Yargıtay, Düzelterek Onama Kararlarında Onama Harcı Alınmayacağına Karar Verdi

Yargıtay, Düzelterek Onama Kararlarında Onama Harcı Alınmayacağına Karar Verdi
125×125

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, düzelterek onama kararlarının, aslında bozulması gereken bir kararın, bozma sebebinin yeniden yargılamayı gerektirmeyecek mahiyette görülmesi nedeniyle yasanın verdiği takdir yetkisine istinaden onanmasına karar verilmesi olduğunu, bunun yanında düzelterek onama kararlarında harç alınacağına yönelik yasal bir düzenleme bulunmaması sebebiyle, düzelterek onama kararlarında onama harcı alınmaması gerektiği yönünde içtihadın birleştirilmesine karar verdi.

Kararın gerekçesi aşağıda yer almaktadır.

“IV-GEREKÇE

İçtihadı birleştirmenin konusu; Yargıtaym düzelterek onama kararlarında temyiz eden taraftan onama harcı alınıp alınmayacağı hususundadır.

İçtihadı birleştirme konusunun yargılama harçları ile ilgili olması nedeniyle, öncelikle bu kavramlar üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.

Harç özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir (07.12.1964 gün ve 03/05 sayılı İBK; RG 12.12.1964, sa.11880).

Yargılama harcı, mahkemelerin gördüğü hizmete karşılık olarak, bu hizmetten yararlananlardan Devletin aldığı paradır. Devletin gördüğü kamu hizmeti kural olarak parasızdır. Fakat, davada kişilere özel hukuk alanındaki haklarına (alacaklarına) kavuşmaları için yardım edildiğinden, yapılan giderin bir kısmının mahkemelerin hizmetinden yararlananlardan alınması uygun görülmüştür ki, kişilerden makbuz karşılığı alman (Harçlar Kanunu m. 25,137) bu paraya yargılama harcı denir. Bir sosyal hukuk devletinde davanın taraflarının, Devletin sunduğu yargı hizmeti giderine hangi ölçüde katılmaları gerektiği, kanun koyucu için karar verilmesi güç olan sorunlardan biridir. Harçlar hak arayanların hak arama özgürlüklerini fiilen, serbestçe ve kolaylıkla kullanabilmelerini temin etmek üzere adil ve ödenebilir bir ölçüde olmalıdır (Arslan, Yılmaz, Taşpmar Ayvaz, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2016,2. Baskı, s. 692).

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Vergi ödevi” başlıklı 73. maddesinin 3, fıkrasında “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.” hükmü öngörülmüştür. Yasal dayanağım Anayasanın 73/3. maddesinden alan harçlar 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenmiştir. Kanunda birden fazla harç türüne yer verilmiş olup, bunlardan ”yargı harçları” içtihadı birleştirmenin konusunu oluşturmaktadır. Bir davada alınacak olan yargı harçlarının neler olduğu ve hangi oranda alınacakları Harçlar Kanunu ile bu Kanuna ekli (1) sayılı Tarifede gösterilmiştir.

İçtihadı birleştirme kapsamında değerlendirilecek olan harç türü karar ve ilam harcıdır. Karar ve ilam harcı “nispi” ve “maktu” olmak üzere iki türlüdür. Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda, hüküm altına alman anlaşmazlık konusu değer üzerinden belli bir oranda alman harç nispi karar ve ilanı harcı, konusu belli bir değer ile ilgili olmayan davalarda alman belli ve sabit miktardaki harç ise maktu karar ve ilam harcıdır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323/1-a maddesinde karar ve ilam harçlarının yargılama giderlerinden olduğu, aynı Kanunun 326/1 maddesinde ise kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği belirtilmiştir.

Yargı harçlarının, yargılama giderlerinden olması sebebiyle davayı kaybeden taraftan alınacağı hususu yasa gereğidir.

Kararı temyiz eden tarafın temyiz talebi reddedilerek karar onandığında, temyiz sebepleri yerinde görülmemiş olduğundan onama harcı temyiz edenden alınacaktır. Yargıtaym onama kararlarından harç alınacağı açık olup, öğretide ve uygulamada bu konuda bir tartışma bulunmamaktadır.

Temyiz edilen kararın bozulması hâlinde ise kişi temyiz başvurusunda haklı görülmüş olduğundan harç alınmayacaktır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olmakla birlikte; Kanunun geçici 3/1. maddesi gereğince bölge adliye mahkemelerinin Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin (HUMK m. 427-444) uygulanması devam ettiği gibi, geçici 3/2. maddesi gereğince de bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına da devam edilmektedir. Bölge adliye mahkemelerinin 20/07/2016 tarihinde faaliyete geçmesi ile birlikte 6100 sayılı Kanunun temyiz ile ilgili hükümleri de uygulamaya geçmiş bulunmaktadır.

Her iki Kanunda (HUMK-HMK) yer alan düzenlemelere göre Yargıtay yapacağı temyiz incelemesi sonucunda temyiz edilen kararı usul ve yasaya uygun bulduğu takdirde mahkeme kararının onanmasına, temyiz sebeplerini yerinde görmesi hâlinde ise kararın kısmen veya tamamen bozulmasına karar verecektir ki bu hususlar anılan Kanunlarda ayrı başlıklar altında düzenlenmiştir.

Düzelterek onama ise yukarıdaki yasal düzenlemelerde görüldüğü üzere, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda yer aldığı gibi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/2. maddesinde de “Teniyiz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı düzelterek onayabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere bakıldığında düzelterek onamanın her iki Kanunda da hemen hemen aynı şekilde düzenlendiği ve yasa koyucunun düzelterek onamayı takdire bıraktığı anlaşılmaktadır. Yargıtay aslında bozulabilecek olan bir kararı, yasanın verdiği yetkiye dayanarak düzelterek onamaktadır. Düzelterek onamaya izin veren yasal düzenlemenin bulunmaması hâlinde ise Yargıtaym bozma kararı vermesi gerektiği tartışmasızdır.

Düzelterek onama durumunda temyiz edenin temyiz talebi yerinde bulunmakta, ancak ileri sürülen yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usul ekonomisi de dikkate alınarak karar düzeltilerek onanmaktadır.

Temyiz eden tarafın temyiz talebinin haklı bulunması halinde kararın bozulması gerekirken Yargıtay takdir hakkım kullanarak, kararı düzelterek onamasına rağmen, temyiz istemi yerinde görülmemiş gibi aleyhine harca hükmedilmesi; temyiz edenin adalet duygusunu inciteceği gibi, hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının ihlâline ve ayrıca yargılama giderlerinden sorumluluğa ilişkin yasal düzenlemelere de aykırı bir durum ortaya çıkacağında kuşku bulunmamaktadır.

Bu açıklamayı somutlaştırmak gerekirse; örneğin, 100.000,00TL değerinde bir alacak davasında, davanın tamamı kabul edilmesine rağmen davacı lehine vekâlet ücretinin 5.000,00TL eksik takdir edildiği bir kararda, davacının bu hususu temyiz sebebi yapması durumunda, bozmayı gerektirecek başka bir hata yoksa hiç şüphesiz hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilecektir. Bu durumda temyiz edenden onama harcı alınması gerektiğinin kabulü hâlinde ödenecek olan harç miktarı 2018 yılı itibariyle 6.831,00TL olacaktır. Eş anlatımla davacı 5.000,00TL vekâlet ücreti almak isterken 6.831,00TL onama harcı ödemek yükümlülüğü ile karşı karşıya kalacak, söz konusu hatalı kararı temyiz etmemesi durumunda ise temyiz yokluğu nedeniyle bu hata resen düzeltilemeyecek, böylece verilen karar hukuk camiasında adalete aykırı bir karar olarak anılacaktır.

Görüşmeler sırasında bir kısım başkan ve üyeler, düzelterek onama kararlarının nitelik itibariyle onama kararına daha yakın olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanununda onama başlığı altında düzenlendiğini, harç alınmaması hâlinde Devletin gelir kaybına uğrayacağını belirterek aksi yönde görüş bildirmişlerse de bu görüşler çoğunluk tarafından kabul görmemiştir.

Hâl böyle olunca; düzelterek onamanın yargılama giderlerinden olan onama harcı bakımından bozma kararı niteliğinde olması, aslında bozulması gereken bir kararın, bozma sebebinin yeniden yargılamayı gerektirmeyecek mahiyette görülmesi nedeniyle yasanın verdiği takdir yetkisine istinaden onanmasına karar verilmesi, bunun yanında düzelterek onama kararlarında harç alınacağına yönelik yasal bir düzenleme bulunmaması karşısında, düzelterek onama kararlarında onama harcı alınmayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.”

Kararın tamamını okumak için tıklayınız

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir