Telefon Dinleme Kayıtlarına Dayanılarak Disiplin Soruşturması Açılır mı?

Telefon Dinleme Kayıtlarına Dayanılarak Disiplin Soruşturması Açılır mı?
125×125

Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen ses kayıtlarının, bu soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan üçüncü kişiler hakkında yürütülecek disiplin soruşturmasında delil olarak kullanılamayacağı ve sadece bu kayıtlara dayanılarak disiplin cezası verilemeyeceği, bununla birlikte, bu kayıtlara dayalı olarak disiplin soruşturması başlatılmasında ve açılan soruşturma genişletilmek suretiyle elde edilen tanık ifadeleri gibi ek bilgi ve belgelere dayalı olarak disiplin cezası verilmesinde hukuki bir engel de bulunmadığı hakkında.

T.C.

DANIŞTAY Beşinci Daire

Esas No: 2016/18883 Karar No : 2017/13188

….

Dava dosyasının incelenmesinden; …… Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Sor No:20…./…….. sayılı dosyası ile “Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve örgüt faaliyetleri çerçevesinde nitelikli dolandırıcılık yapma” suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, suç örgütünün ….. isimli şahsın liderliğinde ve …..’nin yöneticiliğinde özellikle büyük inşaat işleri ile uğraşan müteahhitler ve demir tüccarlarına demir temin edebileceklerini vaat ederek veya ellerinde bulunan ihraç fazlası şekerin pazarlanmasında yardımcı olacaklarını beyan ederek mağdur şahısları yüksek meblağlarla dolandırıp haksız kazanç sağladığı iddialarına ilişkin ……….tarihinde yapılan operasyon sonucunda, suç şüphelileri ile birlikte yakalanarak göz altına alınan davacı hakkında da “görevi kötüye kullanma” suçundan kamu davası açıldığı, bunun üzerine dolandırıcı olarak tanınan şahıslarla dostluk ilişkisi kurmak suretiyle maddi yardım ve destek aldığı iddiaları ile ilgili olarak hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı, yapılan disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen soruşturma raporu ile, davacının, suç örgütü lideri ……. ve yöneticisi ……… ile ……olarak görev yaptığı sırada dostluk ilişkisi kurduğu, bu durumun il merkezine geldikten sonra da devam ettiği, …………….. İlçesi ve yakın çevresinde hemen herkesin tokatçı ve dolandırıcı olarak nitelendirdikleri ilgili şahıslardan 500 TL para ile özel aracı için 2 depo yakıt aldığı, ayrıca seyahati için uçak bileti aldırdığı ve tutanaklardaki konuşma ve karşılıklı hitap tarzlarından bunların istenmemek üzere verildiğinin aşikar olduğu, yine …’nin yakalanması, bir aracın aranması ve …’in GBT kaydına bakılması hususlarında kendisinden yardım talep edildiği ve bu taleplerin yerine getirilmeye çalışıldığının anlaşıldığının belirtilmesi üzerine, ……………Yüksek Disiplin Kurulu’nun …….tarih ve …………. sayılı kararı ile davacının, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8/7. maddesinde ifade edilen suçu işlediğinin sübuta erdiği gerekçesiyle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Olayda, dava konusu meslekten çıkarma cezasına esas alınan davacıya isnat edilen fiillerin, sadece davacı dışındaki üçüncü kişilerin telefon görüşmelerinin usulüne uygun olarak dinlenilmesi sonucu elde edilen tapelerden tespit edildiği görüldüğünden, öncelikle bu tapelerin davacıya verilen meslekten çıkarma cezası açısından delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunun irdelenmesi gerekmektedir.

Ceza ve ceza muhakemesi hukuku ile disiplin hukukunun, farklı kurallara tabi disiplinler olduğu tartışmasız olsa da, Anayasa Mahkemesinin 14.1.2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararında da belirtildiği üzere, başta Anayasada yer alanlar olmak üzere ceza hukukunun temel ilkelerinin disiplin hukuku açısından da geçerli olduğu kabul edilmelidir.

Bu bağlamda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) “Tesadüfen elde edilen deliller” başlıklı 138. maddesinin 2. fıkrasında “Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir.” hükmüne yer verilmek ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun E:2013/483, K:2013/599 sayılı kararında “Maddi gerçeğin araştırılması aşamasında kişisel ya da toplumsal değerlerin korunması zorunludur. Bu değerlerin korunması amacıyla kanun koyucu delillerin serbestliği ilkesine delil yasakları olarak adlandırılan birtakım sınırlamalar getirmiştir. Delil yasakları delil elde etme ve delil değerlendirme yasağı olarak iki gruba ayrılmaktadır. Delillerin elde edilme şekline ilişkin yasaklara delil elde etme yasakları, hukuka uygun elde edilmiş olsa bile o delilin yargılamada ortaya konulup değerlendirilmesine ilişkin yasaklara ise delil değerlendirme yasakları denilmektedir. CMK’nın telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen delillerin aynı Kanunun 135. maddesinin altıncı fıkrasında sayılanlar dışında bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılmaması ise delil değerlendirilmesi yasaklarına örnek olarak gösterilebilir. 5271 sayılı CMK’nın 217. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir” şeklindeki düzenleme ile ayrıca ceza muhakemesinde kullanılacak delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak, 135. maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlarla sınırlı olmak kaydıyla aynı soruşturma veya kovuşturmayla ilgili suçlar yönüyle evleviyetle kullanılabileceğinin kabulü gerekir” denilmekle, 135. maddede sayılan suçlar için başlatılmış bir soruşturma veya kovuşturmada elde edilen delillerin 135. madde kapsamında olmayan suçlar için kullanılamayacağı kabul edilmiş olmaktadır.

Yukarıda yer verilen kanun hükümleri ve yargı kararlarının birlikte değerlendirilmesinden, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen ses kayıtlarının, bu soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan üçüncü kişiler hakkında yürütülecek disiplin soruşturmasında delil olarak kullanılamayacağı ve sadece bu kayıtlara dayanılarak disiplin cezası verilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır. Bununla birlikte, bu kayıtlara dayalı olarak disiplin soruşturması başlatılmasında ve açılan soruşturma genişletilmek suretiyle elde edilen tanık ifadeleri gibi bilgi ve belgelere dayalı olarak disiplin cezası verilmesinde hukuki bir engel de bulunmamaktadır.

Bakılmakta olan davada, dava konusu işleme dayanak olan fiillerin sübuta erdiğine ilişkin tespitin sadece telefon görüşmelerine dayandırıldığı, soruşturma dosyasında davacı aleyhine delil olarak kullanılamayacak olan telefon görüşme tutanakları dışında isnat edilen fiillerin davacı tarafından işlendiğine dair bilgi, belge veya tanık ifadesi gibi başka bir delilin bulunmadığı, kaldı ki, görevi kötüye kullanma suçundan açılan dava sonucunda ……………Ceza Mahkemesi’nin ……. tarih ve …………………sayılı kararı ile davacının beraat ettiği ve kararın kesinleştiği görülmektedir.

Bu durumda, davacının disiplin cezasına konu fiilinin sübuta erdiğine ilişkin tespitin, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillerle kanıtlanmadığı sonucuna ulaşıldığından, davacı hakkında verilen meslekten çıkarma cezasında ve davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır….

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir