Gerçeğe Aykırı Sınav Belgesi İle Atanan Personelin Disiplin Suçu Zamanaşımına Uğrar mı?

Gerçeğe Aykırı Sınav Belgesi İle Atanan Personelin Disiplin Suçu Zamanaşımına Uğrar mı?
125×125

Gerçeğe aykırı LES ve ÜDS sonuç belgeleri ile doktora yeterlik ve devamında öğretim görevlisi olarak atanan davacının suçunun mütamadi suç tanımına uyduğu ve zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından dava konusu kamu görevinden ayırma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı hakkında.

T.C.

DANIŞTAY Sekizinci Daire

Esas No: 2015/62.. Karar No : 2016/78..

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Kararın düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçede öne sürülen düzeltme nedenleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesine uygun bulunduğundan düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Sekizinci Dairesinin …. gün ve……. sayılı kararı kaldırılarak işin esası yeniden incelendi.

Dava, …….Üniversitesi’nde Öğretim Üyesi olarak görev yapan davacı tarafından, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici harekederde bulunmak disiplin suçunu işlediği gerekçesiyle Yükseköğretim Kurumlan Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin 11 (b)-6 maddesi gereğince “Kamu Görevinden Ayırma Cezası” ile tecziyesine ilişkin Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu’nun ……… günlü ……….. sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

İdare mahkemesince davacının…. dönemi LES sonuç belgesi ile ….. ÜDS Aralık dönemi sonuç belgesini sahte olarak düzenleyerek doktora programına başvuru ve bitirme aşamasında kullanmasından en geç iki yıl içinde hakkında soruşturma yapılarak disiplin cezası verilmesi gerekirken, belgelerin sahte olarak düzenlenip kullanılmasından çok sonra, bir başka anlatımla zamanaşımı süresi dolduktan sonra yapılan soruşturmaya dayanılarak verilen dava konusu disiplin cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

21.08.1982 tarih ve 17789 sayılı Yükseköğretim Kurumlan Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin ‘Üniversite Öğretim Mesleğinden veya Kamu Görevinden Çıkarma’ başlıklı 11. maddesinde, üniversite öğretim mesleğinden ve kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren haller düzenlenmiş, maddenin (b) bendinin 6. fıkrasında; Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilini işleyenlere kamu görevinden çıkarma cezasının verileceği hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, aynı Yönetmeliğin ‘Zamanaşımı’ başlıklı 19. maddesinde; “Bu yönetmelikte sayılan disiplin suçu niteliğindeki fiil ve halleri işleyenler hakkında bu fiil ve hallerin işlenildiğinin soruşturmaya yetkili amirlerce öğrenildiği tarihten itibaren;

a-Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,

b-Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına,

Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına

uğrar.

Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zaman aşımına uğrar.” hükmü kural altına alınmıştır.

Hareket ile meydana gelen hukuka aykırı sonucun birden sona ermeyip zaman içinde devam etmesi ve bu devamlılığın failin iradi bir davranışına bağlı olması halinde mütemadi suçtan söz edilmektedir. Mütemadi suç kavramından, hareketin eseri olan hukuka aykırı durumun birden sona ermeyip zaman içinde devam etmesi ve bu devamlılığın failin iradi bir davranışına bağlı olması halinde söz edilmektedir. Mütemadi suçun iki temel özelliği bulunmaktadır. Bunlar; hukuka aykırı sonucun zaman içinde devam etmesi ve bu devamlılığın failin iradesine bağlı olmasıdır

Dosyanın incelenmesinden; ……………’de Öğretim Üyesi olan davacının,  doktora programı için 2001 yılında doktora programına giriş esnasında 2001 Mayıs dönemi LES sonuç belgesi ile yine doktora yeterlik sınavına girmek için 2003 ÜDS Aralık dönemi sonuç belgesini ilgili üniversiteye sunduğu, 2005 yılında bu belgelerin değerlendirilmesi sonucu …….Üniversitesi doktora programından mezun olduğu, 2006 yılında üniversiteden aldığı doktora belgesiyle …….Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak göreve başladığı, davacı hakkında doktoraya giriş ve doktora yeterlik aşamalarında kullanılmak üzere verilen 2001 LES ve 2003 ÜDS sonuçlarının ÖSYM’nin sonuç açıklama sistemindeki puanlardan farklı olmasının ………………..Üniversitesi’ne ihbarı üzerine ilgili üniversitece 15.04.2011 tarihinde soruşturma başlatıldığı, hakkında …………. Cumhuriyet Başsavcılığına resmi begede sahtecilik suçundan suç duyurusunda bulunulduğu, 30.05.2011’de davacının doktora mezuniyet belgesinin ………..Üniversitesi’nce iptal edildiği ve bu işleme ilişkin açılan davada ….. İdare Mahkemesinin …………sayılı kararla davanın reddine karar verdiği, 12.08.2011 tarihinde ……..Üniversitesi’nin ………. Üniversitesi Rektörlüğüne durumu bildirmesi üzerine kurumca davacı hakkında soruşturma başlatıldığı ve 02.12.2012 tarihinde kamu görevinden çıkarma cezasının verildiği,…….Asliye Ceza Mahkemesince ………sayılı kararla zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesine karar verildiği görülmüştür.

Olayda her ne kadar davacı tarafından, 2001 Mayıs dönemi LES sonuç belgesinin doktora programına başvuru esnasında yani 2002 yılında, 2003 ÜDS Aralık dönemi sonuç belgesinin doktora yeterlilik sınavına giriş sırasında 2004 yılında gerçeğe aykırı olarak verildiği anlaşılmakta olup, davacının gerçek dışı beyanı ve hilesi ile sahte olarak hazırlandığı belirlenen belgelerin, düzenlenerek idareye verilmesinden çok sonra 2011 yılında yapılan soruşturma sonucu ortaya çıktığı görülmekte ise de, noter tasdikli olarak kullanılan hukuka aykırı belgelerin idare tarafından kabul edilmesinde idarenin yeterli inceleme yapmadığından bahisle hak ve nesafet kuralları gereği idareye bir sorumluluk yüklenemeyeceği, kaldı ki davacının 2001 ve 2003 yıllarına ait sınav sonuçlarını kullanarak 2005 doktora yeterlilik belgesi ve devamında öğretim görevlisi unvanına sahip olduğu, bu anlamda suçun yukarıda bahsi geçen mütemadi suç tanımına uyduğu anlaşılmıştır.

Bu durumda davacıya isnat edilen eylemin sabit olduğu ve bu eylemin “kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” suçu kapsamında bulunduğu, eylemin devam ettiği ve mütemadi suç vasfının oluştuğunun kabulüyle iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle iptal edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir