Sözlü Savunma Hakkını Kullanmak İsteyen Kişiye Savunma Alınmadan Ceza Verilemeyeceği

Sözlü Savunma Hakkını Kullanmak İsteyen Kişiye Savunma Alınmadan Ceza Verilemeyeceği
125×125

Devlet memurluğundan çıkarma cezası teklif edilen ve sözlü savunma hakkının kullanmak isteyen davacı hakkında, disiplin kurulunca sözlü savunması alınmadan tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.

T.C.

DANIŞTAY Beşinci Daire

Esas No: 2016/24524 Karar No : 2017/15244

TÜRK MİLLETİ ADINA

..

Anayasa’nın 129. maddesinin 2. fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükmü ile “Savunma hakkı” anayasal güvenceye bağlanmıştır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-g maddesinde, “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici harekederde bulunmak” fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında belirtilmiş; 129. maddesinde, “Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir.” hükmüne; 130. maddesinde ise, “Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez.” hükmüne yer verilmiştir.

Yasa koyucu disiplin cezası bakımından ilgili açısından en ağır sonuçları doğuran memurluktan çıkarma cezasının verilmesinde, bu şekilde bir savunma hakkının tanınmasını memur statüsü açısından önemli bir güvence olarak öngörmüştür.

Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/7. maddesinde, “Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak” fiili, meslekten çıkarma cezası gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.

Anayasa ve 657 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; Devlet memurunun veya diğer kamu görevlilerinin görevine son verilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarının verilebilmesi için, söz konusu disiplin cezalarını vermeye yetkili merciiler tarafından, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden; 155 Polis İmdat hattını……. tarihinde saat ……. sıralarında arayan ihbarcı şahsın …..sicil numaralı davacı memur tarafından aracının çevrildiğini, üzerinde kimliği olmadığı için aracını bağlayacağını ve 1500.- TL ceza yazacağını söylediğini, son beş hanesi 92244 seri numaralı 50.- TL parayı memura verdiğini, memurun kendisine ceza yazmadan bıraktığı yönündeki ihbarı üzerine şahsın Şubeye davet edilerek ifadesinin alındığı, konu ile ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Nöbetçi Savcısı telefonla aranarak talimatları sorulduğunda rüşvet almak ve vermenin suç olduğunu, ifade vermeye gelmeyen ve ihbarda bulunan ………….nin şüpheli olarak ifadesinin alınması, ………….. sicil sayılı memurun ve ekibinin tespit edilerek ihbara konu seri numarasının son beş rakamı yazılı 50.-TL’ nin ……memurunun üzerinde olup olmadığını araştırılması, seri numarasının son beş rakama tutan paranın ele geçirilmesi durumunda el koyma kararı talep edilmesi, davacının gözaltına alınması, ekipte çalışan diğer personel ile ilgili ayrıca talimat alınması talimatını verdiği, yapılan çalışmalarda ……. sicil sayılı memurun davacı olduğu …….. Şube Müdürlüğü Çevre Yolları Trafik Ekipler Amirliği bünyesinde ……… kod nolu trafik ekibinde görev yaptığının tespit edildiği, ………. kod nolu trafik ekibinin bekleme halinde olduğu noktaya aynı gün saat 17.55 sıralarında gidildiğinde görev değişimi olduğundan davacıya ulaşılamadığı, nöbetçi Cumhuriyet Savcısına tekrar telefonla ulaşılarak gelişmelerde bilgi verilerek talimatları sorulduğunda, Savcının davacının ikametinde arama karan yapılması için ilgili mahkemeden arama kararı talep ettiği, alınan arama kararına istinaden davacının ikametine aynı gün saat 22.15’te gidildiği ve ikamette yapılan aramada gardıropta bulunan para cüzdanında seri numaralan …………… seri numaralı üç adet 50.-TL paraya el konulduğu, ………….nin ihbarda beyan ettiği 50.-TL paranın seri numarasının son beş rakamının 92244 olduğu, bulunan üç adet 50 TL’lik banknotlardan bir tanesinin seri numarasının son beş rakamının 92244 değil 94244 olduğunun görüldüğü paraların muhafaza altına alındığı, davacının isnat edilen eylemi inkar ettiği, bu kapsamda davacının ………………..nin aracı ile ilgili ceza tutanağı düzenlememek karşılığında kendisine verdiği parayı kabul etmek suretiyle rüşvet aldığının sabit olduğundan bahisle İstanbul İl Disiplin Kurulunun teklifi üzerine, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun …………. tarih ve ……………. sayılı kararıyla davacının Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8/7. Maddesi uyarınca “Meslekten çıkarma” cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle temyizen görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Olayda, davacının 657 sayılı Kanunun 130. maddesi kapsamında son savunmasını yapması için kendisine 15.1.2012 tarihinde tebliğ edilen yazıya cevaben Kurul önünde “Sözlü savunma hakkını” kullanmak istediğini beyan ettiği, ancak idarece 25.1.2012 tarihli tutanak ile “telefon ile yapılan görüşmede davacının sözlü savunma hakkını kullanmak istemediğini bildirdiğinin” kayıt altına alındığı, davacının ise konuşmada bu yönde bir beyanda bulunmadığını, savunma yapmak için geldiği tarihte tutanaktan haberdar olduğunu iddia ettiği, söz konusu tutanakta da imzasının bulunmadığı görülmektedir.

Öte yandan, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin …….. tarih ve ……….. sayılı kararıyla davacının rüşvet almak suçu sabit olduğundan 5237 sayılı TCK. nun 252/3. maddesi yollaması ile ile 252/1. maddesinde yer alan “Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlamak” hükmü uyarınca hapis cezası ile cezalandırıldığı, kararın temyizi talebiyle Yargıtay’a başvurulduğu ve henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, yukarıda sözü edilen mevzuat hükümleri uyarınca hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası teklif edilen davacı hakkında, Disiplin Kurulunca sözlü savunması alınmadan tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davayı reddeden İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir