Anayasa Mahkemesi, Müdahilin Temyiz Talebinin Reddini İhlal Saymadı

Anayasa Mahkemesi, Müdahilin Temyiz Talebinin Reddini İhlal Saymadı
125×125

Anaysa Mahkemesi, idari yargıda görülen davada müdahilin temyiz talebinin incelenmeksizin reddedilmesi nedenleriyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvuruyu reddetti.

Müdahilin temyiz başvurusu ve sonrasındaki süreçler aşağıda yer almaktadır.

….

III.     OLAY VE OLGULAR

….

21. Karar taraflara ve başvurucu Şirkete tebliğ edilmiştir. Yargılama sonucunda aleyhine hüküm kurulan ve başvurucu Şirketin davaya yanında müdahil olduğu davalı idare, karan temyiz etmediği gibi lehine hüküm kurulan davacı Belediye de herhangi bir yönüyle bozulması talebiyle karara karşı temyiz yoluna gitmemiştir. Buna karşılık başvurucu Şirket kararı temyiz etmiştir.

22.Danıştay Altıncı Dairesi 20/11/2014 tarihli kararıyla başvurucu Şirketin temyiz istemini incelenmeksizin reddetmiştir. Kararın gerekçesinde müdahilin, yanında davaya katıldığı tarafın işlem ve açıklamalarına aykırı usul işlemlerini yapamayacağı ifade edilmiştir. Davalı idare tarafından kararın temyiz edilmemiş olması karşısında başvurucu Şirketin davalı idarenin bu iradesine aykırı olarak müdahil sıfatıyla tek başına temyiz yoluna müracaat edemeyeceği belirtilmiştir.

23. Başvurucu Şirket, temyiz isteminin incelenmeksizin reddine dair karara karşı karar düzeltme yoluna gitmiştir. Başvurucu Şirket 29/1/2015 tarihli dilekçesinde 20/11/2014 tarihli kararın düzeltilmesini ve temyize konu ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

24. Başvurucu Şirket, Danıştaydaki karar düzeltme incelemesi devam ederken 17/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç

25.   Dava konusu imar planı tadilatı kapsamında kalan ve üzerinde konut projesi inşa edilecek taşınmazlardan birinin hisseli maliklerinden olan başka bir şirket, 29/9/2015 tarihinde Danıştay Altıncı Dairesine sunduğu dilekçe ile davaya davalı idare yanında müdahil olmak istediğini belirtmiş ve 20/11/2014 tarihli kararın düzeltilerek temyize konu ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Anılan şirket söz konusu dilekçesinde; davalı idarenin uyuşmazlığı takipsiz bırakma yönünde bir yaklaşım sergilediğini, nitekim verilen karar aleyhine olmasına rağmen karan temyiz etme yoluna dahi gitmediğini ancak kararın sonuçlarının taşınmaz maliki olması hasebiyle şirketi doğrudan etkilediğini ve mağdur ettiğini ifade etmiş; bu sebeple karar düzeltme isteminin kabul edilmesi ve kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.

26. Danıştay Altıncı Dairesi 8/12/2015 tarihli ara kararıyla bu şirketin davanın sonucuyla yakından ilgili olması nedeniyle davalı idare yanında davaya katılma istemini kabul etmiştir.

27. Danıştay Altıncı Dairesi 4/2/2016 tarihli kararıyla davaya davalı idare yanında müdahil olan başvurucu ve diğer şirketin karar düzeltme istemlerini kabul etmiş, temyize konu ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur. Bozma kararının gerekçesinde, taraflardan birinin temyiz ya da kararın düzeltilmesi safhasında sunduğu dilekçenin bir gerekçe olmaksızın reddedilmiş ya da incelenmemiş olmasının mahkemeye erişim hakkına aykırı olacağı vurgulanmıştır. Buradan hareketle davanın konusunun müdahilin sahip olduğu hak ya da şey olduğu hâllerle sınırlı olarak müdahilin tek başına kanun yoluna başvurması hâlinde müdahilin talebinin yanında katıldığı tarafın iddia ve savunmalarına aykırı olmaması durumunda incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Somut uyuşmazlıkta müdahil (başvurucu Şirket) tarafından yapılan temyiz başvurusunun da bu kapsamda olduğu görüldüğünden davalının temyiz isteminde bulunmaksızın davalı yanında davaya katılan müdahilin yaptığı başvurunun incelenerek istem hakkında bir karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Kararda ayrıca, başvurucu Şirket tarafından yapılan davalı yanında davaya müdahale isteminin ilk derece mahkemesince davanın esası hakkında verilen karar ile birlikte karara bağlandığına da dikkat çekilmiştir. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda davanın ihbarının mahkeme tarafından resen yapılacağına dair hükme de atıfta bulunularak daha sonra katılma talebinde bulunan şirket yönünden davanın ihbarı için geçerli koşullar oluşmasına rağmen idare mahkemesince ihbar müessesesinin işletilmemiş olması bir eksiklik olarak saptanmıştır. İdare Mahkemesince müdahale isteminde bulunanın iddiaları ve somut olguları tartışılmadan ve dava ihbar edilmeden işin esası hakkında karar verilmesinde isabet görülmediği ifade edilmiştir. Müdahillerin iddia ve somut değerlendirmeleri gözönünde bulundurulmak ve değerlendirilmek suretiyle uyuşmazlık konusu planların kendi içindeki tutarlılığı, taşınmazların bulunduğu bölgenin yapılaşma durumu gibi hususlar da dikkate alınarak-gerekirse keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle- bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

28. Bozma karan üzerine dava dosyasını yeniden esasa kaydeden Mahkeme 28/4/2016 tarihli kararıyla bozma kararma uymadığını ve 14/2/2014 tarihli kararında ısrar ettiğini belirterek dava konusu işlemlerin iptaline hükmetmiştir. Mahkeme, bozma kararına uymamasının gerekçesi olarak davanın asıl tarafının talebi olmadan müdahilin talebi üzerine karar düzeltme yoluna başvurulmasının mümkün olmamasını göstermiştir. Israr kararında idari yargıda görülen uyuşmazlıklarda davalının her zaman idare olduğuna dikkat çeken Mahkeme, idarenin mahkemece verilmiş bir karara karşı kanun yollarına başvurmama iradesini ortaya koyması hâlinde müdahilin temyiz ya da karar düzeltme isteminin kabul edilmesinin özel hukuk kişilerinin iradesinin davalı idarenin iradesinin yerine geçmesi sonucunu doğuracağını, bunun ise hem idari yargı tekniği hem de feri müdahil ile ilgili hükümlerle bağdaşmayacağını vurgulamıştır.

29. Başvurucu Şirket ve diğer müdahil şirket, Mahkemenin 28/4/2016 tarihli ısrar kararını temyiz etmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) 27/2/2017 tarihli kararıyla müdahillerin temyiz istemlerini incelenmeksizin reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; davanın taraflarından olmayan, dava sonucunda hakkında hüküm kurulmayan ve ancak yanında katıldığı tarafa yardımcı olabilen müdahilin, yanında davaya katıldığı tarafın kanun yollarına başvurmaması durumunda tek başına kanun yollarına başvurmasına hukuken olanak bulunmadığı belirtilmiştir. Somut davada müdahillerin yanında davaya katıldığı tarafın temyiz isteminde bulunmamış olması nedeniyle talebin incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı ifade edilmiştir.

….

Mahkeme kararının tamamını okumak için linke tıklayınız.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir