Mahalle Muhtarlarının Mahalleyi Temsilen İptal Davası Açma Ehliyeti Var mıdır?

Mahalle Muhtarlarının Mahalleyi Temsilen İptal Davası Açma Ehliyeti Var mıdır?
125×125

Mahalle muhtarlıklarının tüzel kişilikleri olmasa da kamu hizmetleri alanında görevler üstlendiklerinden bu görev alanına ilişkin olarak mahalli müşterek menfaatlerin korunması için dava açma ehliyetlerinin olduğu hakkında.

T.C.

DANIŞTAY Altıncı Daire

Esas No: 2015/3375 Karar No : 2017/1778

TÜRK MÎLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

Dava, İli … ada … parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılmakta olan tavukhane için ………….Belediye Başkanlığınca verilen yapı ruhsatı ile yapı ruhsatının verilmesine dayanak alınan …… Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün 15/08/2013 tarihli 45099500622031/1156-14059 sayılı kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, 06/12/2012 tarihli 28489 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6360 sayılı kanunun 1/1. maddesine göre ………………….Köyünün mahalli idareler genel seçimlerinin yapıldığı 30/03/2014 tarihi itibarıyla, bağlı bulunduğu ilçe belediyesi olan …………………….Belediye Başkanlığına katıldığı, diğer bir ifadeyle köy tüzel kişiliğinin bir karar ile değil kanunun yürürlüğe girmesiyle davacı köyün tüzel kişiliğinin bu tarihten itibaren kalkmış olduğu ve mahalleye dönüştüğü, 4541 sayılı Şehir ve Kasabalarda Mahalle Muhtar ve İhtiyar Heyetleri Teşkiline Dair Kanun hükümleri uyarınca da mahalle muhtarlıklarının tüzel kişiliğinin bulunmadığından, mahalle muhtarlarının mahalle muhtarlığı olarak açtıkları davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna ulaşıldığından davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiş, bu karar esas yönünden davacı vekili, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden ise davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, “iptal davaları”, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat ycinlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış; Kanunun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçelerinin “ehliyet” yönünden inceleneceği kurala bağlanmıştır.

Maddede sözü edilen “ehliyet” kavramının, iptal davası açılabilmesinin idari yargılama usulü bakımından özel bir koşulu olan “sübjektif ehliyet”i kapsadığı gibi, genel dava açma ehliyetini, diğer bir anlatımla “fiil ehliyeti” ya da “objektif ehliyet”! de kapsadığında duraksama bulunmamaktadır.

2577 sayılı Kanun’un 31’inci maddesinin 1. fıkrasında, ehliyet ile ilgili olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili düzenlemelerine göndermede bulunulmuş ve sözü edilen Kanun’un 50 ve 51. maddelerinde dava ehliyeti, medeni haklardan yararlanma ehliyetine bağlanmışsa da, belirtilen hükümlerin 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesi ve idari yargılama usulü hukukunun kendine özgü usul ve esasları içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde, bu Kanunun uygulanmasında; “mahalle”nin; belediye sınırları içinde, ihtiyaç ve öncelikleri benzer özellikler gösteren ve sakinleri arasında komşuluk ilişkisi bulunan idari birimi ifade ettiği, “Mahalle ve Yönetimi” başlıklı 9. maddesinde; mahallenin, muhtar ve ihtiyar heyeti tarafından yönetileceği; belediye sınırları içinde mahalle kurulması, kaldırılması, birleştirilmesi, bölünmesi, adlarıyla sınırlarının tespiti ve değiştirilmesinin, belediye meclisinin kararı ve kaymakamın görüşü üzerine valinin onayı ile olacağı; Muhtarın, mahalle sakinlerinin gönüllü katılımıyla ortak ihtiyaçlan belirlemek, mahallenin yaşam kalitesini geliştirmek, belediye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilişkilerini yürütmek, mahalle ile ilgili konularda görüş bildirmek, diğer kurumlarla işbirliği yapmak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yapmakla yükümlü olduğu kurala bağlanmış; anılan Kanun’un “İhtisas Komisyonları” başlıklı 24. maddesinde; ihtisas komisyonlarının, her siyasî parti grubunun ve bağımsız üyelerin meclisteki üye sayısının meclis üye tam sayısına oranlanması suretiyle oluşturulacağı, il ve ilçe belediyeleri ile nüfusu 10.000’in üzerindeki belediyelerde plân ve bütçe ile imar komisyonlarının kurulması zorunlu olduğu, …Mahalle muhtarları ve ildeki kamu kuruluşlarının amirleri ile ildeki kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, üniversiteler, sendikalar ve gündemdeki konularla ilgili sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin, oy hakkı olmaksızın kendi görev ve faaliyet alanlarına giren konuların görüşüldüğü ihtisas komisyonu toplantılarına katılabilecekleri ve görüş bildirebilecekleri; “Kent konseyi” başlıklı 76. maddesinde ise, Kent konseyinin, kent yaşamında; kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışacağı, Belediyelerin kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, varsa üniversitelerin, ilgili sivil toplum örgütlerinin, siyasî partilerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ve mahalle muhtarlarının temsilcileri ile diğer ilgililerin katılımıyla oluşan kent konseyinin faaliyetlerinin etkili ve verimli yürütülmesi konusunda yardım ve destek sağlayacağı kuralları yer almıştır.

Öte yandan, 4541 sayılı Şehir ve Kasabalarda Mahalle Muhtar ve İhtiyar Heyetleri Teşkiline Dair Kanun ve Şehir ve Kasabalardaki Mahalle Muhtar ve İhtiyar Kurulları Tüzüğünde, mahalle muhtarlıklarının, muhtarların ve ihtiyar heyetlerinin görev ve yetkileri ayrıntılarıyla düzenlenmiştir.

Belirtilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, mahalle muhtarlıklarının tüzel kişilikleri olmasa da kendilerine 4541 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat ile görev ve yetkiler tanınmış, belediye ve kent yönetiminde kendi bölgesinin sorunlarının aktarılması ve çözüm getirilmesi noktasında yönetime katılımı öngörülen, temsilcisi olan muhtar aracılığı ile kendi sınırları içerisindeki mahalli müşterek ihtiyaçların belirlenerek mahallenin yaşam kalitesini geliştirmek, belediye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilişkilerini yürütme, mahalle ile ilgili konularda görüş bildirme amaçlarına hizmet etmesi öngörülen bir idari birim olduğu; bu anlamda, kamu hizmetleri alanında görevler üstlenen ve kendisine verilmiş yetkileri kullanan bir idare olarak kabul edilmesi gerektiği; bu idari birimin temsilcisinin de muhtar olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda anılan mevzuat hükümlerinden anlaşıldığı üzere, kendisine kamu hizmederi alanında görevler verilmiş bir idari birim olan Mahalle Muhtarlıklarının, bu görev alanlarına ilişkin olarak, mahallenin mahalli müşterek menfaaderinin korunması noktasında dava ve taraf ehliyederinin bulunduğu ve bu ehliyederini de temsilcileri muhtarlar aracılığı ile kullanabilecekleri sonucuna ulaşılmaktadır.

İptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygunluğu denetlenirken idarenin hukuk alanı içinde kalması ve hareket etmesi amaçlandığından, iptal kararları ile hem idareleri bu alan içine alma hem de menfaati ihlal edilen ve bu nedenle dava açan ilgiliyi eski hukuki durumuna geri getirerek iptal kararından somut olarak yararlanması sağlanır.

Yerleşik İdare Hukuku ilkelerine göre; iptal davası açılabilmesi ve davanın görülebilmesi için davacının iptali istenilen işlem nedeniyle davanın açıldığı sırada menfaatin ihlal edilmesi yeterli olup, yargılamanın devamı süresince bu menfaat ilişkisinin devam etmesi zorunlu bulunmamaktadır. Davacıların idari işlemde menfaat ilişkisinin davanın sonuçlanmasına kadar devamının zorunlu tutulması halinde, alınacak yeni bir idari kararla davacının iptali istenilen işlemle ilişkisini kesmek ve böylece hukuka aykırılığı ileri sürülen işlemi yargısal denetim dışında bırakmak yolu açılmış olacaktır.

Bütün bu hususların birlikte değerlendirilmesinden, idari yargılama hukukunun esaslarından harekede, mahalle muhtarlıklarının dava açma ve taraf ehliyetine sahip olduklarının kabulü gerektiği, aksi kabulün bu idari birimlerin mahkemeye erişim haklarının da ihlali anlamına geleceği sonucuna ulaşıldığından, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamıştır.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir