Fazla Ödenen Özel Hizmet ve Makam Tazminatının Geri İstenilme Süresi

Fazla Ödenen Özel Hizmet ve Makam Tazminatının Geri İstenilme Süresi
125×125

Dava, Tekel Genel Müdürlüğü Eskişehir Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğünde başmüdür olarak görev yapmakta iken 4046 sayılı Yasa’nın 22. maddesi uyarınca davalı idareye araştırmacı olarak atanan davacı tarafından, 22.02.2007— 15.03.2010 tarihleri arasında üç yıl süre ile saklı tutularak ödenmesi gereken özel hizmet ve makam tazminatının bu süre sonunda kesilmeyerek 15.03.2013 tarihine kadar ödendiğinden bahisle 15.03.2010 — 15.12.2013 tarihleri arasında fazla ödenen 42.251,81 TL tutarın 25.02.2014tarihli dava konusu işlemle tespit edilmesi sonucu, fazladan ödenen tutarın faiziyle birlikte davacıdan geri istenilmesi üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle açılmıştır.




1-    Dava konusu işlemin davacıya özel hizmet ve makam tazminatı adı altında fazla ödenen 36.197,18 TL’lik ana para tutarının geri istenilmesine ilişkin kısmı ile ilgili olarak; Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün, E: 1968/8; K;1973/14 sayılı kararı uyarınca idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın ödediği meblağı her zaman geri almaya yönelik işlem tesis edebileceği açıktır. Ancak, bu hatalı ödemelerin istirdadı ise, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere 60 günlük dava açma süresi içinde mümkün olup bu süreye uyulmaksızın yapılan ödemelerin tümünün geri istenilmesi mümkün olmadığı; somut olayda, davacıya yapılan ödemelerin açık hata kapsamında değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmadığı gibi ödemenin yapılmasında davacının gerçek dışı beyanı ya da hilesinin de bulunmadığından, anılan Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararı uyarınca ödendiği tarihten itibaren 2577 sayılı Kanun’da öngörülen dava açma süresi içerisinde geri istenilmesi mümkün iken bu süre geçirildikten sonra tesis edilen işlemde hukuka uygunluk, İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken dava konusu işlemin ana para tutarı olan 36.197,18 TL’lik kısmı yönünden davanın reddi yolunda verilen kararda ise hukuki isabet görülmediği,

2- Dava konusu işlemin davacıdan geri istenilen faize ilişkin kısmına gelince; dava konusu uyuşmazlıkta, ana paranın geri istenilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığından, anılan tutara faiz işletilerek, davacıdan geri istenilmesi de hukuken mümkün olmadığı hakkında.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince Danıştay Başkanlık Kurulunun 01.08.2016 tarih ve K:2016/32 sayılı kararı uyarınca Dairemize gönderilen dosya incelenerek, işin gereği görüşüldü:

Dava, Tekel Genel Müdürlüğü Eskişehir Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğünde başmüdür olarak görev yapmakta iken 4046 sayılı Yasa’nın 22. maddesi uyarınca davalı idareye araştırmacı olarak atanan davacı tarafından, 22.02.2007 – 15.03.2010 tarihleri arasında üç yıl süre ile saklı tutularak ödenmesi gereken özel hizmet ve makam tazminatının bu süre sonunda kesilmeyerek 15.03.2013 tarihine kadar ödendiğinden bahisle 15.03.2010 – 15.12.2013 tarihleri arasında fazla ödenen 42.251,81 TL tutarın geri istenilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, davacıya özel hizmet ve makam tazminatı olarak yapılan fazla ödemenin, idarenin açık hatasından kaynaklandığı, dolayısıyla 15.03.2010-15.12.2013 tarihleri arasında fazla ödenen 36.197,18TL tutarın geri istenilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu işlemin davacıya tebliğ edildiği 25.02.2014 tarihine kadar ise davacının temerrüdünden söz edilemeyeceğinden, faiz istenilmeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin 6.054,63 TL faiz istenilmesine ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.

Taraflar, İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Kararın, dava konusu işlemin davacıya özel hizmet ve makam tazminatı adı altında fazla ödenen 36.197,18 TL tutarındaki ana paranın geri istenilmesine ilişkin kısmı ile ilgili olarak;

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararında; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının ise, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş olup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine, idare edilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılan ödemeler için süre düşünülemeyeceği, bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunun dışındaki hatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki hatalı ödemelerin ancak dava süresi içinde geri alınabileceği vurgulanmıştır.

Buna göre, yapılan ödemenin her zaman geri alınabilmesi olanağını tanıyan “açık hata” hali; yapılan ödemede, ödemenin muhatabı olan kişinin (idare edilenin) kolayca anlayabileceği kadar açık bir hatanın mevcudiyetini ifade ettiği kabul edilmekte, uygulamada ise, bu çoğu kez ilgili mevzuata ayları bir şekilde ve hiç gereği yokken yapılan ödemeler şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Sözü edilen Danıştay İçtihadarı Birleştirme Kurulu kararıyla idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı ödemenin her zaman geri alınabileceği, belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin ise, ancak hatalı ödemenin yapıldığı ilk tarihten itibaren başlamak üzere dava açma süresi içerisinde geri alınabileceği, bu süre geçtikten geri alınamayacağı anlaşılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, 4046 sayılı Yasa gereğince davalı idareye atanan davacının, anılan Yasanın 22. maddesi uyarınca yapılan şahsa bağlı hak uygulaması sona erdirilmeyerek, 22.02.2007 – 15.03.2010 tarihleri arasında üç yıl süre ile saklı tutularak ödenmesi gereken özel hizmet ve makam tazminatının bu süre sonunda sona erdirilerek 15.03.2013 tarihine hdar ödenmeye devam edildiği hususunun 25.02.2014 tarihli dava konusu işlemle tespit edilmesi sonucu, fazladan ödenen tutarın faiziyle birlikte davacıdan geri istenilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Uyuşmazlık, idarenin hatab ödemelerinden ve bu ödemelerin istirdadından kaynaklandığında göre, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün, E: 1968/8; K: 1973/14 sayılı kararı uyarınca idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın ödediği meblağı her zaman geri almaya yönelik işlem tesis edebileceği açıktır. Ancak, bu hatalı ödemelerin istirdadı ise, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere 60 günlük dava açma süresi içinde mümkün olup bu süreye uyulmaksızın yapılan ödemelerin tümünün geri istenilmesi mümkün değildir.

Somut olayda, davacıya yapılan ödemelerin açık hata kapsamında ğerlendirilmesine hukuken olanak bulunmadığı gibi ödemenin yapılmasında davacının gerçek dışı beyanı ya da hilesinin de bulunmadığı örülmektedir.

Bu durumda, davacıya 15.03.2010 – 15.12.2013 tarihleri arasında fazla yapılan ödemelerin, anılan Danıştay Içtihadarı Birleştirme Kurulu kararı uyarınca ödendiği tarihten itibaren 2577 sayılı Kanun’da öngörülen dava açma süresi içerisinde geri istenilmesi mümkün iken bu süre geçirildikten sonra tesis edilen işlemde hukuka uygunluk, İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken dava konusu işlemin ana para tutarı olan 36.197,18 TL’lik kısmı yönünden davanın reddi yolunda verilen kararda ise hukuki isabet görülmemiştir.

Kararın, dava konusu işlemin davacıdan geri istenilen faize ilişkin kısmına gelince;

Dava konusu uyuşmazlıkta, ana paranın geri istenilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığından, anılan tutara faiz işletilerek, davacıdan geri istenilmesinde de hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Bu itibarla, dava konusu işlemin faiz istenilmesine ilişkin kısmının iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir