Mahkeme Kararı İle Göreve Dönen Memurun Mali ve Özlük Haklarının Ödemesi

Mahkeme Kararı İle Göreve Dönen Memurun Mali ve Özlük Haklarının Ödemesi
125×125

Mahkeme Kararı İle Göreve Dönen Memurun Mali ve Özlük Haklarının Ödemesi

Kamu kurumlarında görev yapan memurlar yapılan disiplin soruşturmaları sonucunda görevlerinden alınmakta başka görevlere atanmakta veya devlet memurluğundan çıkarılmaktadırlar.Daha sonraki süreçte ise görevden alınma veya memurluktan çıkarma işlemini dava eden memur tekrardan eski görevine dönmektedir.Memurun göreve dönmek için açmış olduğu davalarda verilen kararlarda bazen memurun mahrum kaldığı hakların geriye dönük olarak kendisine ödenmesi gerektiği yönünde kararlar verilirken bazı kararlarda ise memurun sadece göreve iade edilmesi gerektiği yönünde karar verilip memurun mahrum kaldığı mali hakların ödenmesine ilişkin bir hüküm yer almamaktadır.Bu gibi durumlarda ise idareler mahkeme kararında özlük ve mali hakları ile ödenmeyen maaşların memura geri ödenmesine ilişkin bir hükmün bulunmaması gerekçesi ile memura  geçmişe yönelik maaş ödenmesi hususunda zorluklar çıkarmaktadır.Bu nedenle genellikle memurlar göreve iade kararının ardından bir de görevde olmadığı sürelere ilişkin maaşların kendilerine ödenmesi için dava açmaktadırlar.Ancak daha önceki yıllarda verilmiş olan bir danıştay kararında mahkeme kararı ile göreve iade edilen memura ilişkin kararda özlük ve mali hakların ödenmesine ilişkin bir hüküm olmasa bile memurun alamadığı maaş ve mali haklarının kendisine ödenmesi gerektiği yönünde karar verilmiştir.Mahkeme kararında memurun görevi döndürülmesinden sonra göreve başlatılıp bu göreve ilişkin mali ve özlük haklarının ödenmemesinin hukuka aykırı olduğu ve memurun görevden ayrı kaldığı sürelere ait ücretlerinin mahkeme kararında hüküm olup olmadığına bakılmaksızın ödenmesi gerektiği yönünde karar verilmiştir.

Göreve İade Edilen Memurun Mahkeme Kararında Maaş İadesi Hükmü Olmasa Bile Geçmiş Maaşlarının Ödenmesi Hk Karar

18. Danıştay 1. Dairesinin 07/06/1982 tarihli E: 1982/112, K: 1982/130 sayılı istişari kararında; “kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem ya da işlemler yapmak, iptal edilen işlemden doğan sonuçları ortadan kaldırmak, işlemin hiç yapılmamış sayılması ilkesi gereği olarak, önceki hukuki durumun geçerliliğini sağlamak görevi ile yükümlü olduğu, iptal kararının bu sonuçları doğurduğu göz önüne alındığında, haklarında göreve son verme, görevinden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemler yapılan kamu görevlilerinin, yargısal yoldan bu işlemlerin iptalini sağlamaları halinde, idarenin bu kararlara uygun işlem tesis etmesi ve işlemin doğurduğu hukuki ve fiili bütün sonuçları ortadan kaldırmak için memurun iptal edilen işlem ile sıkı ilişkisi bulunan bütün maddi haklarını, o görev yapılmış gibi ve başkaca bir hükme gerek olmaksızın kendiliğinden ödemesinin gerekli bulunduğu, iptal kararı üzerine memurun, görevine iadesi ile yetinip, memuriyet görevinin fiilen yapılmadığı süreye ilişkin maddi haklarını ödememek, iptal kararı ile ortadan kaldırılmış bir işlemin sonuçlarını geçerli bırakmak anlamına gelir ki, bunun yukarıda açıklanan idare hukuku ilkesiyle bağdaşmayacağının açık olduğu,

İlişiğin Kesilme ve Göreve İade Tarihleri Arasında Yoksun Kalınan Parasal Hakların Ödenmesinin Gerektiği Hk Karar

DANIŞTAY 12. DAİRE E. 1996/565 K. 1997/449 T. 26.2.1997

ÖZET : Aday polis memurunun görevine son verilmesi işleminin iptal edilmesi halinde ilişiğinin kesilme ve göreve iade tarihleri arasında yoksun kaldığı parasal haklarının kendisine ödenmesi gerekir. İsteğin Özeti: Aday polis memuru iken görevine son verilmesi işleminin yargı kararı ile iptali üzerine göreve iade edilen davacının meslekten ilişiğinin kesildiği tarihten yeniden göreve başlatıldığı tarihe kadar açıkta kaldığı süreye ilişkin maaş, yan ödeme ve diğer maddi haklarının toplamı olan 70.000.000 lira maddi kaybının yasal faiziyle tazmini ile 1.000.000 lira manevi tazminata hükmedilmesi istemiyle dava açılmıştır.
Kayseri İdare Mahkemesinin 14.12.1995 günlü E: 1995/944, K: 1995/1278 sayılı kararı ile, Anayasa`nın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işleminden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunun kurala bağlandığı, anılan bu hüküm gereği idarelerin kamu hizmetlerini yürütürken kanunlara ve genel olarak hukuk kurallarına uygun davranmaması sonucu kişilerin uğradığı zararı tazmin ile yükümlü olduğu, öte yandan hukuka aykırılığı idari yargı yerince saptanan işlem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini gerekeceği, bakılan davada aday polis memuru iken meslekle ilişiğinin kesilmesine dair işlemin mahkemelerinin 9.9.1993 günlü ve E: 1992/875, K: 1993/150 sayılı kararı ile iptal edildiği, bu kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiği, idareden getirtilen maaş bodrolarından ise, davacının görevle ilişiğinin kesildiği 17.11.1992 tarihi ile göreve iade edildiği 2.12.1993 tarih arasında toplam 61.419.000 lira maddi kayıba uğradığının anlaşıldığı, bu işlem nedeniyle uğradığı üzüntü ve elemin gözönüne alınarak takdir edilen 1.000.000 liranın manevi zararı karşılığı olarak verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesi ile, 61.419.000 lira maddi tazminatla birlikte iptal davasının açıldığı 2.12.1992 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizinin ve 1.000.000 lira manevi tazminatın davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiştir.
Davalı idare, davacının açıktan aday memur olarak atandığını, görev yapmadığı dönemler için ödeme yapılamayacağını ileri sürmekte ve idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi B.K.`nin Düşüncesi: İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı Z.K.`nin Düşüncesi: Davacının görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptal edilmesi üzerine davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle açtığı davada tazminatın kısmen reddi, kısmen kabulüne ve ödenecek maddi tazminat üzerinden iptal davasının açıldığı 2.12.1992 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faize hükmedilmesi yolunda verilen kararın davalı idarece temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Davalı idarenin temyiz istemine ilişkin dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar davacıya maddi ve manevi tazminat ödenmesi yolundaki idare mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamaktadır.
Buna karşın görevine son verilmesine ilişkin işlemin idare mahkemesince iptal edilmesi sonucu 2.12.1993 tarihinde görevine iade edilen davacının açıkta kaldığı döneme ilişkin maddi hakların tarafına ödenmesi istemiyle idareye başvurmadığı anlaşıldığından davacıya ödenmesine hükmedilen 62.419.000 liraya tam yargı davasının açıldığı tarihten itibaren faiz verilmesine hükmedilmesi gerekirken faizin iptal davasının açıldığı 2.12.1992 tarihinden itibaren verilmesinde hukuki isabet bulunmadığından mahkeme kararının bu kısmının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Türk milleti adına hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü: İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Kayseri İdare Mahkemesince verilen 14.12.1995 günlü, E: 1995/944, K: 1995/1278 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, 26.2.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir