Geçmiş Sicili Olumlu Olan Memura Bir Alt Disiplin Cezası Verilmesi Zorunlu mu?

Geçmiş Sicili Olumlu Olan Memura Bir Alt Disiplin Cezası Verilmesi Zorunlu mu?
125×125

Disiplin yönünden sübut bulan eylem nedeniyle geçmiş hizmetleri olumlu olan ve sicilleri iyi veya çok iyi olan kamu görevlilerine bir alt ceza verilmesi konusunda idareye takdir yetkisi tanınmış olup, Anayasal ve yasal düzenlemeler uyarınca yargı yerlerince, idareyi takdir yetkisini ortadan kaldırarak bir derece hafif ceza vermeye zorlamak hukuken mümkün olmadığından, davacıya alt ceza uygulanması gerektiğinden bahisle işlemin iptaline ilişkin kararda hukuki isabet bulunmadığı hakkında.

T.C.

DANIŞTAY

İdari Dava Daireleri Kurulu

Esas No: 2015/544 Karar No : 2017/1512

TÜRK MİLLETÎ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Dava; davacının Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8/18. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.

…..İdare Mahkemesinin … günlü ve ……… sayılı kararıyla; davacının geçmiş çalışmalarının başarılı ve olumlu olmasından bahisle olayda Tüzüğün 15. maddesi uygulanarak bir alt ceza verilmesi yoluna gidilmesi gerekirken meslekle ilişiğinin kesilmesi sonucunu doğuracak şekilde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Anılan karar, Danıştay Onikinci Dairesinin …. gün ve …. sayılı kararıyla; Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 15. maddesinde yer alan “uygulanabilir” ibaresi ve Tüzüğün atıfta bulunduğu 657 sayılı Yasadaki benzer hüküm birlikte değerlendirildiğinde; memurun geçmiş çalışmalarında başarılı olması veya sicillerinin çok iyi olması halinde ya da diğer hafifletici nedenlerin bulunması durumunda daha hafif bir ceza verilmesi konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı, Anayasal ve yasal düzenlemeler karşısında yargı yerlerince idarenin yerine geçerek memurun geçmiş hizmetlerinin ve sicillerinin değerlendirilmesi sonucu takdir yetkisini kaldıracak biçimde idareyi bir derece hafif ceza vermeye zorlamaya hukuken olanak bulunmadığı; bu durumda göreve içki içtiği belli olacak şekilde geldiği sabit olan davacının fiilinin karşılığı olan ceza ile cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı; geçmiş sicil durumu dikkate alınarak alt ceza ile cezalandırılması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuş ise de; İdare Mahkemesi, bozma kararına uymayarak ilk kararında ısrar etmiştir.

Davalı idare, ……İdare Mahkemesinin…….. sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü uyarınca verilen dava konusu disiplin cezasının yasal dayanağı olan, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, “yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa’nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu” gerekçesiyle, iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştir. Öte yandan, 682 sayılı KHK’nın Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında ise; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.” hükmüne yer verildiğinden, dava konusu uyuşmazlığın bu Kanun Hükmünde Kararname kuralları uyarınca incelenip çözümlenmesi gerekmektedir.

Başkan …, Üyeler …, … ve …’nın; “Anayasa’nın 38. maddesinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik önlemlerinin; ancak, kanunla konulacağının belirtildiği, 91. maddesinin ilk fıkrasında da, TBMM’nin Bakanlar Kurulu’na kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebileceği, ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saldı kalmak üzere, Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevlerin kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceğinin öngörüldüğü gözönüne alındığında, Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile, 3201 sayılı Kanun’un 83. maddesinin birinci cümlesinin, Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçta kanunilik ilkesine ve Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan kanuni düzenleme ilkesine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle iptal edilmiş olması nedeniyle bu konudaki düzenlemenin Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesine göre yasayla yapılması gerekirken, olağanüstü halin gerekli kıldığı bir konu da olmamasına karşın kanun hükmünde kararname ile yapılmasının Anayasa’ya aykırı olduğu, dolayısıyla 682 sayılı KHK’nın ilgili hükümlerinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği” yönündeki oylarına karşılık, anılan KHK kurallarının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve Anayasa Mahkemesine başvurulmasına gerek olmadığına oyçokluğu ile karar verilerek işin esasının incelenmesine geçildi:

23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesinin 2. fıkrasında; kurumda geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu bulunan ve iyi veya çok iyi derecede değerlendirme puan alan personel için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabileceği belirtilmiştir.

Uyuşmazlık; disiplin yönünden sübut bulan eylem nedeniyle geçmiş hizmetleri olumlu olan kamu görevlisine bir alt ceza verilip verilmeyeceğine ilişkin idareye tanınan takdir yetkisinin yargısal denetimine ilişkindir.

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesinde yer alan; “Takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.1‘ buyurucu kuralına koşut olarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 2. fıkrasında; “İdari yargı yetkisi idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari Mahkemeler yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarla gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.” kuralına yer verilmiştir.

682 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7. maddesinin 2. fıkrasına göre; memurun geçmiş çalışmalarının olumlu olması ve sicillerinin iyi veya çok iyi derecede olması halinde bir alt ceza verilmesi konusunda idareye takdir yetkisi tanınmış olup, Anayasal ve yasal düzenlemeler karşısında yargı yerlerince; idareyi, takdir yetkisini ortadan kaldırarak bir derece hafif ceza vermeye zorlamak hukuken mümkün olmadığından, davacıya alt ceza uygulanması gerektiğinden bahisle dava konusu işlemin iptaline ilişkin mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne…

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir