare Mahkemelerinin yetkili olduğu, esasa ilişkin olarak ise; davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/C maddesine göre sözleşmeli personel olarak görev yaptığı, 2014/7140 sayılı Bakanlar Kurulu kararında söz konusu personellere ücretsiz izin verilmesi hakkında bir düzenleme yapılmadığı, bu nedenle davacıya ücretsiz izin verilemeyeceği yönünde tesis edilen dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek yürütmenin durdurulması isteminin ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

 

Karar veren Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi’nce, davalı idarenin savunması ve ara kararına cevap alındıktan sonra incelenmesine karar verilen yürütmenin durdurulması istemi, savunma ve ara kararına cevabın geldiği görülmekleyenidenincelenerek gereği görüşüldü:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 2. fıkrasında, “Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.” hükmü yer almaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 5. maddesinde, “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” hükmüne; 10. maddesinde, ” Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir….Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar” hükmüne yer verilmiş; 49. maddesinde, Devletin, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı hükme bağlanmış; 90. maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır…Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmüne yer verilmiş, 128. maddesinde ise, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

Bu bağlamda Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesinin, sözleşmeye taraf devletlerin sağlayacağı korumaların düzenlendiği 10. maddesinde “Annelere doğumdan önce ve sonra makul bir süre özel koruma sağlanır. Çalışan annelere bu dönem için ücretli izin veya yeterli sosyal güvenlikten yararlanabilecekleri bir izin verilir.” kuralına, Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın 8/3.maddesinde taraf devletlerin “Emzirme döneminde annelere bu amaçla yeterli bir süre işe ara verme hakkı sağlamayı” taahhüt edeceği kuralına yer verilmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 1. maddesinde, ” Bu Kanun, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar, İl Özel İdareleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerinde çalışan memurlar hakkında uygulanır. Sözleşmeli ve geçici personel hakkında bu Kanunda belirtilen özel hükümler uygulanır.” hükmüne yer verilmiş; 4. maddesinde, Kamu hizmetlerinin; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceği hükme bağlanmış ve 4. maddesinin (C) bendinde, geçici personel:”Bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna Devlet Personel Dairesinin ve Maliye Bakanlığının görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulunca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kimseler” olarak tanımlanmıştır.

657 sayılı Kanun’un 104. maddesinin (A) bendinde, “Kadın memura; doğumdan önce sekiz, doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı hafta süreyle analık izni verilir. Çoğul gebelik durumunda, doğum öncesi sekiz haftalık analık izni süresine iki hafta eklenir. Ancak beklenen doğum tarihinden sekiz hafta öncesine kadar sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın memur, isteği hâlinde doğumdan önceki üç haftaya kadar kurumunda çalışabilir. Bu durumda, doğum öncesinde bu rapora dayanarak fiilen çalıştığı süreler doğum sonrası analık izni süresine eklenir. Doğumun erken gerçekleşmesi sebebiyle, doğum öncesi analık izninin kullanılamayan bölümü de doğum sonrası analık izni süresine ilave edilir. Doğumda veya doğum sonrasında analık izni kullanılırken annenin ölümü hâlinde, isteği üzerine memur olan babaya anne için öngörülen süre kadar izin verilir.” hükmüne; 108.maddesinin (B) bendinde ise, “Doğum yapan memura, 104 üncü madde uyarınca verilen doğum sonrası analık izni süresinin bitiminden; eşi doğum yapan memura ise, doğum tarihinden itibaren istekleri üzerine yirmidört aya kadar aylıksız izin verilir.” hükmü yer almıştır.

31.12.2014 tarihli ve 29222 (4.Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Özelleştirme Uygulamaları Sonucunda İş Sözleşmeleri Sona Eren İşçilerin Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Geçici Personel Statüsünde İstihdam Edilmelerine İlişkin Esaslara ilişkin 2014/7140 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 11. maddesinin 4. fıkrasında ise, “Geçici personele, doğum yapmasından önce 8 hafta ve doğum yaptığı tarihten itibaren 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta süre ile ücretli izin verilir. Çoğul gebelik hâlinde, doğumdan önceki 8 haftalık süreye 2 hafta süre eklenir. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde tabibin onayı ile geçici personel, isterse doğumdan önceki 3 haftaya kadar iş yerinde çalışabilir. Bu durumda, geçici personelin çalıştığı süreler, doğum sonrası sürelere eklenir. Doğumun erken gerçekleşmesi sebebiyle, doğum öncesi iznin kullanılamayan bölümü doğum sonrası izin süresine ilave edilir. Yukarıda öngörülen süreler geçici personelin sağlık durumuna göre tabip raporunda belirlenecek miktarda uzatılabilir. Doğum izni sebebiyle Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen geçici iş göremezlik ödeneği geçici personelin ücretinden düşülür. Geçici personele, çocuklarını emzirmeleri için, doğum sonrası izin süresinin bitiminden itibaren ilk 6 ayda günde 3 saat, ikinci 6 ayda günde 1,5 saat süt izni verilir. Süt izninin kullanımında annenin saat seçim hakkı vardır.” düzenlemeleri getirilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının DSİ 10. Bölge Müdürlüğü emrinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/C maddesi kapsamında sözleşmeli personel olarak görev yaptığı, 16.05.2017 tarihinde doğum yapan davacının, doğum izninin bitim tarihi olan 23.10.2017 tarihinden itibaren 22 ay süreyle ücretsiz izne ayrılma talebiyle davalı idareye başvuruda bulunduğu, bu başvurunun; 657 sayılı Yasa’nın 4/C maddesine göre sözleşmeli olarak çalışan personele ilişkin mevzuatta doğum nedeniyle ücretsiz izin verilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığından bahisle 09.08.2017 tarih ve 91255868-900-548959 sayılı işlemle reddedildiği, anılan işlemin yürütmenin durdurulması ve iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlığa konu olayda; davalı idare tarafından, davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/C maddesine göre sözleşmeli personel olarak görev yaptığı, 2014/7140 sayılı Bakanlar Kurulu kararında söz konusu personellere ücretsiz izin verilmesi hakkında bir düzenleme yapılmadığı, bu nedenle davacıya ücretsiz izin verilemeyeceği ve dava konusu işlemin bu nedenle hukuka uygun olduğu ileri sürülmekte ise de; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/C bendinde tanımı yapılan ve kamu görevlilerinin istihdam biçimleri arasında sayılan geçici personelin de anılan Yasa uyarınca genel anlamda kamu görevlisi olduğu açık olup, Anayasa’nın 128.maddesi ile memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceğinin hükme bağlandığı, yine Anayasa’nın Devletin amaç ve görevlerini düzenleyen 5.maddesi ile kanun önünde eşitliği düzenleyen 10.maddesi ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar dikkate alındığında, genel anlamda kamu görevlisi olan ve kamu hizmeti yürüten geçici personelin de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 104. ve 108.maddelerinde yer alan doğum izinlerinden faydalanması gerektiği tartışmasızdır.

Diğer taraftan, Anayasa’nın Kanun önünde eşitlik ilkesinin aynı statüde yer alan kişiler bakımından geçerli olduğu, farklı statüde yer alanlara aynı hakların tanınamayacağı açık olmakla birlikte, doğum süreci ve annelik durumu ile yeni doğan bir bebeğin insan olmak temelindeki haklarının kamu görevlileri arasında statü farkına endekslenemeyeceği, Anayasa’nın 49.maddesinde ifade edilen Devletin, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağına ilişkin düzenleme ve kadın istihdamının Devletin sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmesindeki yeri dikkate alındığında, kamuda yer alan istihdam biçimlerinden biri olan geçici personelin 657 sayılı Yasa’nın tanıdığı ücretsiz doğum izninden faydalanamayacağına ilişkin düzenlemenin temel insan haklarına, eşitlik ilkesine uygun olmadığı açıktır.

Bu veriler ışığında, DSİ 10. Bölge Müdürlüğü emrinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/C maddesi kapsamında sözleşmeli personel olarak görev yapan davacının, doğum nedeniyle ücretsiz izne ayrılma talebiyle yaptığı başvurunun, 4/C kapsamında sözleşmeli olarak çalışan personele ilişkin mevzuatta doğum nedeniyle ücretsiz izin verilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığından bahisle reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Öte yandan, dava konusu işlemin niteliği ve mahiyeti ile dosyada mevcut diğer bilgi ve belgelerin yukarıda aktarılan mevzuat hükümleriyle birlikte göz önüne alınması sonucunda, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu saptanmasına rağmen, uygulanmasına devam edilmesinin telafisi güç veya imkansız zararların doğumuna yol açacağı, dolayısıyla 2577 sayılı Kanun’un 27/2. maddesinde öngörülen şartların birlikte gerçekleştiği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, açıkça hukuka aykırı olan ve uygulanması halinde telafisi güç zararlara sebebiyet verebilecek nitelikte bulunan dava konusu işlemin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca teminat aranmaksızın yürütmesinin durdurulmasına, kararın tebliğini izleyen günden itibaren (7) yedi gün içinde Gaziantep Bölge İdare Mahkemesine itiraz yolu açık olmak üzere, 01/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir