Naklen Atamalarda Güvenlik Soruşturması Yapma Zorunluluğu Varmı?

Naklen Atamalarda Güvenlik Soruşturması Yapma Zorunluluğu Varmı?
125×125

Memur Güvenlik Soruşturması

Naklen Atamalarda Güvenlik Soruşturması Yapma Zorunluluğu Varmı?

Bilindiği üzere 676 sayılı KHK ile  657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48. maddesine eklenen düzenleme ile  memuriyete girmeden önce; güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak şartı getirilmiştir.Kanunda yer alan düzenleme memuriyete ilk defa atananlar için zorunluluk arz etmekte ve arşiv ve güvenlik soruşturması tamamlanmayan kişilerin ataması soruşturma tamamlanana kadar yapılmamaktadır.

Memur olarak çalışmakta iken başka  kurumlara naklen atananlar memurlar hakkında böyle bir zorunluluk bulunmamaktadır.

Ancak kurumların naklen alacakları personeller hakkında yeniden güvenlik ve arşiv soruşturması yaptırmasında da her hangi bir engel bulunmamaktadır.

 Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliğinin 10 uncu maddesi kapsamında gerekli görülen hallerde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yenilenmesinin mümkün olduğu, yönünde yapılan düzenleme çerçevesinde kurumlar naklen alacakları personeller hakkında da güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapma hakkında sahiptirler.

Güvenlik ve Arşiv Araştırması Sonucunda kurumların nasıl bir işlem yapabileceğine ilişkin olarak daha önceki yıllarda verilmiş olan mahkeme kararlarını uygulayıcılara örnek olması açışından yazımız ekinde yayımlıyoruz.

Danıştay 12.  Daire Esas No: 2015/3186  Karar No: 2015/5513

Özeti: 2802 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesi ile Adalet Bakanlığı Memur, Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği hükümleri uyarınca zabıt katipleri hakkında sadece arşiv araştırması yapılacağı, arşiv araştırmasının kapsamının ise anılan Yönetmelikte tanımlandığı, bu doğrultuda hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması karşısında, sözleşmeli zabıt katipliği sınavında başarılı olan davacının arşiv araştırmasının başarısız olduğundan söz edilemeyeceği hakkında.

Danıştay 5. Dairesinin 03.11.1999 tarihli ve E:1999/3652 K:1999/3292 sayılı kararında

Bu durumda, suç işlediği şüphesiyle gözetim altına alınan kişi henüz Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun yukarıda belirtilen hükmü uyarınca sanık olmamış, bir başka anlatımla cumhuriyet savcısı tarafından henüz kendisine karşı mahkum edilmesi amacıyla iddianame hazırlanmamış fakat şüpheli olan kişidir.Şüpheli; sanıklığın şartından birisi olan isnat şartı henüz şahsında gerçekleşmemiş, üzerinde suç şüphesinin yoğunlaştığı halde kendisine karşı henüz somut bir işlem yapılmamış kişidir. Davacı hakkında iddianame hazırlanmadığı gibi yasanın aradığı anlamda suçlu olarak mahkemeye de davet edilmediği açıktır.

Olayda, davacı tarafından 17.4.1997 tarihinde düzenlenerek idareye verilen Personel Güvenlik Soruşturma ve Arşiv Araştırması Formun’da kasıtlı olarak noksan veya yanlış cevaplandırılmış soruların işten çıkarma nedeni sayılacağının belirtildiği; anılan Formun 7. maddesinin (b) bendinde, (aleyhinizde iddianame tanzim edildi mi?) (c) bendinde ise; (herhangi bir askeri veya sivil ceza davasında suçlu olarak mahkemeye davet edildiniz mi?) sorularına davacı tarafından “hayır” cevabı verilmesinin yukarıda belirtilen hukuki durum karşısında yalan beyan olarak kabulü mümkün değildir.

Öte yandan davacının atanmamasını gerektiren başka hukuksal neden öne sürülmemiş olması ve adı geçenin halen memuriyet statüsünde bulunması da göz önüne alındığında dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Danıştay 12. Dairesinin 29.02.1996 tarihli ve E: 1995/7261, K: 1996/585 sayılı kararında; 

Dosyanın incelenmesinden, davalı idarece 16.6.1993 ve 12.7.1993 tarihlerinde yapılan stajyer gümrük muayene memurluğu sınavım kazanan davacı hakkında yaptırılan arşiv araştırması sonucu, kardeşinin bazı suçlardan arandığının tespit edilmesi üzerine, gümrük müsteşarlığı değerlendirme komisyonunun 9.4.1994 günlü, 1994/3 sayılı kararıyla, memuriyete alınmasının uygun olmadığına karar verildiği, bu karara istinaden, davacının göreve atanmamasına ilişkin 1.6.1994 günlü, 120059 sayılı işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır.

İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davalı idarece öne sürülen hususlar, Ankara 10. İdare Mahkemesinin 27.12.1995 günlü, E:1994/723, K:1995/263 sayılı kararının, hukuk ve usule uygun bulunan, davacının atamasının yapılmamasına ilişkin işlem ve dayanağı değerlendirme komisyonu kararının iptaline yönelik kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Buna karşılık, Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında, “İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür”, hükmü yer almış olup, bu hüküm gereğince ve davacının atanmamasına ilişkin davalı idare işleminin iptal edilmekle hukuka aykırılığı saptanmış olduğundan, davacının bu işlem sebebiyle uğradığı zararların tazmini zorunlu bulunmaktadır. Söz konusu zararların giderilmesinde, davacının atanmamasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten, iptal kararı üzerine atandığı tarihe kadar geçen süre içerisinde yoksun kaldığı aylık ve diğer özlük haklarının davalı idarece davacıya ödenmesi gerekeceğinden idare mahkemesi kararının, davacının, atanmaması dolayısıyla yoksun kaldığı aylık ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini isteminin 4045 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi uyarınca geçmişe yönelik aylık ve özlük haklarının ödenemeyeceği gerekçesiyle reddine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Ankara 10. İdare Mahkemesinin 27.2.1995 günlü E:1994/723, K:1995/263 sayılı kararının, dava konusu işlem ve dayanağı değerlendirme komisyonu kararının iptaline ilişkin kısmının davalı idarenin temyiz isteminin reddiyle onanmasına; dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı aylık ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmının, davacının temyiz isteminin kabulüyle,
 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasayla değişik 3. fıkrası gereğince bu kısım hakkında belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı gelen mahkemeye gönderilmesine, 29.02.1996 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir