Memurun Farklı Fiileri Aynı Anda İşlenmesi Durumunda Disiplin Cezası

Memurun Farklı Fiileri Aynı Anda İşlenmesi Durumunda Disiplin Cezası

Memurun Farklı Fiileri Aynı Anda İşlenmesi Durumunda Disiplin Cezası

Memurlar hakkında yürütülen disiplin soruşturmalarında bazı durumlarda memur birden farklı suçu aynı olay içinde gerçekleştirmiş olmaktadır. .Bu  gibi durumlarda memurca işlenmiş olan fiile verilecek olan disiplin cezası hususunda bazen tereddütler yaşanmaktadır.İşlenen bir fiil ile birden fazla sonucun ortaya çıktığı durumlarda veya birden fazla fiille tek bir sonucun ortaya çıktığı durumlarda  memurca işlenmiş en ağır fiile ilişkin en ağır ceza verilmelidir.Birden fazla suçun kesintisiz olarak birbirinin devamı olarak aynı anda işlendiği durumlarda eylemler tek eylem olarak değerlendirilmelidir.Örneğin bir memur amirine önce saygısızlık göstererek bağırması ve akabinde amirini darp etmesi durumunda memura verilecek olan ceza darp olayı üzerinden değerlendirilmelidir.Amire karşı saygısız davranma ve amire fiili saldırı iki ayrı fiil olarak değerlendirilmemelidir.

12.Daire 2005/1237 E., 2007/2565 K. “İçtihat Metni”

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): İçişleri Bakanlığı

Karşı Taraf

Vekili: Av. …

İsteğin Özeti:Konya 1.İdare Mahkemesinin 25.11.2004 günlü, E:2000/363, K-.2004/1194 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: Yusuf Altıntaş

Düşüncesi:İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı: Yaşar Uğurlu

Düşüncesi:İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü: Dava, Karaman Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacının Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8. maddesinin 8/6-7,14. maddeleri uyarınca ayrı ayrı üç kez meslekten çıkarma cezası ile tecziye edilmesine ilişkin 29.11.1999 gün ve 1999/785 sayılı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Konya 1. İdare Mahkemesinin 25.11.2004 günlü, E:2000/363, K:2004/1194 sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, 28.4.1999 günü davacı ve yanındaki sivil kişinin, biz polisiz diyerek evinden kaçan müşteki bayanı zorla arabalarına bindirdikleri, bir süre alıkoydukları ve bu arada zorla cinsel ilişkiye girmeye çalıştıkları iddialarının araştırılması için başlatılan soruşturma sonucunda getirilen teklif doğrultusunda , 16.11.1999 gün ve 1999/485 sayılı işlemle davacının Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8. maddesinin 6, 7 ve 14. fıkraları uyarınca ayrı ayrı üç kez meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı ve bu işlemin iptali için bakılmakta olan davanın açıldığı, soruşturma raporu ile dosyadaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde davacının fiilinin hizmet dışında resmi sıfatın gerektirdiği güven duygusunu sarsacak nitelikte olduğu dolayısıyla eyleme uygun ceza verilmediği gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir.

Davalı idare; İdare Mahkemesi kararının hukuk ve usule aykırı olduğunu öne sürmekte ve temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 7. maddesinin (B-ı) fıkrasında; hizmet içinde resmi sıfatın gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak, 16 ay süreli durdurma cezasını gerektiren fiil olarak kurala bağlanmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, evden kaçan bir bayanın “biz polisiz biz götürürüz” denilerek karakola götürülmek üzere davacı tarafından arkadaşının kullandığı araca alındığı, bayanın polis karakoluna teslim edilmeyerek şehir trafosunun arkasındaki bahçeye götürüldüğü, burada bayan yanlarında olduğu halde iken alkol alındığı, resmi polis ekibi müdahale edinceye kadar bayanın karakola bırakılmadığı ve mağdurenin davacı ve arkadaşlarının yanında tutulduğu, davacı hakkında “reşit olan kadını zorla alıkoymak, cebir ve şiddet kullanarak ırza geçmeye tam teşebbüs” suçlaması ile dava açıldığı, açılan davanın Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin 30.9.2003 gün ve E:2003/57, K:2003/124 sayılı kararıyla beraat ile sonuçlandığı, polis memuru olarak görev yapan davacının; “Reşit olan kadını zorla alıkoyarak, cebir ve şiddet kullanarak ırza geçmeye teşebbüs etmek, yetki ve nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullanmak, bildiği veya gördüğü bir suçun izlenmesi, suçlunun yakalanması için gerekli girişimlerde bulunmamak” fiilleri sabit görülerek Emniyet Örgütü DisiplinTüzüğünün 8. maddesinin 6, 7 ve 14. fıkraları uyarınca ayrı ayrı üç kez meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmıştır.

Olayda ; evden kaçan bayanın “biz polisiz biz bırakırız” denilerek araca alınması, davacıyı görev ifa eden polis konumuna getirmiş olup davacının polislik mesleğini kullanarak aracına aldığı bayanı doğrudan polis karakoluna götürmeyerek trafo arkasındaki bahçeye götürmesi, bayanın yanında alkol alınması, resmi ekip müdahalesine kadar bayanı yanlarından ayırmaması, hizmet içinde resmi sıfatın gerektirdiği saygınlığı ve görev duygusunu sarsacak eylem niteliğinde olup dava konusu meslekten çıkarma cezalarının bu gerekçe ile iptal edilmesi gerekirken davacının fiilinin hizmet dışında resmi sıfatın gerektirdiği güven duygusunu sarsacak davranış olarak kabul edilerek iptal edilmesinde gerekçe yönünden hukuki isabet bulunmamakla birlikte karar sonucu itibariyle yerindedir.

Öte yandan, davacıya isnat olunan eylemlerin birbirini izlemesi ve iç içe geçmiş olması, eylemlerin aynı süreç ve zaman diliminde gerçekleşmiş olması ve eylemler arasında kopukluk olmaması, hareketlerin tek bir eylem olarak kabulünü zorunlu hale getirmektedir. Bu durumda da eylemin tekliği tek bir ceza uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Davalı İdare tarafından bu durum dikkate alınmadan işlem tesis edilmesi de hukuka aykırılık oluşturmakta ve dava konusu işlemin bu yönüyle de iptalini gerektirmektedir.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz talebinin reddi ile Konya 1. İdare Mahkemesinin 25.11.2004 günlü, E:2000/363, K:2004/1194 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile sonucu itibariyle onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 22.5.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir