TCK 252. Madde Rüşvet Suçu Örnek Mahkeme Kararları

TCK 252. Madde Rüşvet Suçu Örnek Mahkeme Kararları
125×125

TCK 252. Madde Rüşvet Suçu Örnek Mahkeme Kararları

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 16. 5. 1996 T, E:1996/1122 ;K:1996/1686

Sanığın ruhsatsız tabanca taşımak suçundan jandarma karakolunda gözlem altında bulunan yeğeninin serbest bırakılmasını sağlamak için karakol komutanına “ ne isterseniz vereyim” demesinden ibaret eyleminin rüşvet teklif etme suçunu oluşturmayıp, memuru küçük düşürmeye matuf huzurda hakaret niteliğinde bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1- Sanığın yeğeni Serkan hakkında ruhsatsız tabanca taşımak suçundan ne işlem yapıldığı araştırılmadan ve sonucuna göre TCK’nın 213. maddesinin 2. fıkrasının uygulanma yeri olup olmadığı tartışılmadan aynı maddenin 1. fıkrasının uygulanması,

2-TCK’nın 213/1. maddesine uygun rüşvet teklifine teşebbüsün mümkün olamayacağı gözetilmeden 61. madde ile cezadan indirim yapılması, (Uygulama: Görevli Jandarma karakol komutanına rüşvet teklif etmeye eksik teşebbüs etmektenyapılan yargılaması sonunda; TCK’nın 213/1, 61, 219/3-son, 647 sayılı Kanun’un
6.)

Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 2015/12729 karar

Rüşvet verme veya alma niyetinde olmayan kişi veya kamu görevlisinin, atlatmak veya yakalatmak ya da suç delillerini ortaya çıkartmak amacıyla teklifi kabul etmiş gibi gösterdiği biçimsel rızanın ( görünüşteki rıza-dış rıza ) özgür iradeye dayalı olmaması nedeniyle, rüşvet anlaşmasının varlığından söz edilemeyeceği cihetle, böyle bir durumda rüşvet alırken veya rüşvet verirken yakalanan failin eyleminin rüşvet suçuna teşebbüs olarak kabulü gerekmektedir (Yargıtay CGK – 2015/49 karar). Rüşvet alan, talepte bulunan veya bu konuda anlaşmaya varan kişilerin yargı görevi yapan olması halinde uygulanması gereken nitelikli halin, yani cezada arttırım gerektiren halin
rüşvet vermeğe teşebbüs ettiği kabul edilen sanık hakkında uygulanma olanağı yoktur

Yargıtay 5. Ceza Dairesi , 6. 3. 1997 T, E:1997/477 ;K:1997/804

Sanığın yönetimindeki özel aracıyla seyir halindeyken kendisini durdurup aracında bulunan arkadaşı Mustafa’ya ait ruhsatsız tabancayı yakalayan müşteki jandarma karakol komutanına “Bu işi haledelim, ne kadar istersen verelim” dediği dosya içeriğinden anlaşılmasına ve oluş mahkemece de bu şekilde kabul edilmiş bulunmasına göre vermeyi teklif ettiği paranın miktarını açıklamamış olması nedeniyle eyleminin rüşvet teklifi olmayıp, memura hakaret niteliğinde bulunduğunun gözetilmemesi,

Yargıtay 5. Ceza Dairesi , E:2001/156;K:2001/5656.

Evlendirme memuru olan sanığın görevi cümlesinden olarak evlilik kaydının nüfus müdürlüğüne göndermesi için kendisine başvuran müştekiden cep telefonu almasını ve telefon faturasını ödemesini talep ettiği, talepleri yerine getirme düşüncesinde olmayan müştekinin ise durumu önce yargılandığı davanın hakimine bilahare de C. Savcılığına intikal ettirdiği düzenlenen operasyon sonucunda da sanığın önceden seri numaraları tespit edilmiş paraları müştekiden aldığı sırada yakalandığı, tüm dosya içeriğinden anlaşılmasına göre oluşumu kabul edilen eylemin, teklifin kabul edilmemesi nedeniyle, rüşvet anlaşmasını gerçekleşmediği de gözetilerek rüşvet almaya eksik kalkışmadan hüküm kurulması yerine, yazılı şekilde rüşvet vermek suçundan hüküm kurulması,

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 18. 3. 1989 T, E: 683; K:906

“Bayındırlık Müdürlüğü’nde fen memuru olup sağlık kurulunda görevli bulunan sanığın bir elektrik tesisinin kabulü için ilgili ile yaptığı rüşvet anlaşması sonucu para aldığı anlaşılmasına ve anlaşmanın kurulun üyesi olarak yapılmış olmasına göre suç meydana gelmiştir… Sanığın inceleme gününde kurulda bulunacağının anlaşmadan önce kesin olarak belli bulunmaması, üç kişilik kuruldaki oyunun tek bir oydan ibaret olması, işin İstendiği biçimde sonuçlanmaması nedenleri eylemin TCK 227. (m. 218) maddesine uyduğunu göstermez”

Yargıtay 5. Ceza Dairesi E:2003/4860;K:2004/3376

Sanığın yapmaya mecbur olduğu şeyi yapmamak için gayrimeşru zeminde bulunduğu belirlenen müştekiden bir şişe cin, bir şişe rakı almaktan ibaret eyleminde, uygulama ve öğretinin kabul ettiği anlamda icbardan söz edilemeyeceği cihetle cebri irtikâp ve müştekinin verdiği içkilerin gayrimeşru alındığını bilmesi nedeniyle ikna suretiyle irtikâp suçunun unsurları bulunmadığı gözetilmeden nitelikli rüşvet alma suçu yerine yanlış nitelendirme sonucu yazılı şekilde ikna suretiyle irtikâp suçundan hüküm kurulması,

Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 2014/8187 karar

Menfaat talep eden ve memur olan sanığın isteğini gerçekte yerine getirmek niyetinde olmayan kişinin faili suçüstü yakalatmak amacıyla talebi kabul etmiş görüntüsü verdiği durumlarda, sanığın yakalanması için yapılan anlaşmanın serbest irade ürünü olmaması nedeniyle rüşvet anlaşmasının oluşmadığı, bu nedenle de eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı ve bu itibarla failin, rüşvet suçuna teşebbüs hükümlerini düzenleyen TCK’nın 252/4. maddesine göre cezalandırılması gerektiği anlaşılmıştır

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 10. 10. 1984, 2904/3667

Rüşvet suçunun oluşması için rüşvet veren ile alan arasında önce bir rüşvet anlaşması yapılması, daha sonra anlaşma konusu işin yerine getirilmesi gerekir. Mahkeme oluşa uygun suretle kabulünden de anlaşılacağı gibi gümrük muayene memuru olan sanık görev gereği kendisine havale edilen evraktaki işlemleri koşulsuz olarak tamamlamış ve bundan sonra müştekiye teslim edeceği anda para istemiş bulunduğuna göre işin bitiminden sonra istenen ve alınan para dolayısıyla rüşvet suçundan söz edilemeyeceği, bu haliyle eylemin görevi kötüye kullanma olarak nitelendirilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı madde ile ceza tayini,

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 7. 12. 2000, 2000/3140–6923

Kadastro teknisyeni olan sanık K. B’ın müştekinin arazilerinin tapulama tespiti sırasında “bir kuzu ve 10. 000. 000 lira verirsen işlerin kolay olur” demek suretiyle rüşvet istediği, müştekinin de kabul ettiği, bilahare müştekinin vaadini yerine getirmemesi nedeniyle sanığın haber gönderip sıkıştırması üzerine şikâyette bulunduğu, bu durumda rüşvet anlaşması meydana geldikten sonra vaki vazgeçmenin suçun oluşumuna engel olmayacağı gözetilerek, sanığın eyleminin TCK’nın 212/1. maddesine uyan rüşvet alma suçunu oluşturduğu halde, yazılı şekilde görevi kötüye kullanma suçunda hüküm kurulması,

Yargıtay 5. Ceza Dairesi E:2001/2773;K:2002/330, 30. 1. 2002)

“İstanbul İl Trafik Komisyonu kararı uyarınca kamyonetlerin Boğaziçi Köprüsünden geçişleri yasaklandığı halde, trafik polisi sanıkların kamyonet sürücü diğer sanıklar ile yaptıkları rüşvet anlaşması gereği aldıkları para karşılığı onların kamyonetle köprüden geçişlerine müsaade etmeleri şeklinde oluşan eylemleri değişik zaman ve yeni bir kasıt altında işlendiğine göre her bir kamyonet sürücüsü bakımından ayrı rüşvet alma suçunu oluşturacağı ve TCK’nın 71. maddesi uyarınca uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde teselsül hükümlerinin uygulanması, “

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Esas No:2004/78 Karar No:2004/135

Rüşvet alma suçları TCY.nın 212. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında düzenlenen basit rüşvet alma suçunda fail, rüşvet almasına veya vaat ya da taahhüt kabul etmesine karşın görevinin gereğini yerine getirdiği için, bu halde memuriyet sıfatı, ikinci fık-rasında düzenlenen nitelikli rüşvet alma cürmünde ise, görevinin gerektirdiğinin aksine yap-maması gereken işi yapmak yahut yapması gereken işi yapmamak biçiminde davranış gösterdiği için memuriyet görevi kötüye kullanılmaktadır.

Basit ve nitelikli rüşvet alma suçlarının maddi unsurunun hareket kısmı ; “rüşvet alma veya bu yönde bir vaat veya taahhüt kabul etme”dir. Bu haliyle rüşvet alma suçu seçimlik hareketli bir suçtur. Suçu oluşturan seçimlik hareketlerden “rüşvet alma”; rüşvete konu nesnenin verenin egemenlik alanından çıkarılıp failin veya onun öngördüğü üçüncü kişinin egemenlik ve nüfuz alanına sokulması ile tamamlanır. Seçimlik hareketlerden “rüşvet vaadinin veya taahhü-dünün kabul edilmesi” ise, memurun kendisine yapılan teklifi olumlu karşılaması, buna rıza göstermesidir.

Öğretide isteğin veya önerinin karşı tarafa ulaşması ile istek ya da öneride bulunan açısından rüşvet suçunun oluştuğu, karşı tarafın bunu kabul edip etmemesinin suçun oluşumunu et-kilemeyeceğini savunan (Prof. Dr. Ayhan Önder, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, İst, 1987, 2. bası, sy. 156) yazarlar bulunmakla birlikte ağırlıklı görüş, basit veya nitelikli rüşvet alma su-çunun oluşması için taraflar arasında bu hususta yapılmış bir anlaşmanın varlığının gerekli oldu-ğudur. (Prof. Dr. Sahir Erman, Ceza Hukuku Özel Bölüm Kamu İdaresine Karşı İşlenen Suçlar, İst., 1992, sy. 96 – Prof. Dr. Mehmet Emin Artuk, Yrd. Doç. Dr. Ahmet Gökcen, Arş. Gör. A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ankara, 1998, sy. 448 – Prof. Dr. Durmuş Tezcan, Yrd. Doç Dr. Mustafa Ruhan Erdem, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, İzmir, 2000, sy 182 – Prof. Dr. Faruk Erem, Prof. Dr. Nevzat Toroslu, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ankara, 1999, 7. bası, sy. 175)

Ceza Genel Kurulumuz da 25.4.1983 gün ve 113-197 sayılı; 4.5.1987 gün ve 600-245 sayılı ve 13.11.2001 gün ve 242-245 sayılı kararlarında, öğretide ağırlıklı olarak savunulan görüş doğrultusunda, rüşvet alma suçunun oluşması için rüşvet anlaşmasının yapılmasının gerekli ol-duğunu vurgulamıştır. Bir rüşvet anlaşmasından söz edilebilmesi için belirli bir işin yapılması veya yapılmaması karşılığında, bu işi yapacak veya yapmayacak olan memura bir menfaatin sağ-lanması hususunda bu memurla ferdin rızaları arasında karşılıklı bir mutabakat bulunmalıdır. Bunun için de, memur tarafından ferde veya fert tarafından memura doğrudan veya dolaylı bir istek veya önerinin yapılması ve bunun da karşı tarafça kabul edilmesi gerekir. Böyle bir anlaş-manın varlığının kabulü için, anlaşmaya ilişkin rızalar serbest irade ürünü olmalı, başka deyişle, cebir, tehdit, hile ve sair nedenlerle fesada uğratılmamış bulunmalıdır.

Seçimlik hareketli suçlardan olan basit ve nitelikli rüşvet alma suçları, rüşvet anlaş-masının yapıldığı veya rüşvetin alındığı anda tamamlanmış olur. Rüşvet anlaşmasının ger-çekleştirildiği an ise, istek veya önerinin karşı tarafça kabul edildiği, dolayısıyla tarafların rızalarının uyuştuğu andır. Rüşvet anlaşması yapıldıktan sonra bu anlaşmaya konu olan vaat veya taahhüdün yahut işin yerine getirilip getirilmemesi ya da sonradan ferdin veya memurun bu anlaşmadan vazgeçerek ceza sorumluluğundan kurtulmak için TCY.nın 215. maddesinde ön-görülen biçim ve koşullarda durumu merciine duyurması da suça etkili değildir.

Somut olayda 1996 yılı yatırım planına dahil olan ve Batman Özel İdaresine ait olacak çok katlı otopark yapımı işi, sanık Valinin çabaları doğrultusunda 26.10.1995 günlü İl Daimi Encümeni toplantısında 1995 yılına kaydırılarak ek yatırım kapsamına alınmış ve 14.11.1995 tarihinde ihalesinin yapılması kararlaştırılmıştır. Bu ihale öncesinde sanık Valinin, ihaleye davet edilen müteahhitlerden tanık Hamit İ…. ile birlikte Ankara’ya gittikleri ve adı geçen tarafından parası ödenerek satın alınan M…….. marka aracın 07.11.1995 tarihinde sanığın eşi Zehra Ş…… adına tescil ettirildiği sabittir. Olay tarihi itibariyle satın alınan aracın değerinin yüksekliği, tanık Salih A……’ün anlatımları ile de açıklık kazandığı üzere tanık Hamit’in maddi durumunun iyi olmaması, sanık Valinin eşinin aracı inceleyip uygun görmesi üzerine aracın alınmış olması hususları nazara alındığında, sanık Valinin, tanık Hamit’in aralarındaki aile dostluğuna dayalı olarak böyle bir alım olayını gerçekleştirdiğini, bu durumdan haberdar olmadığına ilişkin savunması hayatın olağan akışına aykırı olup itibar edilmesi olanaksızdır. Kaldı ki, tanıklar Hamit İ…. ve Salih A……’ün aşamalarda aracın alınış ve geri veriliş şekline ilişkin çelişkili anlatımları, aracın sanık Valinin eşinin adına kayıt ve tescil ettirildiği tarih ile ihalenin yapıldığı tarihlerin yakınlığı, ihaleden sonra yapılan 23.11.1995 tarihinde yapılan toplantıda sanık Valinin, ihalenin tanık Hamit’e ait şirkete verilmesi için sarf ettiği çaba da, arada bir rüşvet anlaşmasının bulunduğunu kanıtlamaktadır. Sanığın kaçamaklı savunmaları, tanık beyanları, Batman İl Daimi Encümeninin toplantı tutanaklarını örnekleri, araç alım-satımına ilişkin sözleşmelerin örnekleri ve tüm dosya kapsamı ile rüşvet alma eylemi sabit olup, Özel Dairece sanığın rüşvet alma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi isabetlidir.

Bu itibarla sanık vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Özel Daire kararının onanmasına karar verilmelidir.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir