1702 Sayılı Yasaya Göre Maaş Kesim Cezası Vermeye Disiplin Amirinin Yetkili Olduğu

1702 Sayılı Yasaya Göre Maaş Kesim Cezası Vermeye Disiplin Amirinin Yetkili Olduğu
125×125

1702 sayılı Kanun uyarınca verilen maaş kesim cezasında disiplin amirinin yetkili olduğu hakkında

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Dava; ….. İli, ………….İlçesi, … Lisesi’nde müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının, 1702 Sayılı Kanun’un 22/1. maddesi uyarınca 5 günlük maaş kesim cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 28.06.2013 tarihli ve 75405 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, davacı hakkında düzenlenen soruşturma raporunda 1 günlük maaş kesim cezası ile cezalandırılması teklif edilmesine rağmen, aynı raporda 5 günlük maaş kesim cezası teklif edildiği belirtilerek ve tekliften daha yüksek bir ceza verildiğine yönelik hiçbir açıklamaya yer verilmeyerek tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.

Davalı idare tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

29.06.1930 tarihli ve 1532 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01.09.1930 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 1702 sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri hakkında Kanunun 32. maddesinde, “Bu kanunda tasrih edilmeyen ahval Memurun Kanunu ahkamına tabi olduğu, 33. maddesinde, ihtar cezasının 1) Maarif Vekili, 2) Vali, 3) Maarif Müdürü, 4) lise, orta mektep ve muallim mektepleri müdürleri tarafından; tevbih cezasının 1) Maarif Vekili, 2) Vali, 3) Maarif Müdürü tarafından, 35. maddesinde, ders ücrederinin kesilmesi cezasının Maarif Vekili, Maarif Müdürleri ve orta derecede mektep müdürleri tarafından her biri kendi emir ve icra salahiyeti dairesinde olarak tatbik edileceği; 36. maddesinde, her vilayet merkezinde bir maarif inzibat meclisi bulunacağı; bu meclisin ilk mektep muallim ve başmuallimleri ile akşam sanat ve ticaret mektep ve kursları muallimlerinin inzibati meselelerine ait karar ve hüküm vereceği; 37. maddesinde, bu meclisin kimlerden oluşacağı hükme bağlanmıştır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 126. maddesinde, uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarının disiplin amiri tarafından verileceği hükmüne yer verilmiştir.

03.06.1991 tarih ve 20890 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliği’nin “Disiplin amirlerinin belirlenmesi” başlıklı 4. maddesinde; “Ek listede gösterilen üst disiplin amirleri, sıralamada kendinden önce gelen amire bağlanmış olan bütün personelin aynı zamanda ilk disiplin amiri sıfatına haizdir” hükmüne, Yönetmeliğin eki listenin “Taşra Teşkilatı” bölümünde ise ilçede görev yapan müdür yardımcılarının disiplin amirinin, okul müdürü ve ilçe milli eğitim müdürü olduğu kuralına yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden; …….. İli, …………….. İlçesi, …………… Anadolu Lisesi’nde müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının 1702 sayılı Yasa’nın 22/1. maddesi uyarınca tevhiden 1 günlük aylık kesim cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, davacının 5 günlük aylık kesim cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin tesisi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda anılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; 1702 sayılı Kanun’da maaş kesim cezasını vermeye yetkili makam konusunda herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, anılan Kanun’un 32. maddesinde de, 657 sayılı Kanun’a atıf yapıldığı, 657 sayılı Kanun’un 126. maddesinin 1. fıkrasında da, aylıktan kesme cezasının disiplin amirleri tarafından verileceğinin belirtildiği görüldüğünden, dava konusu disiplin cezasının disiplin amiri tarafından verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda; maaş kesim cezasının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 126. maddesi uyarınca disiplin amiri tarafından verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, doğrudan disiplin kurulunca tesis edilen dava konusu işlemde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşıldığından, İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde bulunmamakta ise de, sözü edilen husus sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte bulunmamıştır.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir