Adli Yargıda Beraat Eden Memura Disiplin Cezası Verilebilir mi?

Adli Yargıda Beraat Eden Memura Disiplin Cezası Verilebilir mi?
125×125

Adli Yargıda Delil Yetersizliği Sebebiyle Beraat Eden Memura Disiplin Cezası Verilebilir mi?

Kamuda memur olarak görev yapanların işlemiş oldukları fiile göre 657 sayılı yasanın 125. maddesinde yer alan hükümlere göre disiplin cezası almaları mümkündür.Ayrıca işlenen fiil ceza kanununa göre suç teşkil ediyor ise memurlar aynı fiilden dolayı mahkemelerde de ceza soruşturması geçirmektedirler.

Bazı durumlarda memurlar mahkemedeki yargılanmalarından beraat ettikleri halde aynı konu ile alakalı olarak disiplin cezası alabilmektedirler.

Mahkemeden beraat eden memurlara aynı suçtan  disiplin cezası verilip verilemeyeceği hususunda daha önceki yıllarda verilmiş olan Danıştay Kararını yazımız ekinde yayımlıyoruz.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 20.06.2003 tarihli, 2003/67 E. ve 2003/436 K. sayılı kararında  “ Memurun iddiaya konu fiili işlemediğinin veya fiilin o memur tarafından işlenmediğinin tespit edilmediği, bununla birlikte delil yetersizliğinden bahisle “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gözetilerek beraat kararı verildiği hallerde, memur hakkında disiplin cezası verilebileceği içtihatta kabul edilmektedir” hükmüne atıfta bulunulmuş ve delil yetersizliği gibi sebeplerle memurun adli yargıda berat etmiş olmasının disiplin yönünden ceza verilmesine engel olmayacağı bildirilmiştir.

İlgili kararda delil yetersizliği sebebiyle ceza alamayan memura verilecek olan disiplin cezası değerlendirilmiş olup memurun yargılanması sonucunda suçu işlemediği yönünde karar verilmiş olması halinde ise disiplin cezasında da mahkeme kararına paralel işlem yapılması gerekmektedir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 20.06.2003 tarihli, 2003/67 E. ve 2003/436 K. sayılı kararı;

“… İdare Mahkemesi 20.5.1999 günlü, E: …, K: … sayılı kararıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin Devlet Memurluğundan Çıkarma başlıklı E bendinin (g) fıkrasında ‘Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak’ fiiline yer verildiği, polis memuru olan davacının … Emniyet Müdürlüğü, Özel Hareket… de görevli bulunduğu sırada, … isimli … memuru ile birlikte 13.7.1995 tarihinde …’dan çalınan … plakalı … oto ile 23.4.1995 tarihinde çalınan … plakalı … marka otomobillerin çalıntı olduklarını bildikleri halde ellerinde bulundurdukları, sözkonusu otoları kendi çabaları ve akrabaları aracılığı ile satma girişiminde bulundukları, otolar ele geçirildiğinde belgelerinin sahte olduğunun anlaşılması üzerine yapılan soruşturma sonucunda fiillerinin sübuta erdiği gerekçesi ile dava konusu işlemin tesis edildiğinin anlaşıldığı, davacının eyleminin adli yönünün bulunması ve davacı hakkında verilen lüzum-u muhakeme kararı gereğince yargılandığı … 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde, E: …, K: … sayılı kararla üzerine atılı fiiller hakkında hiçbir delil elde edilemediği, fiillerinin sübuta ermediği gerekçesi ile beraat ettiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmakla davacı hakkında verilen Devlet memurluğundan çıkarma cezasının dayanağı kalmadığından verilen disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının dava konusu işlem nedeniyle açıkta geçirdiği sürelere ilişkin parasal haklarının davanın açıldığı 8.2.1997 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Temyiz incelemesi aşamasında Danıştay Onikinci Dairesi 14.5.2001 günlü, E: 1999/3673, K:2001/2095 sayılı kararıyla; …yapılan soruşturma sonucunda fiillerinin sübuta erdiği gerekçesiyle Devlet memurluğundan çıkarıldığı, aynı fiilden dolayı yapılan ceza yargılaması sonucu … 2. Asliye Ceza Mahkemesinde E:1996/177, K: 1999/95 sayılı kararıyla delil yetersizliğinden beraatına hükmedildiği ve bu kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiğinin anlaşıldığı, dava dosyası ile soruşturma dosyasının ve soruşturma dosyasında bulunan ifadelerin birlikte incelenip değerlendirilmesi sonucu davacının disiplin hükümleri bakımından üzerine atılı fiili işlediği sonucuna ulaşıldığı, 657 sayılı Yasanın yukarıda belirtilen 131. maddesine göre de, memurun ceza kanununa göre mahkum olması ya da olmamasının ayrıca disiplin cezası uygulanmasına engel teşkil etmediğinden, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile karar bozulmuştur.

… İdare Mahkemesi 11.11.2002 günlü, E:2002/1581, K:2002/1424 sayılı kararıyla; bir kamu görevlisinin, üzerine atılı disiplin suçu, ceza yasasına göre de suç niteliğinde ise ve ceza yargılaması sonucunda suçun unsurlarının oluşmadığı ya da suçun o kişi tarafından işlenmediği mahkeme kararıyla saptanmışsa, böyle bir ceza mahkemesi kararının Disiplin Hukuku yönünden bağlayıcı olacağı, bu itibarla adli yargıda beraat eden davacının üstüne atılı fiilin idari yönden de işlendiği kesinlik kazanamayacağı kanaatine ulaşılarak davacı hakkında verilen devlet memurluğundan çıkarma cezasında hukuka uyarlık bulunmadığını da gerekçesine ekleyerek ilk kararında ısrar etmiştir.

Davalı idare işlemin 657 sayılı Yasanın ilgili hükümlerine uygun olarak kurulduğunu belirterek kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

Danıştay Onikinci Dairesinin kararında belirttiği üzere; 657 sayılı Yasanın 131. maddesine göre memurun ceza yasasına göre mahkum olması ya da olmamasının disiplin cezasının uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği açıktır.

Dosyanın incelenmesinden davacının disiplin hükümleri bakımından memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunduğunun tespiti üzerine, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırıldığı anlaşıldığından verilen ceza yerinde olup; dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir”.

Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılmasının Disiplin Soruşturmasına Etkisi

Disiplin soruşturması açısından memurları ilgilendiren diğer bir durum ise hükmün açıklanmasının geriye bırakılması durumunda disiplin cezası verilip verilmeyeceği hususunda yaşanmaktadır.Konuya ilişkin başka bir yargı kararında da hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasının disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği yönünde karar verilmiştir.

Danıştay Onyedinci Dairesinin 24.03.2016 tarih ve E.2015/896, K.2016/1858 sayılı kararında aynen “…davacının anılan suçlardan dolayı yargılanması sonucunda, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2008/119, K:2014/371 sayılı kararı ile ayrı ayrı üç kez işlediği eylemlerden dolayı “resmi belgede sahtecilik” suçundan üç kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetimli serbestlik süresine tabi tutulmasına; ayrı ayrı iki kez işlediği eylemlerden dolayı “nitelikli dolandırıcılık” suçundan, 1 yıl 3 ay hapis ve 700 TL adli para cezası ile 11 ay 3 gün hapis ve 160 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetimli serbestlik süresine tabi tutulmasına karar verilmiş ve bu karara yapılan itirazın reddi ile karar kesinleşmiştir.

Bu durumda, yukarıda yer verilen Ceza Mahkemesi kararı ile davacı hakkında mahkümiyete hükmedilip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi karşısında; İdare Mahkemesince, Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil ettiği gerekçedeki anlatımla kabul edilen eylemin sübuta erdiği şeklinde ifade kullanılmasında, masumiyet karinesi uyarınca hukuki isabet görülmemiş ise de; davacının zabıt katibi olarak görev yaptığı sırada, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunması sebebiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-g maddesi uyarınca memurluktan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve bu karar uyarınca memurlukla ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, bu husus, anılan kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.” denilerek, ceza yargılaması sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen memura, disiplin soruşturması neticesinde devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.” denilmiştir

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir