Toplu Sözleşme Hükümlerinin Kanunla Çelişmesi Durumunda Ne Yapılmalı?

Toplu Sözleşme Hükümlerinin Kanunla Çelişmesi Durumunda Ne Yapılmalı?
125×125

Sayıştay Denetçileri tarafından bir üniversitede yapılan denetim sonucu düzenlenen 2017 yılı denetim raporu’nda yer alan bulguda, döner sermaye ek ödemesi alan personele her ay aylıkları ile birlikte 375 sayılı khk ek 9’uncu maddesine göre ek ödeme yapılaması mevzuata aykırı bulunmuştur.

Kamu idaresi, bulguya verdiği cevapta, sözkonusu ödemenin toplu sözleşmede yer alan bir hükümden kaynaklandığını ifade etmiştir.

Bulgu konusu yapılan ödemeyle ilgili olarak önceki dönem toplu sözleşmelerinde yer alan  bu hüküm,  4 üncü dönem toplu sözleşmesi ile düzeltilmiştir. Ancak, söz konusu düzeltme yapılmadan önceki ödemeler yürürlükteki kanunla çeliştiği için mevzuata aykırı bulunmuştur.

Bu bulgu maddesi, kanun koyucunun toplu sözleşmenin hukuki niteliği ve toplu sözleşmeyle yürürlükteki bir kanun maddesinin çelişmesi halinde hangisinin uygulanması gerektiği  hakkında daha net bir düzenleme yapmasının zorunlu olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Böyle bir düzenleme, hem uygulayıcılar açısından hem de denetim birimleri açısından olası sıkıntıları önlemiş olacak.

“Döner Sermaye Ek Ödemesi Alan Personele Her Ay Aylıkları ile Birlikte 375 sayılı KHK Ek 9’uncu maddesine Göre Ek Ödeme Yapılamayacağı

Bu durumda iki mevzuat hükmü birbiriyle çelişmektedir. Kanun Hükmünde Kararnamedeki hüküm mü yoksa Toplu Sözleşme hükmü mü uygulanmalıdır?

1982 Anayasasının “A. Toplu İş Sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” başlıklı 53’üncü maddesinde;

“(Ekfıkra: 12/9/2010-5982/6 md.) Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/6 md.) Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/6 md.) Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.” Denilmektedir.

Anayasanın öngördüğü kanuni düzenleme, 4.4.2012 Tarih ve 6289 sayılı Kanun ile 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda değişiklik yapılmak suretiyle gerçekleştirilmiştir. Kanunun 28’inci maddesinin birinci paragrafına göre toplu sözleşmenin kapsamı, “kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar. ” Olarak düzenlenmiştir.

Öte yandan 1982 Anayasasının “D. Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler” kısmının 128’inci maddesinin ikinci paragrafında “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. (Ek cümle: 7/5/2010 -5982/12 md.) Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.” Denilmek suretiyle Kanun koyucu Anayasa’da 2010 yılında yaptığı değişiklikle kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı getirmiş, daha önce kamu görevlilerinin sadece kanunla verilecek hak ve yükümlülüklerin artık toplu sözleşmelerle de verilebileceğini hükme bağlamıştır.

Ancak Anayasa’nın yukarıda zikredilen hükmünden toplu sözleşmeler ile Kanunda belirtilen hükümlere aykırı karar alınabileceği hükmü çıkarılamaz. Zaten 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 28’inci maddesinde “Toplu Sözleşme; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar.” Denilmek suretiyle aslında toplu sözleşmenin mevzuatta yer alan hükümlere paralel hükümler getireceği, kanunun yasaklayıcı hükümlerini kaldıramayacağı veya değiştiremeyeceği ilgili maddede açık olarak belirtilmiştir.

Hukuka ve kanuna aykırı olmadığı sürece toplu sözleşme hükümleri tarafları bağlayıcı hükümlerdir. Bu durumda toplu sözleşme hakkı, taraflara kanunun belirlediği sınırlar içinde karar verme ve düzenleme yapma serbestisi vermekte ve bu hak sayesinde kamu görevlileri mali ve sosyal haklarını iyileştirme ve yeni haklar elde edebilmektedirler. Ancak toplu sözleşme hakkı, kanunun belirlediği sınırlar dışında düzenlemeler yapma, birtakım hak ve yükümlülükleri kaldırma ya da bazı hak ve yükümlülükleri kanuna aykırı olarak koyma hakkını vermemektedir.

Öte yandan Türk Borçlar Kanununun 27/1’ine göre; “Kanunun emredici hükümlerine aykırı olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.

Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez.
Denilmektedir.

Sonuç olarak yukarıda zikredilen mevzuat hükümlerine göre Toplu Sözleşmenin 3’üncü Bölümünün 5’inci maddesinin “4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin (h) fıkrasının üçüncü paragrafı uyarınca yapılacak ek ödemeler her hangi bir katkıya bağlı olmaksızın aylıklara ilişkin hükümler uygulanmak suretiyle her ay aylıklarıyla birlikte ödenir.” Hükmü kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiğinden ve atıf yapılan paragrafın bulunmaması nedeniyle kesin olarak hükümsüzdür ve uygulama olanağı bulunmamaktadır.

…..

Ancak raporumuzdaki bir diğer ve daha önemli olan husus Toplu Sözleşme hükümlerinin Kanun hükümleri ile çeliştiği durumlarda uygulanabilip uygulanamayacağıdır.

Toplu Sözleşmenin 3’üncü Bölümünün 5’inci maddesinin “4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin (h) fıkrasının üçüncü paragrafı uyarınca yapılacak ek ödemeler her hangi bir katkıya bağlı olmaksızın aylıklara ilişkin hükümler uygulanmak suretiyle her ay aylıklarıyla birlikte ödenir.” Hükmü 2547 sayılı Kanunun 58/i ve 375 sayılı KHK’nın ek 9’uncu maddelerindeki döner sermaye alan personele ek ödeme yapılamaz hükmü ile çelişmektedir.

Türk Borçlar Kanununun 27/1’ine göre; “Kanunun emredici hükümlerine aykırı olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.

Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez.

Denilmektedir.

Sonuç olarak yukarıda zikredilen mevzuat hükümlerine göre Toplu Sözleşmenin ilgili hükmü kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiğinden uygulama olanağı bulunmamaktadır.”

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir