Memurluk Sıfatı İle Bağdaşmayacak Nitelik ve Derecede Suçlar Nelerdir?

Memurluk Sıfatı İle Bağdaşmayacak Nitelik ve Derecede Suçlar Nelerdir?
125×125

Devlet memurları kanununun disiplin suçlarının anlatıldığı 125. maddesinin e bendinde Devlet Memurluğundan çıkarılma cezası ve hangi suçların devlet memurluğundan çıkarılma cezası kapsamında olduğu anlatılmıştır.İlgili maddenin e fıkrasının g bendinde yer alan  “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiili uygulamada en çok tereddüt yaşanan maddelerden birisidir.

Devlet Memurları Kanununun  48 inci maddesinde 2008 yılında yapılan değişiklikten önce “Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan ” ibaresi yer almakta ve kanun maddesinde sayılmış olan bu suçların yüz kızartıcı suç olduğu sonucuna varılmaktaydı.

Ancak 2008 yılında yapılan değişiklikten sonra madde metininde yer alan  “gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan” ibaresi kaldırılmıştır.

Türk Ceza kanununda hangi suçların yüz kızartıcı suç kapsamında yer aldığına dair bir düzenlemede  yer almamaktadır.

Bu nedenle uygulamada disiplin cezaları verilirken disiplin amirlerince çeşitli suçlar 657 sayılı devlet memurları kanununun 125. maddesinin e fıkrasının g bendine göre değerlendirilmekte ve memurluktan çıkarılma cezaları verilmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu madde 48/5’te sayılmış olan aşağıdaki suçlar yüz kızartıcı suç olarak değerlendirilebilir.

-İhaleye fesat karıştırma,
-Edimin ifasına fesat karıştırma,
-Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama,
-Kaçakçılık suçları,
-Hırsızlık Suçu,
-Dolandırıcılık Suçu,
-Güveni Kötüye Kullanma Suçu,
-Rüşvet Suçu,
-İrtikap Suçu,
-Zimmet Suçu,
-Hileli İflas (TCK md.161),
-Tüm sahtecilik suçları, (Özel Belgede Sahtecilik Suçu, Resmi Evrakta Sahtecilik Suçu, Parada Sahtecilik Suçu (TCK md.197), Kıymetli Damgada Sahtecilik (TCK md.199),Mühürde Sahtecilik Suçu (TCK md. 202) vb.).

Bunun haricinde çeşitli suçlarda idarelerce ve mahkemelerce  yüz kızartıcı suç kapsamında değerlendirilmektedir. Uygulamada yaşanan sıkıntılara örnek olması açısından geçmiş yıllarda Danıştay Başkanlığınca “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiiline ilişkin olarak verilmiş olan Mahkeme  Kararlarını Yazımız ekinde yayımlıyoruz.

 

Memurluk Sıfatı ile Bağdaşmayacak Nitelik ve Derecede Yüz Kızartıcı ve Utanç Verici Hareketlerde Bulunmak Fiiline İlişkin Danıştay ve Yargıtay Kararları

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu E:2000/594, K:2000/949
Yurt dışında lisansüstü öğrenim gördüğü sırada irticai faaliyetlerde bulunan çevrelerle ilişkilerde bulunan ve Atatürk İlke ve İnkılapları aleyhine İnternet aracılığı ile propaganda yapan bir öğretim elemanının eylemi, öğretim elemanı sıfatıyla bağdaşmayacak «şeref ve haysiyet kırıcı suç» kapsamında görülmüştür
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 02.07.1996 tarihli ve 3-144/171 sayılı ilamında;
Yüz kızartıcı suçun yasalarda tanımlanmadığı ve tek tek sayılmadığı, bazı yasalarda bu suçların sayılmış olmasının, yasa koyucunun iradesini sınırlı sayma olmadığı, diğer yüz kızartıcı suçların neler olduğunun yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca saptanacağı ve Yargıtay tarafından uygulamada birlik sağlanacak biçimde denetleneceği
belirtilmiştir. Yargıtay’a göre, yasalarda bir takım suçlar sayıldıktan sonra “gibi” denilmek suretiyle diğer yüz kızartıcı suçların neler olduğu uygulamaya bırakılmıştır.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı  E. 1987/1637, K. 1989/1877,
…………….yüz kızartıcı hareket kavramı, 657 sayılı Kanun’un 48 nci maddesinde belirtilen yüz kızartıcı suçlar­dan daha geniş kapsamlıdır.

Danıştay  16. Daire Başkanlığı  K. 2016/1858 

Davacının “resmi belgede sahtecilik” suçundan üç kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetimli serbestlik süresine tabi tutulmasına; ayrı ayrı iki kez işlediği eylemlerden dolayı “nitelikli dolandırıcılık” suçundan, 1 yıl 3 ay hapis ve 700 TL adli para cezası ile 11 ay 3 gün hapis ve 160 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetimli serbestlik süresine tabi tutulmasına karar verilmiş ve bu karara yapılan itirazın reddi ile karar kesinleşmiştir. Bu durumda, yukarıda yer verilen Ceza Mahkemesi kararı ile davacı hakkında mahkumiyete hükmedilip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi karşısında; İdare Mahkemesi tarafından, Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil ettiği gerekçedeki anlatımla kabul edilen eylemin sübuta erdiği şeklinde ifade kullanılmasında, masumiyet karinesi uyarınca hukuki isabet görülmemiş ise de; davacının zabıt katibi olarak görev yaptığı sırada, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunması sebebiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-g maddesi uyarınca memurluktan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve bu karar uyarınca memurlukla ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, bu husus, anılan kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu E. 1992/117, K. 1992/118

……..haysiyetsizlik, iffetsizlik ve vazifede bırakılmaya mani suiistimalin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı hare­ket sayılabilmesi için söz konusu eylemin öğ­retmenlik mesleği ile ilgili konularda tezahür etmesi gerekir.

Danıştay  12. Daire Başkanlığı  E. 2009/2208 K. 2012/751 
ÖZET : Tapu Sicil Müdürlüğünde sicil kâtibi olarak görev yapan davacının, tapu sicilindeki bilgileri suç örgütüne verdiği ve bu eylemin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak şeklinde değerlendirilmesi suretiyle Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlem hukuka uygundur

Danıştay  16. Daire Başkanlığı  E. 2015/9697 K. 2015/1941

ÖZET : Özel yaşamın gizliliğinin korunması ilkesi bireyin temel haklarından olması sebebiyle Anayasada ve uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınmıştır. Davacı memur, ancak yargı kararı ile tespiti mümkün olan bir hususta eşine ait telefon kayıtlarını hukuka aykırı bir şekilde düzenlediği müzekkereyle temin etmiş, yetki ve nüfuzunu kötüye kullanarak kişinin rızası dışında kişisel verileri ele geçirmiştir. Bu fiil 657 Sayılı Kanun’un 125/E-g maddesinde sayılan koşullara uygun olmakla, davacının Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair davaya konu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-g maddesi, kamu görevinin inanılır, güvenilir, itibarlı görevliler eliyle yürütülmesini amaçlamıştır. Memur sıfatı taşıyan ve kamu hizmetinin personel unsurunu oluşturan kişilere toplumun güven duyması, bireylerin idareye olan güven ve inancını da sağlayacaktır. Kamu hizmetinin, gerekli saygınlığı yitirmiş görevliler eliyle yürütülmesi, bireylerin idareye olan güven duygularının sarsılmasına, kişi ile idare ilişkilerinde arzu edilmeyen olumsuz bazı gelişmelere neden olabilir. Kanun, böylesi bir tehlikenin gerçekleşmesini engellemek için önlem almış, müsebbiblerinin Devlet memuriyetinden çıkartılmasını öngörmüştür.

.Hukukumuzda haberleşme hürriyeti kapsamında yapılan telefon görüşmeleri ve bunlara dair kayıtların temin edilmesi yetkisi ancak hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısı kararıyla mümkün olup, bu konuda başkaca herhangi bir kamu görevlisinin yetkisi bulunmamaktadır.

Bu durumda, davacının kişilerin temel hak ve hürriyetlerinden olan ve ancak yargı kararı ile tespiti mümkün olan bir hususta eşine ait telefon kayıtlarını hukuka aykırı bir şekilde düzenlediği müzekkereyle temin ettiği, bu müzekkerenin temin edilmesi ile ilgili olarak yargılandığı davada kendisi ve Cumhuriyet Savcısının işlemiş olduğu fiilin birlikte suç işleme kararı kapsamında sabit görüldüğü hususları da birlikte değerlendirildiğinde; kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi fiilinin kamu görevlilerince işlenmesinin, suçu, Türk Ceza Kanunu uyarınca nitelikli hale getirerek ağırlaştırıcı sebep teşkil ettiği; özel yaşamın gizliliğinin korunması ilkesinin, yukarda belirtilen bireyin temel haklarından olması sebebiyle Anayasada ve uluslararası sözleşmelerde güvence altına alındığı; davacının yetki ve nüfuzunu kötüye kullanarak ve rızası dışında başkasına ait hukuka aykırı bir şekilde ele geçirdiği kişisel verilerin kişi güvenliğinin tehdit edilmesi sonucunu doğurduğu göz önüne alındığında, 657 Sayılı Kanun’un 125/E-g maddesinde sayılan koşullarının davacı yönünden oluştuğu sonucuna varılmıştır

 Danıştay 10. Daire Başkanlığı , E. 1987/487, K. 1988/576

……….Hesap uzmanının, vergi incelemelerini yaptığı firma sahiplerinden menfaat temini yoluna gitmesi, “memuriyet sıfatı ile bağdaşamayacak derecede utanç verici nitelikte bir eylem” olup devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandı­rılması hukuka uygundur.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı , E. 1985/2153, K. 1987/481,

 ……………..Polis memurunun resmi giysi ile gizlenemeyecek derecede sarhoş olarak görülmesi “memuriyet sıfatı ile bağdaşamayacak derecede utanç verici nitelikte bir eylem” olduğundan meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması hukuka uygundur

22 Mayıs 2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru no:2013/1614 karar tarihi 03/04/2014 olan  karar

Bu bağlamda, idarenin ve yargısal makamların karar gerekçelerinde, özellikle başvurucunun özel yaşamına dikkat etmediği, genel ahlak değerlerini zedeleyici tutum ve davranışlarda bulunduğu, özel yaşamıyla ilgili olumsuz duyumlar alındığı ve cinsel içerikli eylemlerine ait görüntülerin çekilmesine izin vermek suretiyle işlediği fiilin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler kapsamında olduğu tespitlerine yer verildiği ve karar sonuçlarının bu gerekçelere dayandırıldığı, sonuç olarak başvuruya konu disiplin işlemi ile yargısal sürece konu edilen davranışların esasen mesleki faaliyet ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dahil özel yaşam eylemleri olduğu anlaşılmaktadır.”

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu E. 2010/1391 K. 2011/273 T. 21.4.2011

ÖZET : Dava; Gümrük Muhafaza Memuru olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu`nun 125/E ( g ) maddesi uyarınca “Devlet memurluğundan çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Olayda, Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğünde gümrük muhafaza memur olarak görev yapan davacının Arena programında yayınlanan, personelin iş sahipleri ile para alışverişi ve rüşvet olaylarına ilişkin görüntülerde yer aldığının saptanması üzerine disiplin soruşturması başlatıldığı, soruşturma sonucu düzenlenen raporda, davacı ile bir miktar para aldığı iş takipçisi tarafından, görüntülerdeki kişilerin kendileri olduğunun kabul edildiği, bu hale göre, davacının kayıt işlemleri sırasında iş takipçisi olan kişi ve başka bir şahıs tarafından çekmecesine bırakılan parayı aldığının açıkça görülmesi karşısında, davacı ile iş takipçisi ve başka bir şahıs arasındaki para alışverişinin sabit olduğu, bu fiilin davacı açısından memuriyet sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici harekette bulunmak niteliğinde olduğu sonucuna varıldığı; bu durumda, disiplin soruşturması neticesi davacının sübuta eren bu eylemi nedeniyle Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı  2016/8859 E.  ,  2017/321 K. “İçtihat Metni

Soruşturma kapsamında yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının Başbakan’ın konvoyu geçerken “…………. şeklinde bağırdığı hususunun sübuta erdiği anlaşılmakla birlikte, davacının eyleminin memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket olarak nitelendirilmesi suretiyle 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan fiil kapsamında görülerek meslekten çıkarılmasının ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Danıştay 12. Dairesi’nin 23/05/2008 tarihli ve 2006/1541 esas, 2008/3078 sayılı kararı

“… İnfaz ve Koruma Memuru olan davacının ‘Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak’ suçundan sübuta eren eyleminin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-g maddesi kapsamında utanç verici hareketler olarak değerlendirilip Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması yolunda tesis edilen dava konusu işlemde, usûl ve yasaya aykırılık bulunmadığı yönündeki …. idare mahkemesinin kararının onanmasına…”

Danıştay 5. Dairesinin 13.04.1989 tarihli ve E.1987/1931, K.1989/640 sayılı Kararı

“…Bu sebeple Yönetmeliğin 120/e maddesindeki “gibi” sözcüğünden hareketle bir suçun yüz kızartıcı sayılıp sayılmamasının mutlak surette idarenin takdirine bırakıldığını ve idarenin istek ve takdirine göre suçları nitelendirilebileceğini kabul etmek mümkün değildir. Zina suçunda, maddede sayılan diğer suçlardaki ortak nitelik bulunmadığından bu suçun yüz kızartıcı suç olarak kabul edilmesi suretiyle davacının görevine son verilmesinde mevzuata uyarlıktan söz edilemez. Bu nedenle bu yoldaki işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.”

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Esas: 2003/ 67 Karar: 2003 / 436 Karar Tarihi: 20.06.2003
………davacının … Emniyet Müdürlüğü, Özel Hareket… de görevli bulunduğu sırada, … isimli polis memuru ile birlikte …’da çalınan … plakalı … oto ile … plakalı … marka otomobillerin çalıntı olduklarını bildikleri halde ellerinde bulundurdukları, söz konusu otoları kendi çabaları ve akrabaları aracılığı ile satma girişiminde bulundukları, otolar ele geçirildiğinde belgelerinin sahte olduğunun anlaşılması üzerine yapılan soruşturma sonucunda fillerinin sübuta erdiği gerekçesiyle Devlet memurluğundan çıkarıldığı,………….
Dosyanın incelenmesinden davacının disiplin hükümleri bakımından memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunduğunun tespiti üzerine, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırıldığı anlaşıldığından verilen ceza yerinde olup; dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir
Danıştay 8. Dairesinin  E:1991/1917, K:1992/885 sayılı Kararı
Hırsızlık suçunun her devirde ve her kişi için yüz kızartıcı nitelikte bir suç olduğu gözetilmeden, geçmiş hizmetlerinin olumlu olduğu gerekçesiyle Devlet Memurluğundan çıkarma işlemini iptal eden İdare Mahkemesi kararının yerinde olmadığı

ÖZET: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesine istinaden anestezi teknikeri unvanında görev yapan ve uyuşturucu madde ticaretim suçundan 4 yıl 5 ay 10 gün hapis ve 166 gün adli para cezası karşılığı 3.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılan ve Mahkeme tarafından cezanın nevi ve miktarı dikkate alınarak tahliyesine karar verilen sözleşmeli personelin görevine tekrar başlatılıp başlatılamayacağı hususunda. (10.01.2013-20463)

Üniversitesi Başhekimliğinde; 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin B fıkrasına göre sözleşmeli personel pozisyonunda anestezi teknikeri olarak çalışan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 188 inci maddesinin 3 üncü fıkrası gereğince uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasına hükmedilen ve akabinde cezanın nevi ve miktarı da dikkate alınarak tahliyesine karar verilen ilgilinin; mahkeme tarafından verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesi halinde zaten sözleşmeli personel olma vasfını yitireceğinden yeniden sözleşme yapılması mümkün olmayacaktır. Ancak; yerel mahkeme tarafından verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesinden önce ilgilinin, söz konusu fiilinin sözleşmeli personel olarak istihdamına engel nitelik taşıması,  kamu görevlisi sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici bir fiil olması sebebiyle sözleşmesinin feshedilmesi gerektiği değerlendirilmektedir

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir