Denetim Görevinin İhmali Suçu Örnek Mahkeme Kararları

Denetim Görevinin İhmali Suçu Örnek Mahkeme Kararları
125×125

 

Denetim Görevinin İhmali Suçu Örnek Mahkeme Kararları

Denetim görevinin ihmali

MADDE 251 – (1) Zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine kasten göz yuman denetimle yükümlü kamu görevlisi, işlenen suçun müşterek faili olarak sorumlu tutulur.

(2) Denetim görevini ihmal ederek, zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine imkan sağlayan kamu görevlisi, üç aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

251. maddede kasten ihmali davranışla işlenebilen iki ayrı suç tipine yer verilmiş olup bunlar; 251/1. fıkradaki zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine kasten göz yummak ve 251/2. fıkradaki zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine imkan sağlamak suçlarıdır.

-Fail, denetim vazifesi bulunan kamu görevlisidir. Bu kamu görevlisinin, zimmet veya irtikap suçunu işleyen kimseyi denetim görevi bulunmalıdır. Bu itibarla suçun faili, genel olarak denetim görevi verilen amir konumundaki kamu görevlileri ile teftiş ve denetim görevi yüklenen kişiler olabilir. Denetim göreviyle yükümlü olmayan kamu görevlileri bu suçun faili olamaz.

Madde metninden de anlaşılacağı üzere denetim görevini ihmal suçu iki şekilde ortaya çıkabilmektedir.

A-Zimmet ve irtikâbın işlenmesine kasten göz yumma:

Suçun failinin, anılan suçu işleyen memur ve işlemlerini denetimle yükümlü bir görevli olacaktır. Yaptırıma bağlanan, bu denetim görevinin ihmal edilmesi ve işlenmekte olan suçlara bilerek müdahale edilmemesidir.

Maddede ve gerekçesinde, denetimle görevli olanın suçun müşterek faili olarak sorumlu tutulacağı belirtilmiştir. Bir iştirak iradesinden her zaman söz etmek olanaklı değilse de, burada yasa ile yapay olarak müşterek fail gibi ve aynı şekilde sorumluluk kabul edilmiştir.

Maddeye göre zimmet ve irtikâp suçunun işlendiğini, işlenmekte olduğunu zamanında veya sonradan öğrenmiştir. Örneğin işlenen ve zincirleme süren bir zimmet suçunda son eylemi öğrendiği halde harekete geçmeyen, işlenmesine başlanan veya devam edilen eylemlere müdahale etmeyen de aynı şekilde sorumludur.

B) Denetim görevinin ihmali: Fail, ihmal kastı ile hareket etmekte ve bu nedenle ortaya çıkan denetimsizlikten yararlanan zimmet ve irtikâp failleri anılan suçları işlemektedir.

Bu halde, ihmal nedeniyle denetim yapmayan fail, zimmet ve irtikâp suçlarından hiçbir aşamada haberdar değildir. Yani o suçları öğrendiği halde hareketsiz kalma söz konusu değildir.

Duyarlı nokta şudur; Denetimle görevli olan, anılan suçlar tamamlandıktan sonra öğrenir ve harekete geçmezse ilk fıkradaki suç oluşacak mıdır?

Başka bir anlatımla öğrenme ve göz yumma sonrasında asli failin icra hareketlerine az veya çok devam etmesi gerekli midir? Bu durumda 2. fıkradaki suç mu oluşur. Bizce doğru olan budur. Suçlar tamamlandıktan sonra öğrenme ve göz yumma halinde “suçun işlenmesi” bakımından değil, ihbarı ve soruşturulması açısından bir ihmal vardır.




 Konuya ilişkin örnek mahkeme kararları

Yargıtay 5. Dairesi  E. 2004/2607   K. 2005/21975   T. 10.11.2005

THK Tarsus Şubesinin, kurum müfettişliğince denetlenmesi sırasında, Şube Saymanı olan sanığın sorumluluğunda bulunan yardım pulu hesabında açık olduğunun tesbiti üzerine, sanık bu açığın satışı yapılan pul bedellerinden olduğunu, hazırlık anlatımlarına göre de bu parayı uhdesinde tutarak kullandığını ifade etmesi ve müfettişin tesbiti üzerine temin ederek kurum hesabına ödemesi şeklinde oluşan eylemde, kurum saymanı olmakla sorumluluğundaki kasadan para maledinme fiilinin zimmet suçunu oluşturduğu, yine şube başkanı olan sanığın kurumun işlemleri üzerinde gerekli denetimi yapmayarak, görevini ihmalle, zimmetin oluşumuna neden olduğu sabit olduğu ve 5237 Sayılı TCK.nun 247-248 ve 251 maddeleri de gözetilerek cezalandırılmaları gerekir.

Yargıtay 5. Dairesi  E.  2009/5669 K. 2009/7303 T. 15.6.2009

ÖZET : Denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olmak suçundan sanıklar hakkında işletme sorumlusu ve idari mali sorumlu olarak görev yapan sanıkların, veznedarların günlük ve aylık tahsilât listelerinin bilgisayardan çekimini yaptırıp kontrol etmeyerek diğer sanığın zincirleme zimmet suçunu işlemesine neden oldukları, mahkemece de bu sanığın eyleminin oluşa uygun olarak basit zimmet suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi karşısında sanıkların atılı suçtan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekir.

DAVA : Zimmet ve denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olmak suçlarından sanıklar Mehmet, Erhan, Ekrem, Kubilay ve İlmiye’nin yapılan yargılanmaları sonunda; sanık Mehmet’in atılı zimmet suçundan mahkumiyetine, diğer sanıkların ise atılı denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olmak suçundan beraetlerine dair, Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 07.11.2007 gün ve 2007/113 Esas, 2007/381 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık Mehmet müdafii ve katılan vekili taraflarından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık Mehmet Manav’ın hakkında kurulan hükme yönelik yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Suçu 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işleyen sanık Mehmet hakkında 53/5. maddenin uygulanmaması

Sanıklar Erhan, Ekrem, Kubilay ve İlmiye hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olmak suçundan kurulan beraat hükümlerine gelince;

Suç tarihlerinde Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş Orhangazi İşletme Başmühendisliğinde işletme sorumlusu ve idari mali sorumlu olarak görev yapan sanıkların, veznedarların günlük ve aylık tahsilât listelerinin bilgisayardan çekimini yaptırıp kontrol etmeyerek sanık Mehmet’in zincirleme zimmet suçunu işlemesine neden oldukları, mahkemece de bu sanığın eyleminin oluşa uygun olarak basit zimmet suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi karşısında sanıkların atılı suçtan mahkumiyetleri yerine yazılı gerekçelerle beraetlerine karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık Mehmet müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.06.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Dairesi 8.12.1988-3618/7529

Çamardı Tekel idare memurluğu vekaleten yürüten sanığın evini ,ilçeye taşımaması sebebi ile her gün Niğde’ye gidip geldiği,bazı günler deponun anahtarını ambar işçisi Yılmaz’a bıraktığı ve bir günde bayram öncesi ambarı bu şahsa teslim ederek satış yaptırdığı dosya içeriği ile anlaşılmıştır. Depo, sadece sanığın muhafazasına bırakılmış bulunmasına göre denetimle sorumlu bulunduğu memurları kontrol etmeyerek onların zimmet suçunu işlemeleri veya zimmetin artmasına neden olmasından söz edilemeyeceği gibi, sanığın temellük kastı ile hareket ettiği de kesin olarak anlaşılamadığından anahtarı başka şahıslara vermemesi gerekirken Yılmaz’a tevdi etmek suretiyle olayın vukuuna sebebiyet verdiği ve bu suretle sübutu kabul edilen eylemin görevi ihmal niteliğinde bulunmadığı nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay 5. Dairesi 5.C.D.-4.10.1990- 2974/4108

Ceza evi saymanı olan sanığın, Nisan 1986 tarihinde, diğer sanık İsmail’in ceza evi kantinine ait parayı bankaya noksan yatırdığını fark ettiği halde bu duruma göz yumduğunun kendi ikrarı ve dosya içeriğinden anlaşılmış bulunması karşısında,sabit olan bu eyleminin görevi ihmal suçunun özel ve olaya uygun şekli olan T.C.K.’nun 203. maddesinde yazılı zimmet vukuuna ve artmasına sebebiyet vermesi suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sonucu itibariyle oluşa uygun düşmeyen bilirkişi raporu dayanak yapılarak yazılı şekildeki görevi ihmal suçundan (T.C.K.’nun 230/2. Maddesi ile)mahkumiyetine karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay 5. Dairesi  12.6.1984-1902/2647

Eylemin ortaya çıkmasını önlemek amacı ile tertip ve düzen (hile ve hud’a) kullanılmış ve dairesini aldatılmış olduğu “ihtilas” suçlarında, zimmetin dairesi dışında esaslı soruşturma işleri yapılmadan ,olağan denetlemeye karşın ortaya çıkarılması olanağı bulunmadığından üst yetkili, zimmetin doğmasından veya artmasından sorumlu tutulamaz.
Olayımıza gelince;…idari ve mali işler müdür yardımcısı sanık Ahmet’in denetlemekle görevli ve sorumlu olduğu mutemet Mehmet’in ihtilasen zimmet suçundan kesinleşmiş mahkeme ilamıyla hükümlendirilmiş bulunduğu ve bu durumda suçun yasal öğelerinin oluşmadığı gözetilmeyerek, sanığın beraeti yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.

 

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2007/3925 E., 2011/25885 K.

Zimmet ve denetim görevinin ihmali suretiyle zimmete neden olmak suçlarından sanıklar A.. S……, A…… E…. A…… ve L….. Ö…..’in yapılan yargılanmaları sonunda; sanık A.. S……’nın atılı zimmet suçundan mahkümiyetine, diğer sanıkların üzerlerine atılı denetim görevinin ihmali suretiyle zimmete neden olmak suçundan beraetlerine dair, Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.12.2005 gün ve 2005/64 Esas, 2006/364 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılan vekili ve sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

Sanıklar A…… E…. A…… ve L….. Ö….. haklarında denetim görevinin ihmali suretiyle zimmete neden olmak suçundan verilen hükmün incelenmesinde;

Sanıklara isnat olunan denetim görevinin ihmali suretiyle zimmete neden olmak suçunun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, en son suç tarihi olan 21.02.2003 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 7.2.1989-4992/311

Belediye muhasebecisi olan sanığın, tahsildar Necdet’in hesaplarını kontrol ve teftiş yetkisi bulunduğu ve görevini yerine getirmemek sonucu zimmetin vukuuna sebebiyet verdiği anlaşılmasına göre, eyleminin T.C.K’nun 203. Maddesine uygun bulunduğu gözetilmeden T.C.K’nun 230. Maddesi ile hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir .

 Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2015/3993 E. , 2015/5562 K.

Dava, kurum zararının ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, Midyat Mal Müdürlüğü’nde vezne memurlarının zimmet suçundan mahkum olduklarını, o dönemin mal müdürü ve vekili olarak görev yapan davalıların da, denetim görevlerini ihmal etmek sureti ile zimmete sebebiyet verme suçundan cezalandırıldıklarını belirterek, görev yaptıkları dönemlere ait kurum zararlarının davalılardan ayrı ayrı tahsilini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Yerel mahkemenin bozmaya uyarak davanın kısmen kabulüne dair ikinci kararı, Dairemizin 03/12/2013 gün ve 2013/15175 Esas, 2013/18999 Karar sayılı ilamı ile; davalı Naim Adır hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı yararına; yine devlet dairelerinde işlerin yoğunluğu, davacı idarenin zimmeti değerlendirme konusundaki eğitim eksikliği ve davalının zimmeti ortaya çıkarma konusundaki çabası gözönüne alındığında, davacının bölüşük kusuru da dikkate alınarak Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddesi uyarınca karar altına alınacak tutardan hak ve adalete uygun bir indirim yapılmamış olması ile zimmet suçunu işleyen asli failler hakkında Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2003/37 Esas, 2003/42 Karar sayılı ilamı ile TCK’nun 202/4 maddesi gereğince 58.143,92 TL zararın ödetilmesine karar verildiğinden, mahkemece hükmedilen miktar ile tahsilde tekerrür olmayacak şekilde karar verilmemiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle de davalı … yararına bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak davalıların görev yaptıkları dönemde denetim görevini ihmal ederek sebep oldukları kurum zararlarından BK’nun 43. maddesi uyarınca ayrı ayrı %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak ve ceza mahkemesinde hükmedilen tazminat ile tahside tekerrür oluşturmayacak şekilde tazminine karar verilmiştir.
Mahkemece idarenin bölüşük kusuru değerlendirilerek davalıların sebep oldukları kurum zararlarından ayrı ayrı BK’nun 43. maddesi uyarınca %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılmış ise de; somut olayın özelliği gözetildiğinde yapılan indirim oranı çok azdır. Davalılar yararına daha üst düzeyde hakkaniyet indirimi uygulanmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA; davacının tüm, davalıların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi E. 2013/11481 K. 2015/15618 T. 27.10.2015

Hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi ile delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin zorunlu olduğu nazara alınarak, dava konusu orman emvalinin sanık F.. A.. tarafından İ.. Ö..’e verildiği iddiasıyla ilgili olarak bilgi sahibi olduğu anlaşılan ve soruşturma aşamasında dinlenen İslam , İhsan , Bahattin , Reşat ve İsmail ‘ın duruşmada tanık olarak dinlenmeleri, ifadeler arasında çelişki ortaya çıkması halinde hangi delile neden itibar edildiğinin denetime olanak verecek şekilde kararda tartışılması, İ.. Ö.. hakkında Orman Kanununa aykırılık suçundan İspir Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/7 Esas sayılı dosyasında görülen davanın akıbetinin araştırılması, tanık olarak dinlenen F.. E..’in ifadesinde sanık F.. A..’a atfen belirttiği “Söz konusu odunları Rize’den bir arkadaşım getirdi, aracın bozulması nedeniyle depoya koydum. İ.. Ö..’in odun ihtiyacı olduğunu duyunca ona sattım.” hususunun sanık Fatih’ten sorulması, sanıkların çalıştığı kurumda yapılan sayımlarda stok fazlası ürün çıkma durumunun bulunup bulunmadığı, stok fazlası çıkması halinde bunun için öngörülen bir tolerans miktarının olup olmadığı ve bu stok fazlası ürünün kayıtlara geçirilip geçirilmediği hususlarının katılan kurumdan araştırılması ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Sanık E.. K.. hakkında kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçuyla birlikte denetim görevini kasten ihmal ederek zimmet suçundan da kamu davası açılmış olmasına ve hükmün gerekçesinde her iki suçun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmesine rağmen, denetim görevini kasten ihmal ederek zimmet suçundan ayrıca hüküm kurulmaması, bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi E. 2013/9413 K. 2015/12076 T. 3.6.2015

Kooperatif denetim kurulu üyesi olan sanıkların kooperatif işlemlerinde gerekli denetim ve kontrolleri süresinde ve mevzuata uygun yapmamak suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerinin iddia edilmesi karşısında, bu konudaki genel kurul kararları ve diğer belgeler getirtilerek sanıkların denetim kurulu üyesi olarak atanıp atanmadıkları ve hangi tarihlerde görev yaptıklarının kesin olarak saptanması, yapılmayan denetim işlemlerinin neler olduğunun ve sanıklardan hangilerinin denetimle yükümlü bulunduklarının, denetim yapılmamış ise buna bağlı olarak kooperatif zararı ya da kişilerin mağduriyetlerinin oluşup oluşmadığının belirlenmesi, sanıkların S.S. K. Köyü Sulama Kooperatifinde görev almadıklarına ve talepte bulunmalarına rağmen defterler üzerinde inceleme yaptırılmadığına ilişkin savunmalarının araştırılması, sonucuna göre sabit görülen fiillerinin kanıtlarıyla ilişkilendirilerek kararda açıklanması yerine eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle yazılı biçimde mahkumiyetlerine karar verilmesi, O. E. ve A.. Ö..’ün kooperatifi temsil yetkileri bulunup bulunmadığı veya üyesi olup olmadıkları araştırılmadan davaya katılmalarına karar verilmesi,

Kabule göre de; 1163 sayılı Kanunun 62. maddesinde kamu görevlisi gibi sorumlu olan kişilerin yönetim kurulu üyeleri ile kooperatif memurları olarak sınırlandırılması, bir başka anlatımla denetim kurulu üyelerinin bu madde kapsamında sorumluluklarının bulunmaması nedeniyle kooperatif denetçisi sanıkların eylemlerinin aynı Kanunun 66/1 ve 67/1. maddeleri atfıyla Ek-2/3. maddesi kapsamında kalacağı gözetilmeden TCK’nın 257/2. maddesiyle hüküm kurulması,

Sanıkların kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyecekleri hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine CMK’nın 231/6. maddedeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, denetim görevini ihmal şeklindeki eylemlerinde ne tür somut maddi zararın bulunduğunun tespiti yapılmadan verdikleri maddi zararı gidermemiş oldukları gerekçesiyle 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin sanıklar hakkında uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.

 

 

Benzer yazılar