Memurun Amirine Karşı İşlediği Fiillerde Disiplin Cezası Örnek Kararlar

Memurun Amirine Karşı İşlediği Fiillerde Disiplin Cezası Örnek Kararlar
125×125

Memur Amire Karşı Fiil Ceza

Memurun Amirine Karşı İşlediği Fiillerde Disiplin Cezası Örnek Kararlar

Devlet memuru olarak görev yapanlar  işyerinde  amirlerine karşı disiplin açısından suç teşkil eden çeşitli davranışlarda bulunabilmektedirler.Memurun amirine karşı işlemiş olduğu fiilin ağırlığına göre memur devlet memurları kanununda sayılan disiplin cezaları ile cezalandırabilmektedirler. Devlet memurları kanununda memurların amirlerine karşı işledikleri fiilerden ceza öngörülenlerine baktığımızda Görev sırasında amirine hal ve hareketi ile saygısız davranması,Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmesi ,Amirine karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapması,Amirine hakarette bulunması veya tehdit etmesi ve Amirlerine fiili tecavüzde bulunması durumlarının olduğu anlaşılacaktır.Bu sayılan fiillerin memurca amirine karşı işlenmesi halinde ise memura aşağıda sayılan cezaların verilmesi gerekmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun disiplin hükümlerine göre, memur;

Görev sırasında amirine hal ve hareketi ile saygısız davranması halindekınama cezası,

Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmesi halindeaylıktan kesme cezası,

Amirine karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapması halindekademe ilerlemesinin durdurulması cezası,

Amirine hakarette bulunması veya tehdit etmesi halindekademe ilerlemesinin durdurulması cezası,

Amirlerine fiili tecavüzde bulunması halindeDevlet memurluğundan çıkarma cezası

ile cezalandırılabilir.

Yukarıda başlıklar halinde sayılan suç ve cezalara bakıldığında amire yapılan fiili tecavüzün darp,vurma v.b hareketlerin doktor raporu ile belge ile kanıtlanması mümkün iken kanun maddesinde sayılan diğer fiillerin yazılı v.b şekilde yapılmamış ve sözlü olarak yapılmış olması halinde ilgili durumun özellikle şahitlerin ifadesine dayanılarak ispatlanması gerekmektedir.Bu nedenle yukarıda sayılan fiillerle ilgili olarak soruşturma yürüten kişilerin olaya tanık olan şahitlerin ifadesine başvurması ve alınan ifadelerde olay yeri olay saati gibi her türlü ayrıntıya yer vermeleri gerekmektedir. Danıştay başkanlığı  daha önceki yıllarda vermiş olduğu bir  kararda ilgili hususların ayrıntılı olarak araştırılması gerektiğini bildirmiş ve memura verilen disiplin cezasını bu gerekçe ile iptal etmiştir.

Danıştay 12. Dairesinin   Esas No : 2012/2030 Karar No : 2015/6218 sayılı kararında 

“Olayda, yürütülen soruşturma kapsamında, davacının bahsedilen fiilleri işlediğine veya davranışları sergilediğine dair yer ve zaman belirten her hangi bir somut delil bulunmadığı, bahsi geçen birden fazla olayların yaşandığı yerlerdeki şahit olan kişilerin ifadesine başvurulmadığı, zira söz veya fiile şahit olan kişinin yer ve zaman belirtmeyen ifadeleri ile yetinildiği, bahsi geçen birden fazla olayların yaşandığı yerlerdeki şahit olan diğer kişiler var ise onların ifadesine başvurulmadığı, isnat edilen her bir fiil için ayrı ayrı araştırma yapılarak işlem tesisi yoluna gidilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının 657 sayılı Kanun’un 125/D-d maddesinde yer verilen fiile karşılık gelen her bir eylemi gerçekleştirdiği hususunun somut olarak ortaya koymayan eksik soruşturmaya dayalı olarak tesis edilen davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık olmadığından, işlemin iptali istemiyle açılan davayı reddeden idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.” şeklinde karar verilmiştir.

İlgili karardan da anlaşılacağı üzere özellikle amire karşı sözlü  olarak yapılan fiillerde soruşturma esnasında alınan ifadelerde olayın oluşuna ilişkin tüm ayrıntılar şahitlere sorulmalı ve ceza ona göre verilmeli veya verilmemelidir.

Daha Önceki Yıllarda Memurların Amirlerine karşı işledikleri fiilerle ilgili Danıştay Başkanlığınca verilmiş kararları örnek olması açısından yazımız ekinde yayımlıyoruz.

 

Danıştay 8. Daire 1991/1471 E., 1992/518 K.

657 Sayılı Yasanın 125. maddesinin (E/f) bendinde, ast ve üstlerine karşı saldırıda bulunmak eylemi Devlet Memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılacak eylemler arasında sayılmış maddenin (E/k) bendinden sonra gelen üçüncü fıkrasında da yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren eylem ve durumlara nitelik ve ağırlık olarak benzer eylemlerde bulunanlara aynı türden disiplin cezaları verileceği belirtilmiştir.

Dosya içeriğinden, davacının görevli bulunduğu bir sürede, bir başka çarşı ve mahalle bekçisinin görev yaptığı yere giderek, daha önce tartıştıkları bu kişiyi sırtından bıçaklayarak yaraladığı, bu suçu nedeniyle adli yargı yerince yapılan yargılaması sonucunda 17 ay 23 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı aynı eylemi nedeniyle 657 sayılı Yasanın 125. maddesinin (E/f) bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarıldığı anlaşılmaktadır.

Davacının, kendisi gibi çarşı ve mahalle bekçisi olan iş arkadaşına karşı saldırıda bulunduğu çekişmesizdir.

Saldırıda bulunan kişinin, eylemin ast ve üst konumundaki kişilere karşı yapılmış olması durumunda cezalandırılıp, aynı konumdaki iş arkadaşlarına karşı yapılması durumunda cezasız bırakılması düşünülemez.

Yasanın 125. maddesinin (E/f) bendinde, iş arkadaşlarına karşı yapılan saldırının yer almamış olmasını, Yasa koyucunun böyle bir davranışı cezasız bırakmak istediği şeklinde yorumlamak doğru değildir.

Nitekim 125. maddede, benzer eylemlerde bulunanlara aynı cezaların uygulanacağı belirtilmekle, maddede tek tek sayılmayan aynı nitelik ve ağırlıktaki eylemlerin de cezalandırılması amaçlanmıştır.

Bu durumda, davacının eylemine uyan devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle İzmir 1. idare Mahkemesi kararının bozulması ve dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine 25.3.1992 gününde oybirliği ile karar verildi.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2013/6861 E.  ,  2016/4586 K.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/C-e maddesinde; görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek ”Aylıktan Kesme Cezasını” gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının İlçe Devlet Hastanesinde hemşire olarak görev yaptığı dönemde kendisi ile başhekim M.D hakkında 20.05.2011 günü Başhekimlik odasında ve hastane koridorunda yüksek sesle tartıştıkları, başhekimin davacıya hakaret ettiği, davacının amirine sözle saygısızlık ettiği iddiaları üzerine başlatılan soruşturma neticesinde düzenlenen 25.08.2011 gün ve 9 sayılı disiplin soruşturma raporunda davacıya ilişkin olarak özetle;…davacının amirinin görevlendirmesine ”…suya torpil yapmak için mi beni depoda çalıştırıyorsunuz, depo görevlendirmemin …suya torpil olsun diye yapıldığını biliyorum” sözleriyle itiraz ederek sözle saygısızlık ettiğinin sübuta erdiği nedeniyle eylemi 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/C-e maddesi kapsamında değerlendirilerek 1/30 oranında Aylıktan Kesme Cezasıyla tecziyesinin teklif edildiği, anılan teklif doğrultusunda 29.11.2011 gün ve 323330 sayılı işlemle 1/30 oranında Aylıktan Kesme Cezasıyla cezalandırılarak davacıya tebliği üzerine 1/30 oranında Aylıktan Kesme Cezası verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle davanın açıldığı görülmektedir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının amirine söz konusu görevlendirme işlemiyle ilgili aralarında geçen tartışma sırasında ”… suya torpil yapmak için mi beni depoda çalıştırıyorsunuz, depo görevlendirmemin … suya torpil olsun diye yapıldığını biliyorum” diyerek itiraz ettiği, kendi ifadesinde de bu ifadeleri kullandığını kabul ettiği, kullanılan ifadelerin amirine saygısızlık mahiyetinde sözler olduğu açık olduğundan sübuta eren eylemi nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/C-e maddesi kapsamında cezalandırılması işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı        2012/8989  E.  ,  2015/6542 K.

İstemin Özeti : … İlköğretim Okulunda öğretmen olarak görev yapmakta olan davacının, hakkında yapılan soruşturma sonucunda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanun’un 125/B-c maddesi uyarınca kınama cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, 18.03.2011 günlü, 6158 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacının, 05.10.2010 tarihinde çalıştığı okul müdürünün eşinin hastalığı nedeniyle izin aldığını öğrenmesi üzerine, “benim de kedim kustu sabahleyin” dediği ve bu ifadeyi kullanması nedeniyle dava konusu disiplin cezasıyla cezalandırıldığı görülmüş ise de, davacının sözünün, amirine karşı değerlendirilecek bir saygısızlık olmaması, davacının sözünün kişi belirtmeksizin soyut bir ifade olması karşısından davacı hakkında tesis edilen disiplin cezası işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptali yolunda İstanbul 7. İdare Mahkemesince verilen 30/12/2011 tarihli ve E:2011/1239, K:2011/2319 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hâkimi :
Düşüncesi : Kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 07/12/2015 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı        2012/185 E.  ,  2015/4868 K.

İstemin Özeti : … davacı tarafından, 399 sayılı KHK’nın 44. maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (e) alt bendi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali ile maaşından yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacının, 23.03.2009 günü saat 18:30’da … şefi …’nin sorumlu şef olarak görevli bulunduğu gişeler servisine gelerek orada bulunan personele çıkış saatlerini yazmaları yönünde talimat verdiği, sorumlu şef olan …’nin bunu neden yaptığını sorması üzerine, amir-memur seviyesini aşarak sözle saygısızlık edecek beyanlarda bulunduğu anlaşıldığından, davacının 657 sayılı Kanunun 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (e) alt bendi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda Bursa 1. İdare Mahkemesince verilen 24/06/2011 tarihli ve E:2010/240, K:2011/800 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hâkimi :
Düşüncesi : İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 29/09/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2013/10010 E.  ,  2015/5284 K.

Davacının disiplin cezasının dayanağı olarak gösterilen ve geçici görevlendirme işlemine itiraz niteliğindeki 09.04.2012 tarihli dilekçesinde, “23 yıla yaklaşan kurum hizmetimde depremle ilgili hiçbir çalışma yapmamış olmamdan dolayı bu muğlak görevlendirme tanımıyla aslında şahsımdan bir hizmet beklenmediğini”, “şahsımı hedef alan hukuk dışı uygulamalara karşın haklarımı hukuk yoluyla aramamdan olsa gerek, birilerinin şahsıma karşı duyduğu kin ve garezle, sindirme, psikolojik baskı, tehdit, baskı yapmak suretiyle”, “ekip halinde yapmam gereken çalışmayı kimlerle hangi sıfatla yapmam gerekmektedir…teknik bir donanım kullanılması gerekli ise bu donanım nereden temin edilecektir…dinamik ve statik hesaplama yöntemleri konusunda bilgi sahibi olmadığının biliniyor olmasına rağmen 2 ay süreyle hangi muayene yöntemiyle tespitler yapmam beklenmektedir”, “sıralanan soruların cevaplarına ilişkin şahsıma hiçbir bilgi verilmeden bir görevlendirmeye gidilmesini samimiyetsiz, ciddiyetsiz, kasıtlı ve cezalandırılmam için yapıldığına inanmamın yanısıra”, “… yaşayan insanlarımızın da ucuz sindirme politikalarına alet edilmiş olmasını da esefle karşıladığımı ifade ediyor”, “görevlendirme kararının yeniden değerlendirilmesini arz ediyorum” şeklindeki beyanları ile dosya kapsamındaki görevlendirme işlemi ve bu işleme itiraz sürecine ilişkin bilgi ve belgelerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden tüm bu beyanların davacının cezalandırılmasını gerektirecek nitelik ve ağırlıkta olmadığı, dava konusu işlemin bu nedenle hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından davanın reddi yolunda verilen temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine

Danıştay 12. Daire Başkanlığı        2013/6861  E.  ,  2016/4586  K.

Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının amirine söz konusu görevlendirme işlemiyle ilgili aralarında geçen tartışma sırasında ”… suya torpil yapmak için mi beni depoda çalıştırıyorsunuz, depo görevlendirmemin … suya torpil olsun diye yapıldığını biliyorum” diyerek itiraz ettiği, kendi ifadesinde de bu ifadeleri kullandığını kabul ettiği, kullanılan ifadelerin amirine saygısızlık mahiyetinde sözler olduğu açık olduğundan sübuta eren eylemi nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/C-e maddesi kapsamında cezalandırılması işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu durumda; davacının eylemine uygun disiplin cezasıyla cezalandırılması işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından aksi yönde verilen İdare Mahkemesi karında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 13/10/2016 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı        2014/3080   E.  , 2016/4512  K.


Dava; ..İli, … İlçesi … İlköğretim Okulu’nda Türkçe öğretmeni olarak görev yapmakta iken … İlçesi .. İlköğretim Okulu’na Türkçe öğretmeni olarak atanan davacının, hakkında yapılan soruşturma sonucunda 1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 03.10.2012 tarih ve 2012/16 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, dosya kapsamına göre davacının aynı okulda görev yapan hizmetli Ş.Ö.’ye fiili tecavüzde bulunma eylemi sübuta erdiğinden bahisle Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair teklifin Yüksek Disiplin Kurulunca reddi üzerine Valilikçe, eylemin kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirdiği düşüncesiyle dosyası bu konuda karar vermeye yetkili il disiplin kuruluna sevk edilip anılan kurulca karar alındıktan sonra, davacının 1 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.
Anayasa’nın 38. maddesinin ilk fıkrasında, “kimse kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz” denilerek “suçun yasallığı”, üçüncü fıkrasında da “ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” denilerek “cezanın yasallığı” ilkesi vurgulanmıştır.
Suç ve cezaların yasayla belirlenmesi, hukukun temel ilkelerinden biridir. Günümüzde bu ilkeye uluslararası hukukta ve insan hakları belgelerinde de yer verilmektedir. İlkenin esası, kişilerin, yasak eylemleri ve bunlar karşılığında verilecek cezaları önceden bilmelerini sağlamak düşüncesine dayanmaktadır. Suç ve cezaların yalnızca yasayla konulup kaldırılması da yeterli olmayıp kuralların kuşkuya yer vermeyecek biçimde açık ve sınırlarının da belli olması gerekir. Bu bağlamda cezanın kanuniliği ilkesi, her şeyden önce o suçun kanun tarafından “tanımlı” olmasını gerekli kılar.
Disiplin cezası ile cezalandırılan kamu görevlisinin disiplin suçu oluşturan eylemi açık bir şekilde belirlenmeli, disiplin suçu oluşturan bu eyleminin hangi disiplin kurallarını ihlal ettiği açıkça ortaya konulmalıdır. Cezaların açık ve belirgin olması, açılan iptal davalarında hukuki nitelendirmeler ve muhakeme açısından kolaylık sağlayacak, aksi bir durum ise uyuşmazlık hakkında hukuki değerlendirme yapmayı olanaksız kılacaktır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 124/2. maddesinde; “Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125. maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir.” hükmüne yer verilmiş, aynı Kanun’un 125/E-(f) maddesinde, amirlerine, mahiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak eyleminin devlet memurluğundan çıkarılma cezasını gerektirdiği hüküm altına alınmış, yine aynı Kanun’un 126. maddesinde ise uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarının disiplin amirleri tarafından verileceği, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler, il disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde Valiler tarafından verileceği, disiplin kurullarının ve yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkisi olmadığı, cezayı kabul veya reddedeceği, ret halinde atamaya yetkili amirlerin 15 gün içinde başka bir disiplin cezası verebileceği düzenlenmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, .. İli .. İlçesi … İlköğretim Okulunda öğretmen olarak görev yapan davacı ile aynı okulda hizmetli kadrosunda görev yapan Ş.Ö. arasında 25.05.2011 günü öğlen arasında öğretmenler odasında yaşanan olay nedeniyle her ikisi hakkında da disiplin soruşturması başlatıldığı, hazırlanan soruşturma raporunda, davacının Ş.Ö.’ye, “çık dışarı” diyerek iki kez bağırdığı, “burası öğretmenler odası, seni burada istemiyorum şerefsiz”dediği, O’nu itelediği, yakasına yapıştığı, yumruk vurduğu, boğazını sıkıştırdığı yönündeki iddiaların sübuta erdiğinden bahisle, hakaretten dolayı 657 sayılı Kanunun 125/D-(l). maddesi uyarınca Kademe İlerlemesinin Durdurulması cezasıyla, darp etmekten dolayı da 125/E-(f). maddesi uyarınca Devlet Memurluğundan Çıkarma cezası ile cezalandrılması yönünde teklif getirildiği, anılan teklifin görüşüldüğü Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 23.08.2011 gün ve 39964 sayılı kararıyla “ilgiliye isnat olunan fiillerin doğruluk kazanmadığı” gerekçesiyle ceza teklifinin reddine karar verildiği, dosyanın Ordu Valiliğine gönderilmesi üzerine 30.09.2011 tarihli Valilik Oluruyla disiplin kuruluna sevk edildiği ve Vali tarafından Olur verilen dava konusu İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu kararıyla, davacının 657 sayılı Yasanın 125.maddesinin (D) bendi uyarınca 1 Yıl Kademe İlerlemesinin Durdurulması Cezasıyla cezalandırılması üzerine anılan kararın iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu olayda, davacıya isnat edilen “amirlerine, mahiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak” eylemi nedeniyle 657 sayılı Yasa’nın 125/E-(f) bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarılma cezasıyla cezalandırılması teklifinin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 23.08.2011 gün ve 39964 sayılı kararıyla “ilgiliye isnat oluna fiillerin doğruluk kazanmadığı” gerekçesiyle reddedilmesi üzerine dosyanın tekrar görüşülerek İl Milli Eğitim Disiplin Kurulunca alınan karar ve 657 sayılı Yasa’nın 126/3. maddesi uyarınca atamaya yetkili amir olan Vali tarafından verilen olur üzerine davacının, soruşturmaya konu olan hangi eylem veya eylemleri nedeniyle 657 sayılı Kanun’un 125.maddesinin (D) bendinin hangi alt bendi kapsamında cezalandırıldığı dava konusu işlemde ortaya konulamamış, bu eylem veya eylemlerin sübuta erdiğine ilişkin hukuki değerlendirme yapılmamış, bu haliyle suçun ve cezanın belirginliği ilkesi ihlal edilmiştir.
Bu durumda, davacının disiplin suçu oluşturan eylemi açık bir şekilde belirlenmeden ve hangi madde kapsamında cezalandırıldığı açıkça ortaya konulmadan tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 11/10/2016 tarihinde oybirliği ile karar

Danıştay 12. Daire Başkanlığı        2016/8855  E.  , 2017/461  K.

Dava; müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-(f) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, soruşturma raporunda yer alan ifade ve belgelerden davacının iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunduğu iddiası sübuta erdiğinden, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir. 
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-(f) maddesinde; “Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak” fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; müdür yardımcısı olarak görev yapan davacı hakkında, koridorda ilkokul müdürüne tokat attığı ve tekmelediği yönündeki müdürün olay günü verdiği şikayet dilekçesi üzerine başlatılan soruşturma sonucunda düzenlenen Soruşturma Raporunda; davacının bahse konu eyleminin sübut bulduğu, belirtilen fiilinin ise “iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak eylemi” kapsamında olduğu değerlendirilerek davacı hakkında 657 sayılı Kanun’un 125/E-(f) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası yönünde teklif getirildiği, bu doğrultuda Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun işlemi ile davacının Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması üzerine, bu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Soruşturma raporunda yer alan ifadeler incelendiğinde; olayın tarafları dışında 11 kişinin ifadelerinin alındığı, bahse konu darpa maruz kalan ilkokul müdürünün olay anında yanında bulunan aynı okulun müdür yardımcısı ve olay esnasında dersten çıkan bir öğretmeninin, davacının müdürü tekmelediği yönünde beyanda bulunmalarına karşın, genel olarak ifadelerine başvurulanların olay anında gürültü duydukları, fiili tecavüz görmedikleri yönünde beyanda bulundukları, davacı ile davacının şahit gösterdiği iki kişinin ifadelerinden ise, davacının müdürü iterek yere düşürdüğü anlaşılmaktadır.
Kanun koyucu, hukuk devletinde kamu hizmetlerinin uyum ve düzen içinde yürütülmesini sağlamak amacıyla hizmeti sunan kamu görevlileri için disiplin düzenlemeleri içeren kurallar öngörebilir ve bu kurallara uyulmasını temin etmek amacıyla çeşitli disiplin yaptırımları benimseyebilir. Ancak disipline konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesi de hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken adil denge, “ölçülülük ilkesi” olarak da adlandırılmakta ve bu ilkenin alt ilkelerini de elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkeleri oluşturmaktadır. 
“Elverişlilik ilkesi”, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “zorunluluk ilkesi” öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmasını ve “orantılılık ilkesi” ise öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade etmektedir.
Bu durumda; davacının eyleminin disiplin cezası verilmesini gerektirdiği tartışmasız olmakla birlikte, 657 sayılı Kanun’un 125/E-(f) maddesinde yer alan Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile bu bağlamda “fiili tecavüz” olarak nitelendirilen itme eylemi arasında adil bir dengenin bulunmadığı açık olduğundan, davacının Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır. 
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, kullanılmayan 45,60-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 23/02/2017 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. 

Danıştay 12. Daire Başkanlığı        2011/8909 .   2015/5313 1  K.

Bakılan olayda, davacı ile … arasında meydana gelen kavga olayının adli makamlara intikal ettiği, adı geçenlerin basit yaralama suçundan dolayı Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nde yargılandıkları, yapılan yargılama sonucunda anılan Mahkemenin 08.03.2011 tarihli ve E:2009/230, K:2011/207 sayılı kararı ile davacının ve …’nin eylemleri sabit görülerek kasten yaralama suçundan dolayı ayrı ayrı adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği ve haklarında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, böylelikle davacının üzerine atılı fiilin mahkeme kararı ile sübuta erdiği, bununla birlikte, dava konusu olayda asıl değerlendirilmesi gereken hususun, kavganın sebebi veya kimin başlattığı olmayıp kamu görevlisi sıfatını taşıyan iki kişinin birbirleriyle her ne sebeple olursa olsun veya kim başlatırsa başlatsın kavgaya karışıp karışmadıkları hususu olduğu, davacının ve …nin kavga ederek birbirlerini darp ettikleri konusunda bir tereddüt bulunmadığı, adı geçen kişilerin eylemleri nedeniyle memur disiplin hukukunu bozarak kamu hizmetinde aksamalara sebebiyet verdikleri, öte yandan, davacıya ağır ceza verilirken, …’ye hafif bir ceza verilmesinin ise dava konusu işlemi sakatlamayacağı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 15/10/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir