İrtikap Suçu Örnek Mahkeme Kararları

İrtikap Suçu Örnek Mahkeme Kararları
125×125

İrtikap Suçu Örnek Mahkeme Kararları

İrtikap suçu, kamu görevlisinin (memur, bilirkişi vb.), icra ettiği kamu görevinin kendisine sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak, muhatap olduğu kişilerden yarar sağlamaya veya bu kişileri yarar sağlama yönünde vaatte bulunmaya yönlendirmesi ile oluşur. İrtikap suçu, kamu görevlisinin tek taraflı olarak mağdurun iradesini etkilemesi neticesinde işlenen bir suçtur. TCK md.250’de düzenlenen irtikap suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu idaresinin güvenirliğine ve işleyişine karşı suçlar arasındadır. İrtikap suçu, üç farklı şekilde işlenebilir:
-İcbar (zorlama) suretiyle irtikap suçu,
-İkna suretiyle irtikap suçu,
-Muhatabının hatasından yararlanarak işlenen irtikap suçu.

TCK md.250’de düzenlenen irtikap suçu; rüşvet suçu (TCK md.252), zimmet suçu (TCK md.247) ve görevi kötüye kullanma suçu (TCK md.257) ile karıştırılmamalıdır.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 2015/8809 karar

Emniyet mensubu polis memurları, şikayetçinin iş yerini kontrol ederek yabancı uyruklu kaçak işçi çalıştırıldığını tespit ettikleri ve bunun üzerine “Üçünü ver götürelim, işlem yapalım, hepsi sana ağır gelir kaçak işçi başına 5800 TL cezası var” dedikleri, iş yeri sahibinin kabul etmemesi üzerine sanıkların “2.000 TL ver seni görmeyelim” dedikleri, mağdurun gerçekte anlaşmayı kabul etmemesine rağmen kabul etmiş gibi görünerek yanında o kadar para olmadığını, daha sonra ödeyebileceğini söyleyerek polis memurlarını savcılığa şikayet ederek yakalanmalarını sağladığı olayda; polis memurlarının mevzuat hükümleri çerçevesinde işlem yapmaları gerekirken bu işlemi yapmamak için para almaya kalkıştıkları böylece sübut bulan bu eylemleri yapılması gerekli bir işi yapmamaları için menfaat sağlamak niteliğinde olup rüşvet almaya teşebbüs suçunu oluşturur. Polis memurlarına irtikap suçuna teşebbüs hükümleri gereği ceza verilmesi kanuna aykırıdır

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2015/1500 karar

Belediye yazı işleri müdürü ve evlendirme memuru olarak görev yapan sanığın, 2010 yılı için evlilik cüzdanı bedeli 75 TL olduğu halde, evlenme işlemi için müracaat eden mağdurlar M. D.’dan 150 TL, H. K.’dan 150 TL, E. N.’dan 100 TL ve Ü. Ş.’den 100 TL’yi elden aldığı halde vezneye 75’er TL yatırıp geri kalan parayı uhdesinde tutmak suretiyle gerçekleştirdiği eylemlerinde, mağdurların, sanığın yapacağı her türlü davranışının yasalara uygun olacağı, yetki ve olanaklarını yasaya uygun olarak kullanacağı inanç ve beklentisi içinde bulunmalarına rağmen, bu inanç ve güvenden yararlanarak mağdurları paralarını yatırmak üzere vezneye sevk etmek yerine, onların iradelerini yanıltıp paraların kendisine ödenmesini temin ederek çıkar sağlamanın söz konusu olması karşısında ikna suretiyle irtikap suçu meydana gelmiştir. Suçun görevi kötüye kullanma suçu olarak nitelendirilip cezalandırılması hukuka aykırıdır

Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 2014/4881 karar

İstanbul F. Sultan M. köprüsü Avrupa yakası gişeleri önünde KGS kartı olmayan sürücülere kendilerinin temin ettikleri kartı okutarak araç geçiş ücretinin yaklaşık 2 katı tutarında ücret alarak haksız gelir elde ettikleri, ayrıca simit, su, helva satışı yaptıkları, kendilerine engel olmaması için Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü Önleyici Hizmetler Büro Amirliğinde görev yapan ve köprü gişelerinde “seyyar satıcılar ve korsan geçiş yaptıran şahıslara müdahale, bunların eylemlerini önleme ve bu şahıslar hakkında Karayolları Trafik Kanununun 68/c maddesine göre cezai işlem yapılmak üzere trafik ekibine teslim etme” görevleri bulunan E.’le irtibata geçtikleri, sanığın görevinin gereklerine aykırı davranarak yapması gereken işlemleri yapmama karşılığında yasal olmayan geçişler ve satışlardan elde edilen gelirlerden günlük ortalama 350 TL para aldığı olayda; polis memurunun zincirleme şekilde rüşvet alma suçundan cezalandırılması gerekir. Çünkü, irtikap suçunun icbar veya ikna unsurunun bulunmadığı, diğer kişilerin de yasal olmayan zeminde yer aldıkları ve baskıdan kolayca kurtulma imkanına sahip oldukları anlaşıldığından memurun irtikap suçu nedeniyle cezalandırılması hukuka aykırıdır

Yargıtay 5.Ceza Dairesi Esas: 2010/4251 Karar: 2011/677 Karar Tarihi: 14.02.2011

Merkez karakol komutanı olarak görev yapan sanığın müştekinin açacağı işyerine ruhsat verilmesi işlemleri için para aldığının anlaşılması karşısında; sanığın yasanın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan bir davranışı bulunmadığı, bu itibarla irtikap suçunun yasal unsurunun oluşmadığı, sanığın ruhsat verme yetkisinin de bulunmaması karşısında eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, ancak bu suçun 765 sayılı yasada öngörülen cezanın üst sınırı itibariyle yedi yıl altı aylık asli ve ilave dava zamanaşımına tabi olduğu, suç ve inceleme tarihleri arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 2012/10002

Kamu görevlisi (memur) olan sanık, şikayetçilerin akaryakıt istasyonunun ölçü ve ayarını yapmıştır. Kamu görevlisinin yaptığı bu işlem kanunen ücretsiz yapılmalıdır. Ücretsiz olduğunu bilmeyerek, işlem bedelini soran şikayetçilerden kamu görevlisi memur tarafından işlem bedeli olarak 200 TL alınmıştır. Kamu görevlisi memurun aktif bir davranışı olmadan şikayetçilerin hatasından faydalanarak parayı alması şeklinde gelişen olayda; eylem TCK’nın 250/3’te düzenlenen hatadan yararlanarak irtikap suçuna uyduğu halde ikna suretiyle irtikap suçundan ceza verilmesi kanuna aykırıdır

Yargıtay 5.Ceza Dairesi Esas No:2012/15206 Karar No:2014/2196

10/04/2011 günü…….. plakalı aracı ile seyir halinde bulunan katılan O.. Ö..’nun, o bölgede trafik denetimi yapan polis memurları C.. S.. ile Ö.. Ö.. tarafından durdurulduktan sonra, hız sınırını aştığı bildirilerek, bu nedenle 140 TL para cezası ve sürücü belgesine 10 ceza puanı yazacaklarını, peşin ödemesi halinde ise 105 TL cezası olduğunu söyleyip makbuzsuz olarak bu miktar parayı almaları şeklinde gerçekleştiği anlaşılan olayda; cebri irtikabın unsurları oluşmamakla birlikte gerçekte radar uygulaması yapılmaması ve aracın hız sınırını aştığına dair bir tespit bulunmamasına rağmen radara yakalandığı düşüncesiyle parayı veren katılanın görevleri nedeniyle kendilerine duyduğu güveni kötüye kullanarak bu suçu işlemeleri karşısında sanıkların eylemlerinin ikna suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu ve halen yürürlükte olan 2918 sayılı Yasanın Ek 11. ile 6352 sayılı Kanunla TCK’ya eklenen 250/4. maddeleri gözetilerek aynı Kanunun 250/2. maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden dosya kapsamı, oluşa uygun düşmeyen gerekçeler ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet kararları verilmesi,

Yargıtay 15.Ceza Dairesi Esas No:2011/1906  Karar No:2012/13170 

TCK.nun 250/2. maddesi :Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Katılanın suç tarihinde babasından miras kalan taşınmazların intikal işlemleri için sanığın çalıştığı P… Tapu Sicil Müdürlüğüne gittiği, yasal olarak ödenmesi gereken tapu harcı, eğitime katkı payı ve özel işlem vergisinden oluşan 236,70 TL’nin banka veya vergi dairesine ödenmek suretiyle buna dair makbuzun tapuya verilmesi gerektiği hâlde, sanık tarafından intikal işlemleri için 350,00 TL. masraf ve 20,00 TL. döner sermaye payının kendisine ödenmesi gerektiği söylenmek suretiyle bu parayı katılandan aldığı, 2004 yılı içerisinde katılanın yeniden intikal işlemi için tapuya başvurması üzerine vergi ve harçların bankaya yatırılmadığının ve söz konusu paranın sanığın uhdesinde kaldığının anlaşılması karşısında, sanığın görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla kendisine yarar sağladığı ve eyleminin “ikna suretiyle irtikap” suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanığın kazanılmış hakkı saklı tutulmak suretiyle hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nun 321. ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 18/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2007/4995 E., 2011/21609 K.

CEBRİ İRTİKAP -TEŞEBBÜS

Cebri irtikap ve buna iştirak suçlarından sanıklar N….. ve M….. C.’nin bozma üzerine yapılan yargılanmaları sonunda; sanık N……..’nin cebri irtikaba iştirak suçundan beraetine, sanık M….. C.’nin müşteki Y……..’a yönelik cebri irtikap fiilinden mahkumiyetine, müdahil M….. S.’ye karşı işlediği iddia olunan suçtan ise beraetine dair, (Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi)’nden verilen 28.12.2006 gün ve 2005/53 Esas, 2006/329 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık M….. C. müdafii ve katılan M….. S. vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığı’ndan tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

15.11.2005 günlü oturuma ait duruşma tutanağının birinci sayfası mahkeme başkanı tarafından imzalanmamış ise de, burada yapılan usul işlemleri sonraki oturumlarda yeniden yapılarak anılan noksanlık giderilmiş olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.  Sanıkların müdahil M….. S.’ye karşı işledikleri ileri sürülen cebri irtikap ve buna iştirak suçlarından kurulan beraet hükümlerinin incelenmesinde;

Katılanın aşamalardaki uyumlu anlatımlarına, sanık N……..’nin hazırlıktaki kısmi ikrarına, bunu doğrulayan tanık İ……..’ın olaya yakın verdiği beyanlara, 20.03.2002 tarihli para teslim ve arama tutanaklarına, tanık beyanlarına ve dosya içeriğine göre Vergi Dairesi Müdür Vekili olan sanık M….. C.’nin vergi mükellefi olan müdahili mali araştırmaya tabi tutup fazla vergi cezası keseceğinden bahisle korkutarak komşusu ve arkadaşı olan diğer sanık vasıtasıyla para talep ettiği, katılanın isteği kabul etmiş gözükerek 20.03.2002 günü C.Savcılığı’na müracaat edip durumu bildirdiği, suçun ve faillerin belirlenmesi amacıyla tespiti yapılan para ve çekin katılan tarafından sanık N…..’ye ait işyerinde teslim edilmesini müteakip yapılan operasyonla suça konu çek ve paranın sanığın işyerinde bulunan kutuda gizlenmiş olarak bulunduğunun anlaşılması karşısında, sabit olan ancak, henüz menfaat veya menfaat vaadinin sağlanamamış olması ve olayın ortaya çıkarılması için para ve çekin verilmiş olması nedeniyle teşebbüs aşamasında kalan cebri irtikaba teşebbüs ve buna katılma niteliğinde olan suçlardan dolayı sanıkların mahkumiyetleri yerine, oluşa ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı biçimde beraetlerine karar verilmesi,
Sanık M….. C.’nin müşteki Y………’a yönelik cebri irtikap suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanun’un 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK’nın 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık M….. C. müdafii ile katılan M….. S. vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 05.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi Esas No:2008/3634 Karar No:2012/1861

…….müştekinin eşinin lenf bezi kanseri olması nedeniyle bu hastaneye ilk olarak 2005 yılı Nisan ayında müracaatta bulunmalarıyla sanık tarafından muayene ve tedavi sürecinin başlatıldığı ve belirli aralıklarla sürdürüldüğü, bu sırada para verilmediği için oyalandığı, bekletildiği ve tedavinin geciktirildiği kanaatine varan müştekinin dört farklı tarihte sanığa para verdiği, daha sonra bu durumdan rahatsız olan müştekinin 26.07.2005 günü A… C. Başsavcılığına müracaatta bulunarakşikayetçi olduğu, suçun tespiti ve failin yakalanması için seri numaralan tespit edilen 100 TL’nin müşteki tarafından 09.08.2005 günü eşinin muayene ve tedavisi sırasında sanığa verildiği ve takiben tertibat alan polisler tarafından sanığın yakalandığı ve tespitli paraların cebinde bulunduğu anlaşılmış ise de; müştekinin eşinde lenf bezi kanseri olmakla birlikte, çok acil müdahaleye gereksinim duyduğuna ilişkin dosyada iddia ya da kanıt bulunmadığı, mağdurun başka bir doktor veya sağlık kuruluşuna başvurma ve karşılaştığı olumsuzlukları gidermek için şikayet olanağı varken, yasal olmadığını bildiği halde yaklaşık dört ay süreyle sanığa çıkar sağlayarak eşinin tedavisini sürdürdüğü, bu haliyle olayda icbar boyutuna ulaşmış bir zorlamadan söz edilemeyeceğinden irtikap suçunun cebir unsurunun yasa, öğreti ve uygulamanın kabul ettiği anlamda oluşmadığı, sabit olan yapmaya mecbur olduğu işi yapmak için menfaat sağlama fiilinin 5237 sayılı TCK’nın 257/3. maddesi delaletiyle 257/1. maddesine uyan görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması,

Yargıtay 5. Ceza Dairesi Esas No:2013/5052 Karar No:2014/11617

G.. İlçesi Ö..M.. muhtarı olan ve görevi nedeniyle yapması gereken “Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Devlet Tarafından Karşılanması ve Yeşil Kart Uygulaması Yönetmeliği”nin 6/1-g, 7, 8 ve 22. maddeleri gereğince, yeşil kartların vize işlemleri ile ilgili olarak hane halkı bildirimi, hane halkına mensup olarak beyan edilen kimselerin aynı hanede mutad olarak yaşayıp yasamadıkları hususunda başvuru ve bilgi formundaki bilgilerin doğruluğunu tasdik, değişiklikleri bildirme işlemleri karşılığında herhangi bir para alma yetkisi bulunmayan sanığın, para alınmaması gerektiğini bilemeyecek durumdaki müşteki C.. D..’dan yeşil kartının vizesinin yaptırılması için 80 TL alması şeklinde sübuta eren eylemininin; TCK’nın 6352 sayılı Yasa ile değişik 250/2-4. maddesindeki ikna suretiyle irtikap suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,

Yargıtay 5. Ceza Dairesi  Esas No:2013/13245 Karar No:2015/15771

Antalya Emniyet Müdürlüğü Kepez İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan sanıkların; olay tarihinde turistik tesislere servis aracı temini işiyle iştigal eden katılanların şirketine ait bir araca, piyasada on numara yağ olarak bilinen ve bireysel olarak kullanılması herhangi bir adli veya idari yaptırıma tabi olmayan yakıtın doldurulduğunu görmeleri üzerine önce katılanlardan D.. Ş.. ile görüşerek, yapılan eylemin cezasının yüksek olduğunu, bu eylem nedeniyle ticari yönden de zarara uğrayacaklarını bildirerek ve haklarında işlem yapılmamasına karşılık olarak, katılanlardan 5.000’er TL’den toplam 15.000 TL para talep ettikleri, sanıkların teklifini kabul etmiş gibi davranan katılanların durumu kolluk kuvvetlerine bildirmeleri üzerine, paranın bir miktarının teslim edileceği kararlaştırılan günde, seri numaraları daha önceden alınmış toplam 1.000 TL’nin katılan Durmuş tarafından sanık Ö.. K..’a teslim edilmesi sonrasında yapılan operasyon ile sanık Ö.. K..’ın üzerinde söz konusu paraların ele geçirildiği, katılanların ifade ve teşhisleri, fiziki takip ve görüntü inceleme tutanaklarının içerikleri itibariyle her üç sanığın fikir ve eylem birliği içinde hareket ettikleri anlaşılmakla,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 30/03/2010 tarih ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin; belli bir şiddete ulaşmasının, ciddi olmasının ve mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmamasının gerektiği, katılanların aşamalardaki beyanları ve olayın oluş şekline göre somut olayda sanıkların öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere, yasanın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan bir davranışlarının bulunmadığı, bu itibarla cebri irtikap suçunun; keza, katılanların, kendilerinden istenen paranın yasal olarak verilmesi gereken bir para olmadığını bilmeleri nedeniyle ikna suretiyle irtikap suçunun yasal unsurunun oluşmadığı, sanıkların sabit görülen eylemlerinin suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sonraki düzenlemelere nazaran açıkça lehlerine olan TCK’nın 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için kamu görevlisinin çıkar sağlamaya teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin yanılgılı nitelendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Yargıtay 5. Ceza Dairesi  Esas No:2013/2917 Karar No:2014/6956

…..buna göre, şikayetçiler R.. Ç.. ile E.. Ç..’in 2007 yılında Akhisar ilçesi Pınarcık Köyü’nde kurdukları tavuk çiftliğine gerekli elektrik enerjisini 4721 sayılı Türk Medeni Yasasının 744. maddesinde öngörülen mecra geçirme hakkına dayanarak TEDAŞ’ın bilgisi dahilinde direklerin yanına paralel şekilde yeni hat çekerek temin ettikleri, ancak direklerden bir tanesinin köy merasına dikildiğini tespit eden ve suç tarihinde Pınarcık Köyü muhtarı olan sanığın şikayetçilerden kendisine 2500 TL vermelerini, aksi takdirde ihbarda bulunacağı ve dava açacağını söylediği ve müteaddit defalar bu talebini yinelediği, şikayetçilerden Recai’nin cep telefonuna C.Savcılığı’nca ifade tutanağına eklenen “Recai kusura bakmayın iyi niyeti suistimal yapıyorsunuz yarın 2500 TL vermezseniz mahkemeye veriyorum böyle olmasını istemezdim” şeklinde mesaj da gönderdiği, böylece sanığın sübut bulan bu eylemlerinin görevinin ifasıyla ilgili olarak yapması gerekli bir işi yapmaması için menfaat sağlamak niteliğinde olup rüşvet almaya teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile irtikap suçuna teşebbüsten mahkumiyet kararı verilmesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi Esas No:2014/3255 Karar No:2014/5816

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde öğretim görevlisi olarak görev yapan sanığın katılanın eşini özel muayenehanesinde muayene ettikten sonra, acilen ameliyat olması gerektiğini ve bu ameliyatı ancak kendisinin bir özel hastanede yapabileceğini söylediği, bu iş için gerekli olduğunu belirttiği para miktarının katılan tarafından çok fazla olduğunun beyan edilmesi üzerine bu kez fakülteye bağlı hastanede ameliyat etmek karşılığında 25.000 Euro para ödenmesini talep ettiği, katılanın yakınlarıyla görüşüp karar vermek için süre istediği, daha sonra sanığı yakalatmak amacıyla şikayetçi olduğu, kolluk . görevlileri tarafından kendisine teslim edilen ve seri numaraları alınmış banknotlardan oluşan 5.000 Euroyu teklifi kabul etmiş görünerek sekreteri aracılığıyla sanığa teslim ettiği anlaşılan olayda suç tarihinde yürürlükte bulunan ve uygulanması gereken TCK’nın 257/3. maddesinde yer alan “irtikapsuçunu oluşturmadığı takdirde görevinin gereklerine uygun davranması için kamu görevlisinin kendisine çıkar sağlaması” suçunun teşebbüs aşamasında kalmasına rağmen tamamlanmış suç hükümlerinin uygulanması ve TCK’nın 35. maddesi uyarınca indirim yapılmaması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

Yargıtay 5. Ceza Dairesi Esas No:2013/985 Karar No:2014/4475

Sanığın müşteki A.. A..’ın işyerine giderek ve telefon açarak bu kişiye ait kamyonların usulsüz olarak yasal işlem yapılmadan bırakıldığını ve bu şekilde işlerinin halledildiğini, bu nedenle kendisine para vermediği takdirde şikayet edeceğini söyleyerek banka hesap numarası da bırakmak suretiyle menfaat temin etmeye çalıştığı anlaşılan olayda, sevk irsaliyesi olmadan taşıma yaptığı belirtilen kamyonlarla ilgili belgelerin daha önce ibraz edilmiş olması ve menfaat teminine çalışıldığı sırada zorlamaya uygun bir görev bulunmaması karşısında icbar suretiyle irtikap suçunun unsurları oluşmamakla birlikte kamu göreviyle bağlantılı olarak hiçbir yasal karşılığı olmadan para talep etmesi, bu talebin müşteki tarafından kabul edilmemesi nazara alınarak, eylemin 6086 sayılı Yasa ile değişik TCK’nın 257/1. maddesinde yer alan görevi kötüye kullanma suçuna teşebbüs niteliğinde bulunduğu gözetilmeden yanılgılı değerlendirmeyle cebri irtikaba teşebbüs suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,

Yargıtay 5. Ceza Dairesi Esas No:2013/13268 Karar No:2015/15783

Suç tarihinde İnlice Köyü muhtarı olarak görev yapan sanığın, katılanın 2/B kapsamında bulunan taşınmazının zilyetliğinin devrine ilişkin sözleşmeyi tasdik etmesi karşılığında toplam 1.000 TL para talep ettiği aşamalarda değişmeyen ve aynı mahiyetteki katılan, mağdur ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, eylemin; suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nın 257/3 ve 35. maddelerinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranması için kamu görevlisinin kendisine çıkar sağlaması suçuna teşebbüs vasfında olduğu, 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasa ile TCK’nın 257/3. maddesinde değişiklik yapıldığı, 05/07/2012 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 105/5-b maddesi ile de TCK’nın 257/3. maddesi hükmünün yürürlükten kaldırıldığı ve bu suretle aynı Kanunun 87. maddesiyle değiştirilen TCK’nın 252. maddesinde düzenlenen rüşvet suçuna dönüştüğü, sanığın en lehine olan yasal düzenlemenin 6086 sayılı Yasayla yapılan değişiklikten önceki haliyle TCK’nın 257/3. maddesi olduğu nazara alınarak hüküm kurulması yerine yanılgılı değerlendirme ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,

Yargıtay 5. Ceza Dairesi Esas No:2012/16008 Karar No:2014/3224

Dosya içerisinde bulunan vekaletname, serbest meslek makbuzu, banka havale belgesi örnekleri ile katılan ve tanık beyanlarına göre; katılanın davacı sıfatıyla bulunduğu Devrek 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/32 Esas sayılı tapu iptali ve tescil davasını takip etmek amacıyla aralarındaki sözlü anlaşma gereği vekaletname alan avukat sanığın 1200 TL vekalet ücreti aldığı halde, vekaletnameyi ilgili dava dosyasına sunmadığı ve 09/02/2010 tarihli duruşmaya mazeretsiz katılmayarak HMUK 409/5. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına, yasal süre içerisinde yenileme talebinde bulunmayarak da davanın açılmamış sayılmasına sebebiyet verdiği, bu eylemlerinin TCK’nın 257/2. maddesine uyan ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu, ayrıca sanığın dosyanın işlemden kaldırılmasından sonra avukatlık görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle keşif yapılacağını beyanla masraf adı altında para talep edip, katılanın bu nedenle 12/04/2010 günü banka havalesi ile gönderdiği 289 Avro parayı mal edinmesi eyleminin ise aynı Kanunun 250/2. maddesine uyan ikna suretiyle irtikap suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek ve her iki eylem birleştirilerek yazılı şekilde hüküm kurulması

Yargıtay 5. Ceza Dairesi Esas No:2006/12792 Karar No:2006/10667

…..’den para alma vaadi karşılığında ihaleden çekilmelerini sağlayıp bu şekilde menfaat temin etmesi eyleminde ihaleye fesat karıştırma suçu yanında irtikap suçunu da işlediği sabit olup 5252 Sayılı Yasanın 9/4. maddesi gözetilerek 5237 Sayılı Yasanın 235/4. maddesi delaletiyle aynı Yasanın 250/1. maddesi gereğince cezalandırılması gerekirken isabetli olmayan gerekçe ile bu suçtan cezalandırılamayacağına karar verilmesi,

 

Benzer yazılar