Anayasa Mahkemesinden İfade Özgürlüğü İle İlgili Karar

Anayasa Mahkemesinden İfade Özgürlüğü İle İlgili Karar
125×125

Anayasa Mahkemesi, hakaret suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti.

Mahkemenin kararına esas teşkil eden olay ve olgular aşağıda yer almaktadır.

-Başvurucu, İstanbul Barosu Başkanlığına (Baro) bağlı olarak çalışmakta olan bir avukattır. Başvurucunun bir dönem çalıştığı büronun sahibi olan kadın Avukat A., başvurucunun İstanbul Barosu, Türkiye Barolar Birliği, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Cumhuriyet savcılıklarına kendisi aleyhine verdiği şikâyet dilekçelerinde hakaret, tehdit, şantaj ve suç isnadı içeren ifadelerde bulunduğu gerekçesiyle ve başvurucunun cezalandırılması talebiyle Baroya şikâyette bulunmuştur.

– Şikâyet üzerine Baro başvurucudan hakkındaki iddialara karşı savunmasını göndermesini talep etmiştir. Başvurucu 23/9/2013 tarihinde, hem yazılı savunmasını içerir hem de A. hakkında karşı şikâyetlerde bulunduğu dilekçeyi Baroya sunmuş; kendisi hakkında yapılan şikâyetin reddine ve A. hakkında kovuşturma açılarak dosyanın disiplin kuruluna gönderilmesine karar verilmesi taleplerinde bulunmuştur. 23/9/2013 tarihli söz konusu dilekçenin ilgili kısımları şu şekildedir:

” Şikâyetçi, kendisinin suç teşkil eden eylemlerini açığa çıkarmam nedeniyle şahsıma beslediği yüksek dozajdaki husumet, kin ve nefret duygularıyla, intikam hırsının ateşiyle şahsıma fahiş miktarlarda tazminat davası açmayı ve şikâyet etmeyi alışkanlık haline getirmiş, söz konusu davaları ve şikâyetleri bir gelir kapısı olarak benimsemiş, artık şikâyet edecek bir şey bulamadığı için resmi kurumlara sunduğu ve istediği bir şekilde cevap alamadığı konuları ısıtıp ısıtıp gündeme getirmiş, iddia ve savunma dokunulmazlığı çerçevesinde mahkemeye sunulan dilekçelerden medet dilenecek seviyeye düşmüş, bir zamanlar evrakta sahtecilik suçuyla aldatmaya teşebbüs ettiği (ekte sunulan belgelerden sabit) hâkim ve savcıların avukatı olmaya soyunmuş ve bu surette Sayın Başkanlığınızı sözde kandıracağını ummuş ve böylece haksız kazanç sağlamayı ilke ve hedef edinmiş, hakkında son soruşturmanın açılmasına karar verilmiş, ileride yüz kızartıcı suçlardan biri olan evrakta sahtecilikten hükümlü olması muhtemel bir sanıktır.

Sanık olan şikâyetçi, şikâyet dilekçesinin altıncı paragrafında tabir-i caizse ipin ucunu kaçırmış, avukatlık mesleğinin etik ilke ve kurallarından bahsetmeye kalkmıştır. Meslektaşlarının imzalarım taklit ettiği veya ettirdiği bilirkişi raporuyla sabit olan birinin,

meslektaşlarını sigortasız çalıştırarak mağdur eden birinin avukatlık mesleğinin etik ilke ve kurallarından bahsetmeye hakkı yoktur.

Şikâyetçi sanık hakkımda suç duyurusunda bulunulmasını istemiş olsa da Sayın Mahkeme dikkate almamış ve dilekçemiz doğrultusunda suçun hukuki niteliğini değiştirmiştir (A. hakkında görevi kötüye kullanma suçundan yürütülen yargılamayı yapan mahkemeye başvurucu tarafından sunulan dilekçe). Söz konusu dilekçemizde şikâyetçi sanığı hedef alan doğrudan ve dolaylı hiçbir açıklama yoktur. Şikâyetçi sanık, hâkim ve savcılar suç duyurusunda bulunmayınca ve tazminat davası açmayınca 18 yıllık tecrübesiyle kendisini hadsiz bir şekilde hâkim ve savcıların avukatı olarak yetkilendirmiş, kendisinin çirkin ve haksız çıkarları uğruna hâkim ve savcıları kullanmaya teşebbüs etmiş, onlar adına, beyanda bulunmuş ve Sayın Başkanlığınızı da bu şekilde etkilemeyi ummuştur.

Sonuç olarak dilekçelerinde kendi tabiriyle evrene verdiği pozitif mesajdan medet bekleyen, kadın olduğunu, çocuğu olduğunu, çocuğun adının Emek olduğunu, çocuğunu dövmediğini, 40 yaşında olduğum, mavi döpiyesli savcıyı, erkek çocuk doğuramadığı için her an kuma tehlikesi yaşayan bir ailesi olduğunu dosyayla ilgisi olmamasına rağmen belirten, hakkında hakim ve savcılar ile münasebetsiz ilişkiler yaşadığı belirtilen, yer altı dünyasının topuk sesleri benzetmesi ile anılan, ünlülerin boşanma avukatı olarak da ün kazanmış ve medyatik olduğu ifade edilen tekzip edilmemiş haberler yayınlanan sanık hakkında, evrakta sahtecilik suçu ekte de sunulan bilirkişi raporuyla da sabit olmasına rağmen iddianamenin sadece görevi kötüye kullanma suçundan hazırlanmış olması haksızlığı ve hukuksuzluğu karşısında hukuki tükenmişlik içerisinde ne sanık olan şikâyetçiye ne de hâkim veya savcılara hakaret kastı içerisinde hareket edilmeden, iddia ve savunma dokunulmazlığı çerçevesinde haklı ve doğal şüpheler ile sisteme eleştiri ve sitem dile getirilmiştir. Söz konusu dilekçenin verilmesinin ardından sayın Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının suçun hukuki niteliğini değiştirerek iddialarımızın haklılığını ortaya koyması da 3/7/2013 tarihli dilekçenin niteliğini ve önemini göstermektedir.

Maalesef şikâyetçi Av. A. tarafından hem sayın Başkanlığınıza sunulan dilekçelerinde hem de Mahkeme ve Savcılıklara sunulan dilekçelerinde yukarıda bahsettiğimiz davalarla ve şikâyetlerle ilgili olmayan konuları ve unsurları kullanarak ayrıcalık beklemiş ve beklemeye devam etmektedir. Tarafımca da şikâyetçinin bu yolla haksız bir şekilde amaçlarına ulaşmasından endişe etmem ve bunları da dile getirmem son derece olağan, doğal ve yer indedir.

-Söz konusu dilekçedeki ifadelerin A. yönünden hakaret oluşturduğundan bahisle başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda başvurucu 6/10/2015 tarihinde İstanbul 72. Asliye Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından 1.500 TL adli para cezasına mahkûm edilmiş ve hükmün açıklanması geri bırakılmıştır.

-Başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet kararının gerekçesinde Mahkeme, dava konusu 23/9/2013 tarihli dilekçede yer verilen “hakkında hakim ve savcılarla münasebetsiz ilişkiler yaşadığına dair haberler yayımlanmıştır”, “yüz kızartıcı suçlardan biri olan sahtecilik suçundan yargılanıyor”, “meslektaşlarının imzalarını taklit ettiği veya ettirdiği bilirkişi raporuyla sabit olan birisi”, “kendisini hadsiz bir şekilde hakim ve savcıların avukatı olarak yetkilendirmiş, çirkin ve haksız çıkarları uğruna hakim ve savcıları kullanmaya teşebbüs etmiş, hakkında hakim ve savcılarla münasebetsiz ilişkiler yaşadığı belirtilen, yeraltı dünyasının topuk sesleri benzetmesi ile anılan” şeklindeki ifadeler nedeniyle başvurucunun üzerine atılı hakaret suçunun yasal unsurlarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varıldığını ifade etmiştir.

-Başvurucu, hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz etmiştir. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi 25/11/2015 tarihinde itirazı reddetmiştir. Ret kararı başvurucuya 8/12/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

-Başvurucu 16/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

Kararın tamamını okumak için tıklayınız

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir